Bugünkü
Takvim

Yalı operasyonu

Bir önceki dönem İngiltere'nin Türkiye'deki HAS ADAMI olan Selahattin Beyazıt, icradan satılan NESLİŞAH SULTAN Yalısı'nın ucuza gittiğini söyleyerek dava açtı.
Turgut Yılmaz'ın sahibi olduğu Tekstilbank'a satılan yalının değerinin 40.8 değil de 80 milyon lira olduğunu öne sürdü!
Kararı mahkeme verecek!
Orası bizim işimiz değil... Ama BEYAZ TÜRKLER'in bu yalı sevdası bizim işimiz!
Neden yalıdan vazgeçmezler?
Neden belli aileler buralarda oturur?
Neden yalı alanlar hiç kaybetmez?
Soru çok...
Gelin isterseniz hepsine birlikte cevap bulalım...
Neslişah Sultan, 1921 yılında Nişantaşı'ndaki ÇİFTE SARAYLAR'da dünyaya geldi. Çifte Saraylar ilginç bir yerdi! Devlete karşı diklenen ve problem çıkaran kim varsa burada ağırlanırdı! Osmanlı'nın metodu buydu! Balkanlar'ı karıştıranlar burada toplanırdı! Eğer Öcalan o dönem isyan etmiş olsaydı büyük ihtimalle o da Çifte Saraylar'ın misafiri olacaktı! Neslişah Sultan'ın doğduğu saraylar bir süre sonra yıkıldı. Başka amaçlar için kullanıldı! Ayakta kalan bir bölümü ise ŞİŞLİ TERAKKİ MEKTEBİ olarak hizmet verdi!
Son günlerde ARŞİMİDİS olayı tartışılıyor! O konuya girmek istemiyorum ama Osmanlı Hanedanı yurttan kovulduktan sonra sahibi oldukları taşınmazları, paraları, yalıları, köşkleri, hanları, hamamları KİMLER ALMIŞTIR?
NE KADAR ÖDEMİŞTİR?
Hangi avukatlar sahte belge düzenleyip hangi hakimler o kararları vermiştir?
Bakın bu Cumhuriyet'in cevap veremediği bir sorudur!
Dolmabahçe Sarayı'nı yaptıran Abdülmecid'le birlikte Osmanlı deniz kenarına inmiştir! Batılılaşmanın sonucu olarak başlayan hareket hanedanı Boğaz'ın her iki kıyısına yönlendirmiştir!
Padişah'a ve saraya yakın isimler buralarda yaşamaya başlamıştır!
Dolayısıyla arazi fiyatları artmıştır.
Bir süre sonra DEVLETİN kendisini gösterdiği yer olarak BOĞAZ öne çıkmıştır! Çünkü Boğaz demek güç demek, iktidar demek, sahip olmak demekti! Dahası Avrupa'nın elini soktuğu ve perde arkasındaki İKTİDARI belirlediği yer demekti!
Peki bunların Neslişah Sultan Yalısı ile ilgisi ne?
Anlatayım...
Fatma Neslişah Sultan'ın babası Şehzade Ömer Faruk Efendi, Halife Abdülmecid Efendi'nin oğlu ve Sultan Abdülaziz'in torunuydu.
Annesi Rukiye Sabiha Sultan ise Sultan Vahdettin'in kızıydı.
Osmanlı'da ender görülen hanedan içi evliliğin en büyük çocuğuydu. Hanedan 1924'te yurt dışına çıkarılınca, aile önce Fransa-
Nice'e oradan da Mısır'a gitti. Neslişah Sultan 1940'ta Mısır hanedanından Prens Muhammed Abdülmünim ile evlendi.
Çiftin iki çocuğu oldu.
Prensin 1952-1953 yıllarındaki 10 aylık Mısır Kral Naipliği döneminde o da Mısır Naibesi oldu.
Bu göstermelik bir unvandı, hiç bir hakları yoktu.
Eşiyle birlikte hükümete karşı komploya karışmaktan tutuklanıp, ev hapsine alındılar.
Mısır'da cumhuriyetin kurulmasıyla birlikte Kral, hanedan üyeleri ile birlikte sürgüne tabi tutuldu.
Önce Fransa'ya gittiler, 1963'te ise Türkiye'ye yerleştiler.
Muhammed Abdülmünim 1980'de, Neslişah Sultan ise 2012'de vefat etti. Prens Abdülmünim Mısır'a defnedildi. 1921'de dünyaya geldiği için 121 pare top atışıyla "Hoş geldin" denilen Neslişah Sultan ise son yolculuğuna da Boğaz kenarından çıkıyordu! Aşiyan Mezarlığı'na defnediliyordu!
Yani ölüm de kalım da güç demekti BOĞAZ için...
Osmanlı gidince yerine gelen güç haliyle kendini Boğaz'da gösterdi!
Bütün yalılar ve köşkler kapışıldı! Hepsi değerinin çok ama çok altında el değiştirdi! Bilinmeyen, söylenmeyen İKTİDAR burada doğdu ve eskisinin yerine geçti! 2002 seçimlerine kadar Boğaz sakinlerinin istemediği hiç kimse iktidara gelemedi, gelse de kalamadı!
Darbeler, krizler, koalisyonlar buradaki büyük salonlarda planlandı!
IMF ve Dünya Bankası kredilerine buradan davetiye çıkartıldı!
Gelen her kuruş buradaki belli aileler arasında paylaştırıldı!
Anadolu'daki saf halk savaşmak için Kore'ye bile giderken bunlar gelen paralarla ceplerini dolduruyordu!
Ve Boğaz'ı kimseye bırakmaya niyetleri yoktu! Osmanlı'yı yıkan güç yeni iktidarını burada kurmuştu!
Ve Cumhuriyet buradaki bazı isimler tarafından kontrol edildi!
İşte Selahattin Bey'in ilişkileri de böyleydi! Çok derin ve bir o kadar net!
Kaç yalısı olduğunu bilmiyorum. Ama Kim Philby'nin anılarında "Bizim istihbaratın devamlı kullandığı bir yerdi! Çok özel konuklar burada ağırlanırdı. Ben de burada bir süre kaldım" dediği KIRMIZI YALI Beyazıtlar'ındı!
Sattı mı bilmiyorum ama Muharrem Nuri Birgi'den sonra miras olarak onlara kalmıştı!
Kan bağı olmamasına rağmen yalı Selahattin Beyazıt'a geçmişti!
Birgi de Türkiye'nin NATO ve Avrupa'da en etkili isimlerinden biriydi!
Ankara'yı Avrupa başkentlerine taşıyan isimdi!

Sözün özü şu:
Anadolu'dan kalkıp Boğaz'a gelenler çoğunluk olamadığı sürece Türkiye'de işlem tamamlanmamıştır! "Tehlike devam ediyor" demektir!
Kimin kim olduğunu anlamak istiyorsanız da Tayfun Er'in "Yalıdakiler" ve "Erguvaniler" kitaplarını okuyun!
Unutmayın, Boğaz sakinleri bizim gibi ZAR ATMAZ!
Kararları hep akılla alır!






Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan TAKVİM veya takvim.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Turkuvaz olarak kişisel verilerinizi işliyor, aynı zamanda kanunlarda öngörülen teknik ve idari tedbirleri alarak bu verilerinizin korunması için elimizden gelen tüm çabayı gösteriyoruz. İşlenen kişisel verilerinize ilişkin aydınlatma metnine veri politikası sayfasını ziyaret ederek ulaşabilirsiniz.
  • ve ya