Bugünkü
Takvim
  • 14 Kasım 2015, Cumartesi

Annelerimizin dizi izlerken kullandığı cümleler (2)

* "Ah yavrum ya yazık, gel sen benim oğlum ol." Annelerimiz kendilerini diziye kaptırdıklarında sık sık duygusal anlar yaşarlar. Acı çeken bir kadın veya öksüz kalan bir çocuk, bu noktada annelerimizi en çok üzen şeylerdir. Yapımcılar bunu bildikleri için, sık sık bu iki karakteri kullanırlar. Annelerimize de üzülmek ve karakterlere yardım eli uzatmak kalır...

* "Sevmiş bir kere, gönül bu, adam napsın?" Söz konusu aşk ise annelerimiz aşık olanın sonuna kadar arkasındadır (eğer yengeye filan aşık olunmamışsa!). Aşk acısı dünyanın dayanması en zor acılarından bir tanesidir ve aşık kişiye dünyayı zehir eder. Annelerimiz buna inanmaktadır ve bu yüzden, her zaman aşık karakterin yanında yer almayı seçer.

* "Oğlum/kızım hadi su getir bana... Hadi çabuk..." Bu tarz bir cümleyi ne zaman duyduğumuzu tahmin etmişsinizdir zaten... Kaç yaşımıza gelirsek gelelim, annelerimiz bizim açık seçik sahneleri görmemizi istemez, bunu doğru bulmaz. Hele onun yanındayken böyle bir sahneyi izlememiz çok ayıptır. Haliyle ya mutfağa ya odamıza ya da bakkala filan yollanırız böyle anlarda.

* "Bu dizi diğerlerinden farklı, baya sürükleyici." Annelerimiz bir diziden keyif aldıklarında, o diziyi övmekten de asla geri kalmazlar.
Özellikle 'sürükleyicilik' onlar için çok önemli bir faktördür. Bir dizi sürükleyici olmalıdır, yoksa "amaaann ne anlamı var dizi izlemenin."

* "Amaaan aşna fişne... Para nerden geliyor onu diyen yok..." Komedi dizileri genelde annelerimize hitap etmez. Ona buna gülen karakterler, tek derdi yüzeysel aşk ilişkileri olan gençler... Annelerimiz böyle şeyleri pek tutmaz. Bunun yerine ağır dram içeren diziler tercih edilir.

* "Şunun giydiği elbiseye bak, edepsiz!" Türk toplumunun karakteristik özelliklerinden biri de, geleneklerimize uygun giyinmeyen kişileri (genellikle kadınları) eleştirmektir.
Annelerimiz de bunu unutmamıştır; eğer izlenen dizide açık giyinen veya ona buna kur yapan bir kadın varsa, annelerimizin eleştiri okları onlara yönelecektir.

* "Perdeleri ne güzel evin" ile başlayan bir muhabbet, evin tüm iç mimarisi hakkında yorum yapmakla sonuçlanır. Annelerimiz için evleri her şeyleridir ve bu nedenle kafaları ev ile meşguldür. Her şeyin yerli yerinde olması ve hiçbir şeyin eksik olmaması gerekir. Dizilerde karşılaşılan sahnelerde göze takılan bazı eşyalar, annelerimizden pozitif veya negatif yorum almaya mahkumdur!

DÜŞÜNCELİ EŞ
Karım o kadar düşüncelidir ki, pantolonlarımı ütülediğinde biri bozulursa diğerini kullanabileyim diye mutlaka yedek bir çizgi yapar. Başka açıklaması yoktur değil mi? Duyamadım...

DELİ
Deli, kahveye girdiğinde soluk soluğadır.
Boş bir masaya oturup ocağa seslenir: Bana bir çay!
Çay gelir, şekerleri atıp karıştırır.
Garsondan yine şeker ister. Onları da atıp karıştırır, yeniden ister. Garson, şaşkın şaşkın "Sekiz şeker koydunuz çaya" der. Deli ise cevap verir: "Koydum ama, hepsi eriyor."

ÖNEMLİ NEDEN
- Hayrola nereden?
- Be be ben mi? Rad rad radyodan geliyorum...
- Ne vardı radyoda?
- Spi spi spi spiker sı sı sı sınavı vardı da...
- Eeee, ne oldu?
- Bı bı bı bırak yahu? Kı kı kıravat tak tak takmadık diye almadılar.

İLK AŞK
Evliliklerinin üstünden henüz bir ay geçmiştir. Mutlu koca genç ve güzel karısına sarılır:
- İlk aşk ne kadar tatlı, ne heyecanlı değil mi?
Genç karısı yanıtlar:
- Evet... Ama seni tanıdığıma da memnunum...

KAPTAN
Yolcu gemisi okyanusta ıssız bir adanın yanından geçerken yolcular uzun sakallı üstü başı yırtık sıska bir adamı fark etmişler.
Adamcağız sahilde oradan oraya koşuyor, çılgın gibi ellerini sallıyor, zıplıyor, bağırıp çağırıyormuş. Yolculardan biri, "Kim bu kaptan?" diye sormuş. "Bilmem" demiş kaptan ve eklemiş: "Her sene buradan geçeriz, her seferinde de bu manyak böyle kafayı üşütür.."

AlkışlıYorum
Annemle, babam alışverişe çıktıklarında, babam hep önden yürüyor ve annem de arkasından takip ediyor. Eve geldiklerinde babama "Neden annemin elinden tutmuyorsun, beraber yürümüyorsunuz? Hep en önde yürüyen sensin" diye soruyorum. "Her başarılı erkeğin arkasında bir kadın vardır, ben de ona vurgu yapıyorum. Sen ne anlarsın?" diyor.

3 ZARF
Şirkette eski genel müdür kovulmuş, yeni bir genel müdür atanmıştı. Eski müdür görevi devrederken, yenisine tavsiyelerde bulundu ve 3 adet zarf verdi. Her biri numaralanmıştı. Eski müdür yenisine ileride her başı sıkıştığında bir zarfı açmasını söyledi. Ve yeni müdür işe başladı. Altı ay işler yolunda gitti. Fakat sonra satışlar birdenbire düştü. Ne yapacağını bilemeyen yeni müdür, en sonunda 1. zarfı açtı. Zarfta şöyle yazıyordu: - Kendinden önceki müdürü suçla... Yeni müdür hemen bir basın toplantısı ayarladı ve sorunlar için kendinden önceki müdürün politikalarını suçladı. Basın ve borsa bu açıklamalara olumlu baktı, şirket hisseleri toparlandı, bu arada da satışlar düzeldi... İşler bir süre daha yolunda gitti. Fakat sonra üretim sorunları çıktı. Önceki olaydan tecrübeli yeni müdür gecikmeden 2. zarfı açtı. Zarfta şu yazıyordu:
- Şirketi yeniden organize et. Yeni müdür reorganizasyonu uygulamaya koydu, sorun çözüldü. Bir süre sonra işler yine bozuldu. Yeni müdür koşa koşa gitti ve 3. zarfı açtı:
- 3 zarf hazırla...











Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
  • ve ya