Bugünkü
Takvim
  • 21 Şubat 2015, Cumartesi

Kaynanam da beni dövüyor!

Sadece kocamdan değil kaynanamdan da dayak yiyorum. 28 yaşındayım.
Çocukluğum köyümüzde geçti.
Ortaokulun ikisine kadar okudum.
Evde dört ağabeyim vardı. En büyüğü, içtiği zaman ne yaptığını bilmez yanıma gelir abuk sabuk hareketlerde bulunurdu. Anneme söyledim. O da dedi ki, sus otur zaten yakında kocaya varacaksın.
Ben kayınpeder evine gelin geldim.
Burada büyük abi var. O yüzden istemedim aynı evde oturmayı.
Sandım ki aynı şey olacak. Şimdi dayak faslından sonra beni kurtaran kaynım. Dayaklar ilk günde başladı.
Sebep, sözüm ona ben çarşıda hırkamı çıkartıyormuşum. Esnafla çok cilveli konuşuyormuşum, herkes diyormuş ki, "Senin bu gelinin gözü göz değil!" Ben, hayır sen iftira atıyorsun deyince de, saçımı eline doluyor. Kocama anlatıyorum.
Bu sefer de o girişiyor. Kollarımı çürütüyor hırkamı çıkaramayayım diye. Bizim odamızda küçük bir televizyon vardı. Kaynanam tutturdu, "O kambur evinde TV'mi görmüş.
Benim odama gelecek televizyon"
Kambur benim. Halbuki Allah yaratmış di mi? Günahtır ama bunlar günahtan da korkmuyorlar.
Sonra kocam diyor ki, "Tamam anacığım, senin odana kuralım!" Ben de kavga çıkarıyorum tabii. Sonra yer misin, yemez misin? Eşim beni dövüyor, sesim sokağın ardından duyuluyor. Kaynana televizyonun sesini açıyor nispet için. Dayak yemeğe de katlanır insan ama biraz sevgi görmek istemez mi? Gündüz evdeyken bütün işi ben yapıyorum.
Beş büyük insan, bir çocuk! Hepsinin işi benim üstüme. Ayrıca bağ-bahçe işlerini de yapıyorum. Kaynanam tek yemek işini yapar, o da oturduğu yerden. Onu getir, bunu kes, bunu yıka... Akşam olunca da inlemeye başlıyor. Erkekler eve geldiğinde eline süpürge taşlığı süpürüyor, ahlıyor ohluyor. Kocam da benim üstüme yürüyor. Tabi yine dayak...
Polise git demeyin, en az on kere gittim ama barıştırdılar... Alıp başımı gidecem gitmesine de bunlar bana çocuğumun tırnağını göstermezler!
G.G /Kastamonu

FATOŞ GÜNEY CEVAPLIYOR; Sevgili G... Yaşadığınız dayak olayı, maalesef günümüzde binlerce kadının en büyük gönül yarası ve kabusu. Sizler için bir şey yapamamak da bizlerin en büyük ayıbı... Önce evinizi gerçekten terk etmek istiyor musunuz? Dışarıda sizi bekleyen hayatın tüm zorluğunu omuzlayabilecek misiniz? Kendi adıma şiddet yanlısı insanların psikolojik hasta olduklarına ve mutlaka yardım almaları gerektiğine inanıyorum. Bu yüzden 'hemen boşanın' demek yerine, eşinizi tedaviye ikna etmeniz en doğru yol. Ancak kabul etmiyorsa, boşanın diyebilirim. Çünkü hiç kimse ve hiç bir kurum dayak yiyorsunuz diye sizi gelip evinizden almaz, böyle bir sistem yok. Bu yüzden iş size düşüyor; Çocuğunuzu alın ve bir sığınma evine başvurun. Mor Çatı en büyük güvenceniz. Sevgili Selda Uskan gereken tüm adresleri verir.
Daha sonra Baro'ya başvurun ve avukatınızla önce size dayak atanlara uzaklaştırma kararı çıkartın sonra da boşanma davası açın. Polise gitmenizi tavsiye etmem. Dediğiniz gibi, 'aile birliğini korumak' adına yeniden barıştırma yoluna gideceklerdir. Ama yine de son karar sizin, gözlerinizden öperim... F.G.

ÇİFTE NİKAH OLMALI
Adım Semih... Hikayemi size şöyle özetleyebilirim; "Yer İzmir... Semih Bey hayatının tek aşkını lise yıllarında tanımış. Ama araya okyanuslar, kıtalar, yıllar girmiş. Daha sonra evlenmiş genç adam ama o ilk aşk yüreğinin bir köşesinde aynı tazeliği ile kalmış. Ve bir gün kader, Semih beye müthiş bir sürpriz hazırlamak için harekete geçmiş. Ama mutluluk dediğiniz tek taraflı bir şey; bazen birilerini gökyüzüne çıkartıyor, bazılarını kahrediyor..."
Selda Hanım iki kızımı, tek oğlumu ve eşimi 'diğer kadın' için terk etmek istemiyorum. Ama O'nunla yeniden karşılaştım. Hayatımın aşkıydı o ve bir gün bile aklımdan çıkaramamıştım.
Şimdi duygularım daha yoğun... Karımı da seviyorum, her ne kadar heyecanımız kalmasa da. Çocuklarım için canımı veririm. Ama artık O'nsuz da yaşayamam, ölürüm. Karım da, O da bu ikili hayatı kabul etmez. Lütfen sevgiliyi bırakın demeyin, adı üstünde SEVGİLİ...

S.U. CEVAPLIYOR: Semih bey size bir şey sormak istiyorum, 'Karınız ne yaparsa sevgilinizden vazgeçersiniz?' Örneğin saçının rengini, giyimini, kısaca tarzını değiştirse?
Size kocası gibi değil, flörtü gibi yakınlık gösterse?
Birden cazip, gizemli ve müthiş albenisi olan kadına dönüşse? Acaba duygularınızda değişiklik olur mu? Bunca yıllık tecrübem söylüyor ki; Hayır, sevgiliyi asla aklınızdan çıkaramaz. O zaman geriye kalıyor büyük bir fedakarlık. Her kimi tercih ederseniz edin yüreğiniz ağır bir yükün altına girecektir. Yani, çocuklarınızın mutlu olduğu yuvayı dağıtmak mı, eski aşkınızı bir kez daha sonsuza dek kaybetmek mi? Her türlü sevda önünde şapka çıkarırım ama benim önerim, bu güne dek size emek veren karınız ve yavrularınızdan yana. Unutmayın; Sevda yarım kalırsa sevdadır.
Belki de bir araya geldiğinizde birbirinizin gözünü oyacaksınız belli mi olur? S.U



Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
  • ve ya