Bugünkü
Takvim

Öcalan kartı

Geçtiğimiz günlerde ziyaretime gelen eski bir dost sohbet arasında, "Biliyor musun? .... gazeteci olarak bilinen isim aslında içi boş bir testi" dedi. Çok önemsemedim.
Hafifçe gülüp geçtim. Benim bu davranışım dostumu tahrik etmiş olacak ki, "Ne gülüyorsun. Onun çok yakını önemli bir isim.
Onun ilişkileri sayesinde lise ve üniversiteyi kontenjanla okudu"
diye çıkıştı.
Söylediği lise ve fakülteye sınavsız girmek pek mümkün değildi. Aklım almıyordu.
Tereddüt ettiğimi görünce "Sana okula verilmek üzere alınan yazıyı gösteririm" dedi. Bu kadarını beklemiyordum. "Lütfen bu konulara girmeyelim" diye kestirip attım...
Ama aklım karışmıştı bir kere... Eğer iddia doğruysa o gazeteci gibi bir çok isim sınavlara girmeden RESMİ kontenjanla okullara kayıt yaptırmış olmalıydı.
Dostum tam kapıdan çıkarken, "Ya Öcalan da senin dediğin gibi HUKUK ve SİYASALA kayıt yaptırdıysa" diye sordum...
Anlamlı anlamlı güldükten sonra kapıyı çekip gitti!
Oturup "Öcalan kim?" diye düşünmeye başladım. Yazılanlar kadar yazılamayanlar önemliydi! Ve çoğumuz bunları bilmiyordu! Nasıl ortaya çıktı?
Nasıl örgütü kurup büyüttü? Kimlerden hayati destek aldı? Kime yakındı?
Türkiye için ne düşünüyordu? Kürtler'e ne vaat ediyordu? Bunun gibi onlarca soru cevap bekliyordu... Doğru neredeydi? Plan neydi? Bu ülkede yaşayan milyonlarca insan bunu bilmiyordu. Bilenler de susuyordu!
Gelin isterseniz biraz da biz kafa yoralım. "Ne oldu, bitti?" anlamaya çalışalım...
Öcalan, örgütü yıllarca kaldığı ŞAM'dan yönetti. PKK, AB ve ABD'nin terör listesinde olmasına rağmen BATI'da çok rahat serpildi.
Resmi ağızlar tarafından kınanan örgüt, çalışırken hiç zorlanmadı! 1998'e kadar yıllar böyle geçti. PKK saldırdı, kan döktü, pusu kurdu, adam kaçırdı, köy yaktı, BATI sadece baktı! Atilla Ateş Paşa "Sabrımız kalmadı" diye çıkışınca, Öcalan Şam'ı terk etti. PKK'ya yardım ettiği belgeli olan birçok ülke sınırdışı edilen Öcalan'ı alamadı!
Rusya, İtalya, Yunanistan ve Hollanda gibi ülkeler, "Aman bize gelme" diyerek besledikleri adamı tanımazdan geldi!
Peki bu kadar ülke destek verdiği halde neden ÖCALAN'ı kabul etmedi?
Çünkü büyük senaryo hazırdı. Ve Ankara dışında herkes bunu biliyordu!
28 Şubat darbesi yapıldıktan sonra Türk bankacılık sektörü temelden sarsıldı. 1997-2001 arası birçok banka batırıldı! "Laiklik elden gidiyor" diye Sincan'da tank yürüten asker, bu milletin 280 milyar dolarının erimesine kayıtsız kalıyordu! Ve CHP bunu bildiği için "28 şubat"ın ismini bile ağzına alamıyordu! Cumhuriyetin temeli olarak kendini gören PARTİ sadece izliyordu.
Darbenin arkasındaki isimlerle eskiye dayanan dostlukları olduğu için susmayı tercih ediyordu.
Neyse...
ABD'de yazılan senaryo, çok kişiye değişik bölümlerde BAŞROL veriyordu! Öcalan da bunlardan biriydi!
Rahmetli Turgut Özal'la telefonda defalarca görüşüp silah bırakmaya razı olan Öcalan, Washington için artık GÜVENİLİR değildi! Bu nedenle bir sonraki planın işlemesi için Şam'dan çıkması gerekiyordu. Zaten Ankara, batan bankalar ve giden milyarlarca dolarla uğraşıyordu. Kafayı kaldırıp bölgeye bakacak hali yoktu! Ama Öcalan'a rol verenler Ankara'yı unutmamıştı.
İlginç bir seyahat trafiği yaşayan Öcalan, 15 Şubat 1999'da Kenya'da Türk yetkililere teslim edildi. Herkes şaşkındı. Rahmetli Ecevit "Amerikalılar bu adamı neden bize verdiler. Anlamadım gitti!" diye dert yanıyordu!
Oysa Öcalan, ABD için bölgede olmaması gereken bir unsurdu! Acilen oradan uzaklaştırılması gerekiyordu.
Çünkü PETROLÜN başına ABD oturacaktı. Savaş hazırlıkları başlamıştı bile. Washington kendilerine bağlı BARZANİ ve TALABANİ ile iş tutmak istiyordu. İki Kürt liderden nefret eden Öcalan, oradan gitmeliydi! Ama yaşamalıydı da! ABD askerine kayıtsız şartsız destek veren Kürt liderler Irak'ta kalırken, Öcalan Ankara'ya veriliyordu!
Sonuçta Öcalan, Turgut Özal'a dediği gibi AYRILIKÇI değildi!
28 Şubat olmuş bankalar batmış, insanlar fişlenmiş, Öcalan gelmiş ama Ankara ne olduğunu bir türlü anlamamıştı!
Düne kadar ABD ile arasından su sızmayan APO bile neye uğradığını şaşırmıştı.
Harcandığını düşündü.
Ama yapacak bir şeyi yoktu. Kaderine razı oldu. CIA Öcalan'ı yedeğe alırken, Amerikan askeri Irak'ı işgal ediyordu. Saddam'ın heykeli devrilirken, ülkenin ÜÇE BÖLÜNECEĞİNİ açıklıyordu. Artık Irak'ın sahibi Şiiler, Sünniler ve Kürtler'di...
ABD'de yapılan büyük plan bütün hızıyla devam ediyordu!
ABD geri çekilirken, BAĞDAT'ta bir Şii ismi Başbakanlık koltuğuna oturuyordu! MALİKİ...
Yani yıllarca TAHRAN'la itişip kakışan Washington bir Şİİ'yi başa getiriyordu! Cumhurbaşkanı da Kürt'tü!
Petrol bölgesi de Barzani'nin elindeydi!
Yani Öcalan'ın şiddetle eleştirdiği iki ismin önü açılmıştı! Hem Öcalan saatli bomba olarak Türkiye'ye verilmiş, hem Barzani Kürt lider olarak ortaya çıkmış, hem Irak'ı bitirecek ayrışmanın temeline dinamit atılmıştı!
Plan harikaydı!
Her gün bir Şİİ mahallesinde, bir SÜNNİ mahallesinde patlayan bombalar işin SOSUYDU! Nedense hep bomba yüklü araç patlıyordu!
Araçları kullananlar patlamadan önce atlamayı bir türlü akıl edemiyorlardı!
Belki de kullandıkları araçta BOMBA olduğunu bilmiyorlardı! Kan gövdeyi götürürken, Saddam'ın ülkesi gün yüzü göremiyordu!
Irak kaynarken, Öcalan İmralı'da olan biteni izliyordu. Kendisine ne zaman GÖREV geleceğini merakla bekliyordu. ABD-İsrail yapımı bir filmle, Şam'ı terk ettiğini biliyordu. AĞALIK sistemine başkaldırdığı için Barzani ve Talabani ile görülecek hesabı vardı.
Ama çaresizdi!
İşgalle birlikte atılan ayrılık tohumları yeşermeye başladı. Barzani ve Maliki karşı karşıya geldi.
Yılllık 200 milyar dolar petrol ve gaz gelirini almak için eller tetikteydi! Kimse pastayı bir diğerine bırakmak istemiyordu.
Ankara dikkat kesilmişken, sürpriz bir isim el altından eski planı devam ettirmeye çalışıyordu! İSRAİL... "Barzani Yahudi. Akrabalarının büyük kısmı İsrail'de yaşıyor. Bunu etrafında olan herkes biliyor" diyerek dedikoduyu yayan ve bunun için onlarca kitap yazdıran MOSSAD geleceğe yatırım yapıyordu!
Tel Aviv, Ankara gibi yakın gelecekte Irak'ta silahların çekileceğini görüyordu.
Bu savaş Şİİ ve KÜRTLER arasında olacaktı. İşin içine ARAPLAR da katılacaktı! İşin bir ucu Suudi Arabistan'a, bir ucu da TAHRAN'a gidecekti! İsrail bunu yıllar öncesinden bildiği için BARZANİ'yi kendine zorla AKRABA yaptı... Son aylarda ortaya atılan "İsrail, İran'ı vuracak" haberlerinin temelinde yatan, MUSULKERKÜK petrollerinin HAYFA'ya yani İsrail limanına bağlanması yatıyor!
Ayrıca bölgede kendileri gibi bir IRK devletinin daha olmasını istiyorlar...
Herkesin bir hesabı var. Ancak Türkiye'nin ki daha büyük!
Eski Amerika ve İsrail'in yaptığı plan Obama'dan sonra rafa kaldırıldı. İmha edilmedi ama kenara konuldu!
Şimdi İsrail, gerginliği yükseltip KÜRTLER'i yanına çekmeye çalışıyor.
Barzani ile kan bağı olduğu yalanına sarılarak.
Herşeyi dakikası dakikasına izleyen Ankara da kendi bildiği yoldan ilerliyor...
İsrail ve eski Amerika "Öcalan'ın durumu Türkiye'yi kilitler" diye düşünüyor.
Barzani'nin karşısına çıkarılan bir Öcalan riskini hiçbir hükümet alamaz!
Bunu bildikleri için o kartı oynuyorlar!
Ankara'nın dediğini yapan dışarıdaki bir Öcalan BÜYÜK KOZ... Ama eve çıkan Öcalan aynı zamanda hükümet için büyük RİSK...
Tansiyonu elinde tutan Ankara KÜRTLER'i avucuna almak zorunda... Kürtler'in ne İsrail'le ne İran'la yaşayamayacaklarını görmesi gerekiyor!
Ankara'ya DOMUZ BAĞI attıklarını düşünenler yanılacak!
YAKINDA!




Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
  • ve ya