Bugünkü
Takvim
  • 21 Şubat 2020, Cuma

Bir kapı!

GENÇLİĞİMİN geçtiği mahallede gezintiye çıktım önceki akşam. Evlerin içinde oturanlar da değişmişti evlerin dışı da.
İstanbul Merter'deki Tozkoparan gençliğimde ortalık delikanlı kaynardı, komşuda pişen komşuya düşerdi.
Şimdi küçücük bir futbol sahasından başka hiçbir şeyi olmayan gençler birer birer yere düşüyor.
*****
Rastgele bir evin kapısını çaldım bir adam açtı.
Gözleri yangın yeriydi adamın evin içi ayaz. "Buyurun" dedi, "Kimi arıyorsunuz?" Kendimi tanıttım, "Beni evinize kabul eder misiniz?" dedim şaşırdı.
Kırık bir ayna vardı kapının kenarında, üzerinde isimler yazılıydı.
Susmayan bir çocuk vardı köşede beni görünce sustu.
Kapı açılınca girmiş kadar olduğum eve kabul edildim.
*****
Adam bir fabrikada işçi her akşam yenilmişliğini getiriyor eve.
Kadın evinde işçi her akşam çaresizliğini koyuyor sofraya.
Üç çocuk var aydınlığı seviyor hepsi de, yerde yapıyorlardı derslerini.
"Hayat nasıl gidiyor?" dedim adama, adam güldü.
Kadının içi kan ağlıyordu kadın da güldü. Çözdükçe dolanıyordu çaresizliğin yumağı.
"Ben hayatın adını ölüm koydum" adam, kadın da kendisine eşlik etti.
*****
Eskiden türkü söylermiş kadın, kocası da dinlermiş, şimdi ikisi de et yığını sanki.
Kaderin omuzlarına yaslanıyorlar başka umutları kalmadığında.
Kadının ön dişleri yok kadının çiçekleri var pencere kenarında.
Kocası işe gittikten sonra onlarla konuşuyor.
*****
"Bir şey içer misiniz?" diye sordu kadın, "Teşekkür ederim" dedim, içmedim. Bende yıllanmış hatırları kalacak kahvelerini içmiş gibi oldum.
Dipsiz kuyudan su çektim, "Çocukların okulu nasıl gidiyor?" dedim de bir babanın en çaresiz haline rastladım.
Hangi baba çocuğunun karşısında gurur heykeli olmak istemez?
Hangi baba çocuğunun dağlar gibi güvendiği biri olmayı reddeder?
Adam çöle düştü veremediği cevapla, adam ayazda göle düştü.
Hepsine hüzünlü gözlerle baktım, bir avuç umut bir tutam gülüş bıraktım.
*****
Paslı rayların treniydi onlar, belki komşularının bile görmezden geldiği.
Çaresizliğe tutsak hayata kaçak!
Bana kapılarını açtılar ama hayatın kapılarını onlara kim açacak?

YÜREKTEN OLSUN!
Hiçbir tavşanı yakalayamamış tazı olmakla, hiç kimsenin günahına girmemiş olmak arasında uzun bir yol var ki.
Elbette hiçbirimiz masum değiliz ama kavanoz dipli dünyanın içinde adımızın yazıldığı kağıt parçacıkları etrafa saçıldığında, ağır basan söylemler en değerli hazinemizdir.
Yaşarken bedenimizi süsleyen pahalı ve görkemli giysiler değil!
Hayata sadece almak için gelmediysek yüreğimizden bir şeyler vermeyi öğrenelim.
En azından çocuklara!

MUTLUK TAKVİM
Korkularını yenecek bilgiye sahip ol.
Lavabo kenarında yüzük bırakma.
Lösemili çocukları ziyaret et.

Rüzgara kapılmış
Yaprak gibiyim
Sevdalı yüreğim
Can çekişiyor
Ettiğim duaları
İçimdeki yangınları
O bilmiyor
O bilmiyor
Hâlâ eski anılarla
Yaşadığımı
O bilmiyor
Resimlere bakıp bakıp
Yalvardığımı
Ona vurgun olduğumu
Ağlayıp kahrolduğumu
Yıkılası gururumu
O bilmiyor
Hakkı YALÇIN

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan TAKVİM veya takvim.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Turkuvaz olarak kişisel verilerinizi işliyor, aynı zamanda kanunlarda öngörülen teknik ve idari tedbirleri alarak bu verilerinizin korunması için elimizden gelen tüm çabayı gösteriyoruz. İşlenen kişisel verilerinize ilişkin aydınlatma metnine veri politikası sayfasını ziyaret ederek ulaşabilirsiniz.
  • ve ya