Bugünkü
Takvim
BÜLENT ERANDAÇ BÜLENT ERANDAÇ
  •  
  • SMS
    Yazarın KODU boşluk bırakıp, MESAJINIZI yazıp, 4122'ye gönderin.
    Örnek: BÜLENT ERANDAÇ'a mesaj göndermek istiyorsanız.
    BE boşluk bırakıp, mesajınızı yazıp 4122'ye gönderin.
    Tüm operatörlerden servis 1.60 TL olarak ücretlendirilir.
    Servis sorgulamalı bir servis olup iptali yapılamaz.
    Müşteri Hizmetleri: 0216 531 73 73
  • 19 Mart 2017, Pazar

Çanakkale’den 15 Temmuz’a

anakkale Geçilmez" destanı 250 bin vatan evlâdımızın, şehâdet şerbetini içmesi neticesinde gerçekleşmişti.
Çanakkale, sadece kahramanlık ve cesaret destanı değil, aynı zamanda Türk Milletinin sahip olduğu yüksek manevi seviyenin bereketiyle bir fazilet destanıydı.
İstiklâl şairimiz merhum Mehmet Akif Çanakkale Ruhu'nu ne güzel anlatır: "'Ne çelik tabyalar ister, ne siner hasmından,Alınır kal'a mı göğsündeki kat kat îmân? Âsım'ın nesli diyordum ya..
Nesilmiş gerçek.
İşte çiğnetmedi nâmûsunu çiğnetmeyecek.
Şühedâ gövdesi, bir baksana dağlar, taşlar.
O rükû olmasa, dünyâda eğilmez başlar..."
102 yıl sonra da Çanakkale ruhunun şahlanışına tanık olduk. Çanakkale destanının yaşandığı topraklarda gerçekleşen törenler, Aziz Milletimizin gönül tellerini titretti. Marmara'nın kolyesi Çanakkale köprüsü temeli sadece bir köprü değildi. Yeni yüzyıla geçişi simgeleyen, Çanakkale'yi ölümsüzleştiren rûha sahip olan kahraman Türk Milletimizin yeniden dirilişine sahne oluşuydu.
Cumhurbaşkanımız Tayyip Erdoğan, ulvî ve büyük uyanışı işaret ederken fedakârlık toprağında ekilmiş tohumlar gibiydi. "Şehitlerimizin hatırasına ihanet etmeyeceğiz. Onların isimlerini, hatıralarını, hikâyelerini yaşatacağız ve böylelikle Türkiye dünyada sadece Müslümanlar için değil, sadece soydaşlarımız için değil, bütün mazlumlar için dik duruşun, adaletin savunuculuğunun önder ve sembol ülkesi olacak" derken, şehitlerin yolundan ayrılınmayacağını net şekilde vurguluyordu. Başbakan Binali Yıldırım'ın Marmara kolyesine uzanan elleri geleceği işaretliyordu. Zîrâ gönüllerinde canlarından daha aziz bir vatan sevgisi vardı. İşte bu sevgiyi aksettiren eşsiz bir tablo karşısında, gönül tellerimiz titriyordu.

ÇANAKKALE RUHUNUN ŞAHLANIŞI: Haçlılar sinsi müdahalelerle Aziz milletimizin bağımsızlığına hep göz diktiler, dikiyorlar. Çanakkale'de düşmanı, Mehmetçiğin şahsında bir milletin yüreği karşılamıştı. Zira üzerlerine gelen sayısız ve muhtelif düşman ancak böyle bertaraf edilebilirdi. Karşımızda kimisi aldatılmış birçok milletten oluşan sömürgeci ordular ve kuklaları vardı. Merhum Mehmet Akif, bu topyekûn haçlı saldırısı hücumunda yaşanan Çanakkale'deki manzarayı çok güzel tasvir eder: "Eski Dünya, Yeni Dünya, bütün akvâm-ı beşer, Kaynıyor kum gibi, tufan gibi, mahşer mahşer.
Ölüm indirmede gökler, ölü püskürmede yer, O ne müthiş tipidir: Savrulur enkâz-ı beşer... Kafa, göz, gövde, bacak, kol, çene, parmak, el, ayak... Boşanır sırtlara, vâdilere, sağnak sağnak..." Çanakkale, cengâver ve yiğit askerimizin canları karşılığında bize sundukları müstesnâ bir mîrastır.
Çanakkale'deki şehîdlerimizin ruhu, İstiklâl Harbi'nde şehîd olacak evladlarımıza mukaddes bir vasıyet bırakmıştı.15 Temmuz'da da Haçlı Ordusu kukla FETÖ eşkıyaları, Çanakkale'nin, Kurtuluş Savaşının vârisleri Aziz Milletimiz tarafından bir kez daha durdurulmuştu.
Anadolu-İslâm karakolunun son kalesi Çanakkale'yi geçilmez kılan destansı mücadele ruhu, kurtuluş savaşında ve 15 Temmuz gecesinde Aziz Milletimizin Çanakkale ruhuyla uyanmasına kadar devam etti ve edecek. 15 Temmuz gecesi, Büyük Türk Milleti tankların önünde durarak 'Bağımsızlığımızla oynamazsınız, bu topraklar üzerinde bu milletin egemenliğine, hâkimiyetine müdahale edemezsiniz' diye haykırdık.

SONUÇ: Bilinmelidir ki, mâzinin bittiği yerde, millet biter, insan biter, iz'an biter. Millet, târihinden ibârettir. Onu târihinden sıyırırsanız, geriye insan sürüsü kalır. Mâzinin devrettiği unsurların zenginliği oranında yeni eserler ve yeni nesiller canlı ve devamlı olur. Çocuklarımıza, Çanakkale destanını, Kurtuluş destanını,15 Temmuz direnişini ninni yaparsak, imanın, bütün maddî ve manevi değerlerin sahibi olacağımızdan kimsenin kuşkusu olmasın. Zaferlerin, şanlı direnişlerin bir sırrı da, büyük Türk Milletinin Çanakkale'de, İstiklal savaşında, Sakarya'da ve 15 Temmuz'da yekvücuda olmasıdır, birlik, beraberlik hâlinde bölünmez bir bütün oluşturmasıdır. "Toplu vurdukça yürekler, onu top sindiremez" ruhunun yaşanmasıdır. 16 Nisan'da inşallah, toplu yürekler vuracak, büyük Türkiye yürüyüşü devam edecek.
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
  • ve ya