Bugünkü
Takvim
  • 22 Şubat 2015, Pazar

Kızlar beni ne yapsın?

Sevgili Takvim okuyucuları... Dertleriniz ve söyleyecek sözleriniz için artık bu köşe emrinizde... Siz yazın, biz cevaplayalım. Ayrıca ünlü dostlarımızdan rica ediyoruz. Onlar da size yol gösteriyor! Bugünkü konuğumuz; Sevgili Altuğ Yücel...

Selda Abla, herkese nasip olmayan bir üniversitede okuyorum ve 4. sınıftayım. Ama fiziksel görünüş olarak berbatım.
Boyum kısa, burnum çarpık ve büyük, para desen hiç yok. Bir tek gülüşüm ve dişlerim fena değil.

HAYBEYE YAŞIYORUM
Fotoğraf çektirmekten nefret ediyorum, arkadaşlar arasında tek karede bile yokum. Anladığınız gibi kızlardan yana şans sıfır. Önce kitap filan okuyup kültürümü geliştireyim dedim ama günümüz hatunlarını pek ırgalamıyor bu tip işler. Haybeye yaşıyorum bu dünyada diyorum ama elimle son vermek de.... Neyse Selda Abla bir iki şey de söyle ama sakın psikolojik yardım al deme. Varsa tanıdığın bir estetikçi şu burnumu düzelsin bari. Tarık&Tarık

ALTUĞ YÜCEL CEVAPLIYOR : Ah be evlat dert ettiğin şeye bak! Peki bir kolu olmayan, gözü görmeyen, bacağı sakat, yarı akıllı vatandaş ne yapsın? Eminim şimdi diyorsundur ki Neden Kıvanç Tatlıtuğ'la kıyaslamıyorsun acaba? Adettendir oğlum, aksi takdirde hiçbirimizin yaşamaması lazım!

BAŞARILI BİR ADAM YARAT
Ama şu kültürlü, ağzı laf yapan, kaliteli espriler üreten, sıcakkanlı, yardımsever, biraz gizemli, çokça doğrucu, mert ve ne iş yaparsan yapsın mutlaka başarılı olan adam tipini yaratabilirsin. İnan bunun boyla posla burunla hiç alakası yok. Aksi olsaydı dünyanın en güzel sarışını May Britt, Sammy Davis Jr. gibi kısa boylu bir adamla birlikte olmazdı. Ayrıca Okan Bayülgen ve Cem Yılmaz sana kapak olsun... Çarpık burnundan öpüyorum.

KANSER OLDUĞU SÖYLENİR Mİ?
Halley Kuyrukluyıldızı'nı insanlar en son 1986 yılında görmüştü ve o gün gök bilimciler demişti ki: "Bundan sonra ancak 2061'de görebileceğiz!" Bu katı gerçek karşısında yer ayaklarımın altından kaymış, başım dönmüştü... O gün yani 2061'de ben ne yaparsam yapayım hayatta olmayacaktım.

DOKTORUM SÖYLEDİĞİNDE ŞAŞIRDIM
Aynı duygunun benzerini doktorumun kansersin dediğinde yaşadım. Ama tuhaftır bu defa imkansız değildi. Yaşama umudum vardı. Bu kıyaslamayı şunun için yapıyorum; malum hastalığa yakalananlar asla yaşam sevinçlerini kaybetmesinler!
Daha sonra şunu sorguladım; Neden kanser olduğumu bana söylediler? Çünkü bir başkası benim kadar metanetli olmayabilir. Yaşayacağı ruh çöküntüsü hastalığının ritmini hızlandırabilir. O gündür bunu tartışıyorum çevremle. İşin içinden çıkamadım. Siz ne dersiniz? Ve lütfen bu konuyu okurlarınızın görüşüne açar mısınız; Kansere yakalandığını o insana söylemek mi gerekir, söylememek mi? Nedret Kanıklı

S.U. CEVAPLIYOR: Elbette Nedret Hanım. Ama şimdiden bilin ki, psikiyatrlar bile işin içinden çıkabilmiş değil. Neredeyse yarı yarıya aksi tezi savunuyorlar. Bir grup diyor ki bu doğrudan hastanın karakter yapısıyla ilgilidir.
her insan bunu kaldıramaz...
Her insan böyle bir gerçeğe göğüs geremez. Moralini kaybederse tedavi zorlaşır. Diğerlerinin tezi de "Hastanın kalan hayatını programlama özgürlüğüne sahip olması" gerektiği. Belki işini bırakıp evlatlarına daha fazla vakit ayıracak. Onları gelecek için hazırlayacak.
Veya dünya seyahatine çıkacak vs. dediğiniz gibi üzerinde çok düşünülmesi gereken bir gerçek.
Tabii son söz sevgili okurlarımızın.




Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
  • ve ya