Bugünkü
Takvim
  • 26 Ekim 2017, Perşembe

Evlilik sorunu

20 yıllık bir evlilikte sorunlar başlayınca, onlar da kendilerini bir evlilik danışmanının önünde bulurlar. Danışman, sorunun ne olduğunu sorar sormaz, kadın bunca yılın birikiminden olsa gerek hemen söz alır.
Heyecan, üzüntü ve biraz da umutsuzlukla geçen 20 yılda çektiklerini sıralamaya başlar.
Hepsini, ama hepsini, eksiksiz sayar. Kocasının ona olan ilgisizliğini, soğuk davraışlarını, umursamazlığını, yabancılaşmasını, yalnızlığını, aralarındaki ilişkinin bittiğini, duygusal ihtiyaçlarının artık karşılanmadığını ve evliliklerinin kavram itibariyle boş ve anlamsız bir birliktelik haline geldiğini, anlatır da anlatır..
Danışman da kadının iyice içini dökmesine izin verir sonra da birden ayağa kalkar, kadını da ayağa kaldırır, önünde bir an hareketsiz tutup gözlerinin içine baktıktan sonra arzu ve şehvet ile saldırırcasına sarılıp uzun uzun öper.
Koca olanı biteni dikkatle ama karşı çıkmadan izler.
Kadın, yarı afallamış, neredeyse bulutlardan yerine düşercesine oturur.
Danışman da masasına geçer ve kocaya dönerek:
-Bak, eşinizin ihtiyacı tam olarak bu işte!
Bunu hiç değilse haftada üç kez yapabilecek misin?
Adam, azıcık düşünür:
-Bak, doktor...
Tamam pazartesi ile çarşamba sana getireyim ama cuma olmaz!! O gün arkadaşlarla maçım var!

​DELİ
Bir gün doktorun bir tanesi iyileşmiş olan delileri salmaya karar verir. Duvara bir otobüs resmi yaptırtır ve -"Hadi binin de gidelim" der.
Bir tanesi dışında hepsi binmeye çalışır.
Doktor, o bir tanenin yanına giderek;
-"Aferin oğlum, sen niye binmedin otobüse" diye sorar.
Deli gayet sakin, -"Görmüyor musun çok kalabalık, ben taksiyle giderim..."

TV
Köye elektrik geldikten sonra köylüler yavaş yavaş elektrikle çalışan araçlar almaya başlarlar.
Bunların başında da tabiki televizyon gelir.
Genelde televizyonlar siyah beyazdır. Durumu iyi olan bir köylümüz, kaçak yoldan renkli televizyon getirir.
Ama içine ham petrol girmiştir.
Birkaç gün sonra evinde mevlüt verir.
Mevlüt okunur, ardından yemek yenir. Oturanlardan biri, "Televizyonunuzu açın da renkli televizyon nasıl bir şeymiş görelim" der.
Televizyon açılır. Televizyonda İkinci Dünya Savaşı belgeseli gösteriliyor.
Gösterilen sahnede Ruslar, Almanların petrol depolarını patlatıyorlar.
Televizyon ısınınca mazot kokusu vermeye başlar.
Misafirlerden biri kokuyu alır ve; "Televizyonunuz hem gösteriyor hem de koku veriyor!" der...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan TAKVİM veya takvim.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Turkuvaz olarak kişisel verilerinizi işliyor, aynı zamanda kanunlarda öngörülen teknik ve idari tedbirleri alarak bu verilerinizin korunması için elimizden gelen tüm çabayı gösteriyoruz. İşlenen kişisel verilerinize ilişkin aydınlatma metnine veri politikası sayfasını ziyaret ederek ulaşabilirsiniz.
  • ve ya