Bugünkü
Takvim

Rus ruleti

DÜN burada "KAFKAS BAHARI mı geliyor?" diye sordum. Arap Baharı ile 2010'da başlayan rüzgar 10 yıl sonra devrilen liderlerin ülkesini İSRAİL'e yakınlaştırdı. Elbette ARAP BAHARI sadece İSRAİL için kurgulanmadı. Ama önemli sonuçlardan biri de ARAPLAR'ın İSRAİL öfkesinin dizginlenmesi oldu. Tablo bu. Daha önce birkaç kez yazdığım gibi ABD Dışişleri Bakanı Pompeo'nun COVID- 19'lu günlerde Tel Aviv'e resmi ziyareti çok önemliydi. O ziyaretin tek bir amacı vardı! Çin BÜYÜKELÇİSİ DU WEİ'ydi. Büyükelçi, Çin'in büyük oyuncularındandı. Tel Aviv'le Pekin'i birleştiriyordu. Pompeo sınırdışı edilmesini istedi. Yapmadılar.
Büyükelçi öldürüldü...
Mayıs'ta bunlar olduktan sonra geçtiğimiz haftalarda da önemli zengin ARAP ÜLKELERİNİN İsrail'le yakınlaşmaya başladığını gördük. Trump elçiliğini KUDÜS'e taşıyacağını söylüyor, başka ülkeler de sıraya giriyordu... Bu pencereden bakınca bu dalganın İPEK YOLU'na yansıyacağı açıktı.
Ermeni saldırısı, Kırgızistan isyanı buna işaret ediyordu...
Öyle ya da böyle bugün en büyük güç olan Amerika Birleşik Devletleri ne yapmak istiyordu?
BAHAR'larla nereye ulaşmak amacındaydı... Soru bu! Gelin üzerinde birlikte düşünelim.
Washington gücünü kaybetmemek için öncelikle ÇİN'i karşıya koydu. Çin'e aklını, ruhunu veren İNGİLTERE merkezli rakiplerini belirledi. İlk iki sıra bunlarla doluydu.
Kolay rakipler de değildi. Sonra ARAP BAHARI ile birlikte bölgenin asıl oyuncusu olmasa da belli oranda etkinliği bulunan RUSYA'yı budadı. Nasır'dan Mübarek'e, Kaddafi'den Saddam'a kadar olan eksende RUSYA bir şekilde vardı.
Ruslar tasfiye edildi. Son kale SURİYE olarak kaldı. Şimdilik o da... ABD kendi varlığı için büyük satrancı başlattı. Çin'i uzaktan kontrol edebilmesi için, şartlarını kabul ettirebilmesi için RUSYA'yı bloke etmeli ya da küçültmeliydi...
Özellikle Rusya'nın içindeki bir kanat için bunu düşünmekteydi...
Rusya büyük oyuncu olmakla birlikte YAŞLIYDI! Londra ile de Berlin ile de yürüyen yapısı vardı.
ABD ise 10 bin km öteden Çin'in başlattığı İPEK YOLU'nun eksiksiz, engelsiz Londra'ya ve İtalya'ya ulaşmasını önlemek niyetindeydi.
Uzun zamandır da böyle...
Rusya'nın arka bahçesi olan ERMENİSTAN, AZERİLER'E saldırırken Moskova'dan gerekli desteği almadı. Ki bunun görülmesi gerekiyordu. Oldu. Kırgızistan karıştı. Rusya yine şaşırdı. Belli ki ABD POLİTİKALARI açısından KAFKASLAR karışmalıydı.
Rusya'nın Çin'le birlikte BÜYÜK KURGU yapmasını önlemek istiyordu. Çin'i tamamen bitiremeyeceğini bildiği için ÇİN'in muhtemel ortaklarını tırpanlamak amacı taşıyordu... Büyükelçi Karlov Suikastı ve uçak düşürme olaylarının altında yatan gerçek de buydu.
Türkiye ve Rusya ayrı taraflara itiliyordu. Rus muhalif Navalny'nin zehirlenmesi hadisesi de aynı motivasyonla gerçekleştiriliyordu.
Rusya'nın ASYA ile AVRUPA arasında TAŞIYICI olması, KÖPRÜ olması, İLETKEN olması istenmiyordu... ALMANYA ile yan yana gelmemesi için düğmeye basılıyordu...
Sanırım bunu en iyi PUTİN gördü... Yakan top Moskova'ya doğru atıldı!
Ermenistan'ın attığı savaş adımıyla önceden startı verilmiş olan oyun hızlandırıldı... Çin'in enerji ile buluşmasını kısıtlayıp ortaklığa razı etmeyi düşünen bir Washington var.
Ama İran ile Rusya ile Türkiye ile Avrupa ile yan yana da gelmemeli...
Kendi iradesiyle üretip kendi iradesiyle PAZAR bulamamalı...
OYUNUN KABACA tarifi bu...
Alman-Rus ortaklığıyla yapılan KUZEY AKIM da Türk-Rus ortaklığıyla yapılan TÜRKAKIM da bu nedenle hedefte... ABD'nin İsrail üzerinden bu akımları bitirmek için EASTMED'i devreye sokmak istemesi de ortadadır... Türkiye'nin bunu engellemek için de LİBYA ile attığı imza da EASTMED'in pan zehiridir!
Bütün bu adımların, mücadelenin ve savaşın amacı ABD'nin bazı kilit ülkeleri yanında görmek istemesidir... Türkiye bunların başında gelmektedir... Rusya da hedefindeki en büyük güçtür! Asıl sorun RUSYA için... Eğer perde gerisinde ABD, Çin'le anlaşır ve Rusya'nın tasfiyesi için "EVET" kararı çıkarsa ASYA tamamen değişir. Ki bu hiç az ihtimal değil...
Putin'in ısrarla ERMENİLER'e karşı AZERİLER'in yanında pozisyon alması bunu gördüğünü anlatmakta.
ABD kendi parası olan DOLAR'la Türkiye üzerinde basınç kurmaya devam edecektir. İç siyasetteki partnerleriyle de İKTİDARA yüklenmeyi deneyecektir.. Bütün bunlar Türkiye'nin de içinde bulunduğu KİLİT ÜLKELERDE tansiyonu çıkaracaktır. Ekonomiye saldırı artıkça iç siyaset yeni kulvara sürüklenmek isteyecektir.
Oysa yaşayacağımız her şeyin altında TÜRKİYE'nin ABD dışında kendine güvenli liman aramasıdır. Çin-İngiltere eksenine göz kırpmasıdır. Ancak Washington buna hiç mi hiç razı değil... İşte bu razı olmayış içeride iktidar dışındaki partilerin bir araya gelmesine yol açmaktadır. Hatırlayın Türkiye HAVA SAVUNMA SİSTEMİ için ÇİN'le görüştü, KOBANİ olayları patladı... Durum bu kadar hassastı... Denge buydu. Türkiye de bunun mücadelesini vermekteydi...
Madalyonun diğer tarafında ise Londra-Pekin arasında büyük güç olabileceğini hissettiren Türkiye'ye AVRUPA'nın basıncıydı... Çünkü en büyük ve tarihi rakipleri İNGİLİZLER'di...
Birden çok cephede savaş sürerken Henry Kissinger ortaya çıktı ve konuştu! Kissinger şunları söyledi: "Yeni bir dünyaya doğru giderken artık biz de diğer ülkeler de gerçekle yüzleşmeli. Washington kabul etmeli ki, artık ABD'nin ekonomik, teknolojik 'tek taraflı üstünlüğü' bir daha asla görme ihtimali yok. O dönem kapandı.
Ancak Washington'da hala tek büyük güç olduğumuza inananlar var. Aynı şekilde Pekin'de de tek büyük güç olduğuna inanan bir ekip var. Bu iki ekip de aslında ülkelerinin gerçeği değil. İki başkent mutlaka anlaşmak zorunda. Yeni para mı? Anlaşacaklar. Yeni ticaret sistemi mi? Anlaşacaklar. Yeni kültürel değişim mi? Anlaşmaktan başka çareleri yok... New York Federal Rezerv Bankası Başkanı John Williams ile sohbet ettik. O da benim gibi düşünüyor. ABD ve Çin liderleri çok uzun süre diyalogları kesemez. Bir anlaşma masasına oturmalılar. Anlaşılamayan konular şimdilik derin dondurucuya konulmalı. Bu anlaşmazlık her ülkeyi etkiler.
Çünkü birçok ülke ABD veya Çin'le işbirliği içinde. Eğer anlaşma olmazsa, her ülke Birinci Dünya Savaşı dönemine döner.
Afganistan ve Asya çok daha önem kazanacak. Afganistan'ın geleceği ise Moğolistan Platosu, Mançurya Ovası, Kore Yarımadası ve Doğu Sibirya ile bağlantılı olacak.
Ardından Orta Asya öne çıkacak.
Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan ve Tacikistan çok daha değerli olacak. ABD ile Çin'in çatışma halini sessizce izleyen ülkeler var.
Hangisi kazanırsa, o ülke ile işbirliği içinde olacak ülkeler yani. İki taraftan birinin kazanması zor. O ülkeler de ortaklığa destek vermeli.
Taraf olmaları bile gelecekte sıkıntılara yol açar..." Henry Kissinger, ABD Başkanları ile çalışan ve hala sözü çok önemli olan eski bir diplomattır... Durum bu! Satranç da bu! Öyle bir sistem kurulacak ki parayı da kültürü de ticareti de enerjiyi de iyi okumak gerekmekte...
Tarih yazılırken tam ortasındayız.
Sorun şu ki çok kişi bunu anlamıyor ve görmüyor...
NOT: Büyük anlaşmaya imza atacak olan isim de Başkan olacak!

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
  • ve ya