Bugünkü
Takvim
  • 19 Şubat 2015, Perşembe

Bir kar yağar ince ince

Bir kar yağar ince ince
İstanbul'un hali nice
Nice nice yıllara gülüm
Nice nice yıllara
Yollarda insanlar inci inci
Trafik sanki kilitti.
İnsanlar sanki delirdi
Metrobüs bence kalabalıkta birinci...
Diyerek şiirimin mısralarına son veriyorum.
NOT: İlk kıtayı okurken NTV'deki meteroloji mühendisi Gökhan Abur'un size hava durumunu sunar gibi okuduğunu düşünün.
Dün akşam saatllerinde iyice etkisini artıran kar yağışı herkesi şaşırtarak yolları doldurup evine dönmek için çıkan elemanlar için eziyete dönmüş durumdaydı. Yollar araç trafiğiyle tıkalı iken kaldırımlar da insan trafiğine tıkalıydı.
İnsanlar telefonlarını almış eline bağıra bağıra durum değirlendirmesi yapıyordu.
- Şu anda Balmumcu'dayım. burası felaket. Evet şu anda tipi şeklinde kar yağıyor. Metrobüs gelmiyormuş. Ben yürüyorum.
Hadi hakkını helal et..
Abim sanki Uludağ'da mahsur kalmış. Bi de bir radyo veya televizyon programına durum bildiriyor.
Biz yukarı doğru çıkarken aşağı doğru yürüyen insanları gördükçe bir anda kendimi zombi filminde hissettim. Başları öne eğik her yerleri kapalı genellikle siyah giysili kar insanları, zorluklara karşı mücedele ediyordu.
Bazıları ise slalom şeklinde artistik patenaj yapıyordu. Özellikle sevgilisini kollarıyla kavrayan gençlerin buzda dansı görülmeye değerdi.
Ama biri vardı ki anlatılmaz yaşanır cinsindendi. Karşıdan gelen abimizin üstünde bir ceket ve yakası bağrı açık ellerini kollarını sallayıp yürüyordu. Mübarek ben bütün kemiklerimi geçtim iliklerim düğümlenmiş soğuktan ağlarsa anam ağlar gerisi ninja kaplumbağlar şeklindeyim sen nesin be abi? Batman'daki buz adamsın sanki mübarek.
Neyse metrobüs sanki karnaval yeriydi. Mahşer sanki cümbüş olmuş insanlar ellerine almış telefonlarını facebook ve Instagram için foto gösterisi hazırlıyordu ve bugün ben dahil herkes kar fotoğraflarını belgeledi. İstanbul'dan bir kar geçti tam geçti.

KARYOLA

Temel doktora gitmiş: Çok hastayım doktor, vücudumun neresine dokunsam berbat canım yanıyor!
Doktor, Temel'i bir güzel muayene ettikten sonra: Ben pek bir hastalık bulamadım.
Vücudunuz gayet iyi durumda. Hatta "Sapasağlamsınız."
Bunun üzerine Temel, "Olur mu doktor bey! Nereme dokunsam acıdan ölüyorum" diyerek parmağının ucuyla başına dokunmuş: "Of of of!"
Sonra göğsüne parmağını bastırmış: "Ay ay aay!" Daha sonra beline ve bacağına:
Vay vay vayyy!
Parmağını neresine dokundursa acıyla irkiliyor feryat figan ediyormuş.
Doktor daha fazla dayanamayıp:
Ver bakalım şu elini diyerek Temel'in elini muayene ettiğinde birde ne görsün?
Temel'in parmağı kırık!

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan TAKVİM veya takvim.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Turkuvaz olarak kişisel verilerinizi işliyor, aynı zamanda kanunlarda öngörülen teknik ve idari tedbirleri alarak bu verilerinizin korunması için elimizden gelen tüm çabayı gösteriyoruz. İşlenen kişisel verilerinize ilişkin aydınlatma metnine veri politikası sayfasını ziyaret ederek ulaşabilirsiniz.
  • ve ya