Bugünkü
Takvim

Hava puslu

İÇERİSİ de dışarısı da İPTAL edilen İstanbul seçimlerini konuşuyor.
Doğal... Büyük mücadelenin önemli merkezlerinden biri de İSTANBUL. Çok soru geliyor. Yolda çevirip soranlar hariç... İç siyasete girmek pek istemiyorum. Ancak hayat bizi de içine çekiyor.
İSTANBUL seçimlerinin arkasında koca bir mücadele var.
Örneklerle anlatmaya çalışayım...
Açalım biraz...
Abdullah Gül, CUMHURBAŞKANI adayı olarak öne çıktığında AK PARTİ'de bile belki tam bir destek bulamamıştı.
VECDİ GÖNÜL gibi isimler düşünülüyordu. Hatta son dakika yayınları yapılıyordu!
Ama Abdullah Bey çıktı "Ben adayım" dedi. Ve "SÖZDE DEĞİL ÖZDE CUMHURBAŞKANI" isteyen Yaşar Büyükanıt ve temsil ettiği gücü, geri itti. MUHTIRA işe yaramamıştı!
Deniz Baykal da GÜL'e karşı isimdi. 367 krizinin arkasında yatan gerçek de buydu. Deniz Bey Türkiye'nin ABD ile yürümesini uygun görürken Abdullah Bey büyük akıl İngiltere'den kopmayalım motivasyonuna sahipti. Gül ayrıca İpek Yolu'nun önemini ilk günden beri bilen bir isimdi!
Cumhurbaşkanlığı seçim süreci çok sancılı oldu. Hatırlayın!
Ancak Devlet Bey, önemli bir hamle yaptı. Abdullah Bey'in önünü açan adımları attı. Meclis'i rahatlattı. Ve çözüme ulaşıldı! Tayyip Bey'in YASAĞININ kaldırılıp siyasete devam etmesi için elinden geleni yapan Deniz Baykal, Gül için KRİZ çıkartıyordu!
Asker de destek veriyordu! İşin garibi daha sonra DENİZ BEY kasetle götürülüyordu!
Aynı Devlet Bahçeli bugün ise Abdullah Bey ile karşı karşıya! Çok sıcak değiller yani. İlginç olan bu! Çünkü dünya üzerindeki dengeler ve hassasiyet her gün her saat değişmekte. Dün olan yakınlıklar bugün yerini karşıtlığa bıraktı. Dünkü yol arkadaşlığı, şimdi ayrılan yollar olarak mücadeleyi getirmekte.
Bu ayrılıklar sadece burada değil elbette. Her yerde var!
Özellikle ABD'de... Türkiye'nin gideceği YÖN için önemli isimler önemli rol oynayacaktır.
Oynamak isteyecektir! ABDNATO operasyonlarıyla bunalan TÜRKİYE şimdi AK PARTİ-MHP ile AVRASYA noktasına kilitlenmiş durumda.
Haklı olarak saldırılar karşısında YENİ BİR DÜNYA, YENİ BİR İTTİFAK ARAYIŞI VAR.
Öte yandan içinde CHP'nin de olduğu, eski AK PARTİLİ isimlerin de bulunduğu bir kanat ise "HER NE OLURSA OLSUN Türkiye BATI'DA KALMALIDIR" diyor.
İçerideki çekişmenin ruhunu bu YÖN TERCİHİ belirliyor.
Hayat siyasilerin de ülkelerin de yönünü değiştirebiliyor!
AK PARTİ-MHP ortaklığı sürdüğü sürece CHP de AK PARTİLİ eski isimler de Saadet Partisi de İyi Parti de bu eksenin karşısında bir ORGANİZASYON oluşturacaklardır. İsimler ve partiler farklı olsa da olacak olan budur! Son seçimlerde ÇATI ADAY olarak Temel Karamollaoğlu'nun isteğiyle ismi gündeme gelen Gül, gerekli mutabakat sağlanamadığı gerekçesiyle adaylığa soyunmamıştı. "...
Bir faninin ulaşabileceği tüm makamlara ulaştım. Bu yolların hepsini yürüdüm..." sözleriyle de "NEDEN ADAY OLMADIĞINI" açık etmişti.
Meral Hanım ısrarla kendisi aday olmak istediği için GÜL formülü hayata geçmemişti!
O gün geride kalan GÜL şimdi ise yaptığı SOSYAL MEDYA paylaşımı ile oyunun dışında durmayacağını ilan eder gibi... İsmi geçen eski AK PARTİLİLER ne yapar onu göreceğiz. Ancak Davutoğlu da BATI çizgisini savunduğunu gizlemiyor!
İstanbul seçimlerinin tekrarını benimsemediğini ortaya koyarak aslında bu gidişata karşı çıkıyor!
2002'den beri türlü türlü operasyonlara maruz kalan ve hepsinden başarıyla çıkan, çıkmayı bilen Tayyip Bey ise hayatın getirdikleri karşısında şimdi RUSYA ile yakınlığı doğru buluyor.
Bunca operasyondan sonra TÜRKİYE'nin çaresiz ve yalnız olmadığını ilan etmek amacında. S-400 alımı ise bunun finali! Ekonomik saldırılar, YPG-PKK oluşumu, AKDENİZ sorunu, Avrupa ile ilişkiler, BATI medyasının saldırgan tutumu gibi pek çok konu ile Tayyip Bey mücadele etmekte... Ve bunun için içeride bir gedik açtırmak niyetinde değil. Bu da son derece anlaşılır bir şey... DÜNYA DENGELERİ tam oturmadığı için düne kadar içeride, DIŞARIYA karşı mücadele verilmekteydi.
Gezi'den 17-25'e kadar! En önemlisi de 15 Temmuz Kalkışması... Türkiye uçurumun kenarından döndü çok kez...
Bu operasyonlardan biri bile hayata geçmiş olsaydı amacına ulamış olsaydı TÜRKİYE şu an bulunduğu eksende olmazdı.
AVRASYA'nın alt yapısı 15 Temmuz'du! Belki de bardağı taşıran son damlaydı...
Son CUMHURBAŞKANLIĞI seçiminde gördük! Devlet Bey dışında herkes Erdoğan'ın karşısındaydı... Bu ittifak artık çok daha net olarak ortaya çıkacaktır. İçeride dışarısıyla mücadele eden AK PARTİ şimdi içerideki rakipleriyle de mücadele etmek zorunda kalacaktır. Akdeniz'den Suriye'ye İran'dan Rusya'ya kadar olan tansiyonlu bölgeye bir de ekonomik operasyonları eklersek gerilimin geleceği noktayı hesap etmek zor değil sanırım... Keşke hepsi bir araya gelse de tek parça olarak yola devam etsek!
En doğru tercih bu! Ama bu romantik bir yaklaşım. Asla ve kat'a bu olmaz, olamaz!
Türkiye ittifakı çok da mümkün görünmemekte! Çünkü gidilmek istenen ROTA farklıysa varılmak istenen nokta farklıysa NASIL BÜYÜK İTTİFAK
KURULACAK... Kurulsa da uzun sürmez! Artık yan yana olanların karşı karşıya geldiği, geleceği bir süreç bu... Sancılı olacağı da net olarak ortada!
2019'un bizler için çok zor olacağını çok kez yazdım. Şimdi bu türbülansın içerisindeyiz.
Çok fazla detay vermek niyetinde değilim ama SİYASETEN de ŞOK olacağımız adımlar atılacak gibi bir hava var! Puslu mu puslu! Türkiye maçın kaderini değiştirecek bir ülke. Bu nedenle içeride mücadele kaçınılmaz olarak yaşanacak.
ABD de İngiltere de Çin de burada! Bazıları "İPEK YOLU OLSUN BEN KONTROL EDEYİM" diyerek geldi.
Bazıları ise "İPEK YOLU OLMASIN TASFİYE EDELİM" diye... İpek Yolu YENİ DENGENİN İSMİ! DOĞU MU, BATI MI SEÇENEĞİNİN ADRESİ YANİ! Konu bu... Sürprizler olacak... Şaşıracağız...

NOT: AK Parti'nin 2002'de gelişini hazırlayan ekonomik zeminin, gidişini de hazırlaması için hummalı bir çalışma var...
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
  • ve ya