Bugünkü
Takvim
  • 26 Mart 2013, Salı

Yedi kocalı terör

Abdullah Öcalan'ın çağrısını göklere çıkarttılar. Aradan birkaç gün geçti; şimdi de sulandırmaya çalışıyorlar. "Önder" diye Apo'yu yere göğe sığdıramayanlar, çatlak sesler çıkarıyorlar.
Bremen Mızıkacıları gibiler!
BDP bir şey söylüyor; Kandil'den farklı bir değerlendirme geliyor...
Hatırlarsınız, Abdullah Öcalan'ın mektubunun okunmasının ardından BDP Eş Başkanı Selahattin Demirtaş, "Silahlı mücadelenin yüzde 99'u bitmiştir" açıklamasını yapmıştı:
- Yüzde 1'i de Parlamento'nun kararına kaldı.
Hemen Kandil'den ayar geldi. Murat Karayılan, bu sözleri "Basit bir yaklaşım" olarak değerlendirdi.
Yetmedi, bitmedi; diğer Eş Başkan devreye girdi. Gültan Kışanak, adeta ateşin üzerine benzin döktü:
- Asıl konuşmamız gereken silahlar değil, demokrasidir.
(Silahların gölgesinde demokrasi nasıl konuşulacaksa!)
Kışanak, Hükümet'in "Örgüt silah bırakmalıdır" yaklaşımını da "heves" olarak değerlendirdi. Teröre sırtını dayayıp, Hükümet'i bir defa daha silahla tehdit etti:
- Biz özgür ve demokratik bir gelecek istiyoruz. Buna var mısınız, yok musunuz? Varsanız, silahlar sorun olmaktan çıkar.
Daha açığı...
"Bizim istediğimiz adımlar atılmazsa, silahlar ölüm kusmaya devam eder" mesajını vermeye çalıştı!
***

Şu tabloya bakın...
BDP'nin başındaki Genel Başkanlardan biri "barış" mesajları verirken, diğeri yangına körükle gidiyor.
Kandil de "İyi, tamam, ama" deyip, silahlı PKK'lıların sınır dışına çekilmeleri için şart üzerine şart koşuyor.
Üstelik, bu çatlak sesler henüz Öcalan'ın yazdığı mektubun mürekkebi kurumadan çıkıyor!
Ayrıca, bunlar kamuoyunun gözleri önünde yaşananlar. Kapalı kapılar ardında neler konuşulduğunu, hangi tartışmaların geçtiğini ise varın siz düşünün!
***

Kandil'de bulunan Murat Karayılan'ın açıklamaları da terör örgütü içinde ciddi tartışmaların yaşandığını gösteriyor...
Karayılan'ın, Hasan Cemal'e yaptığı değerlendirme son derece önemli:
- Orta komuta kadememiz var.
Bu arkadaşları ikna etmemiz gerekli.
Dün ikna sürecinin bir parçası olarak 250 kişi ile konuştum. Kaygılarını söylediler. Zor bir mesele! Diyorlar ki:
Biz savaşmaya geldik, 10 yıldır savaşıyoruz. Sonuç alma noktasına geldik. Şimdi "Durun" diyorsunuz.
Bu kadarla da kalmıyor, Karayılan devam ediyor:
- Silahlı mücadelenin bütünüyle sonlanması öyle sanıldığı gibi basit bir olay değil.
Üstelik, "Arkadaşları ikna etmeye çalışacağız" diyen Karayılan ve ekibinin de ne kadar samimi olduğu meçhul!
Çünkü, "silahlı mücadele" ihtimalinin halen masada olduğunu açıkça söylüyorlar.
Tablo ortada...
Bir yandan Abdullah Öcalan'ın mesajını alkışlıyorlar. Gereğini yapıyor gibi görünüyorlar. Diğer taraftan, silah bırakmak için ayak sürümeye devam ediyorlar.
***

Karayılan'ın yaptığı açıklama çelişkilerle dolu...
Hem, silah bırakmaya ve örgüt militanlarını ikna etmeye çalıştığını söylüyor.
Hem de hemen ardından şu sözleri sarf ediyor:
- Direnişle, savaşla daha ileri bazı gelişmeleri yaratmamız mümkündü.
Ortadoğu'nun mevcut konjonktürel durumu Türkiye'nin içinde savaşı geliştirmemize müsaittir.
Adeta, "ikna etmeye" çalıştığını söylediği kesimi tahrik ediyor. "Evet" derken, "Hayır"; "Hayır" derken de "Evet" mesajları veriliyor!..
Çünkü, şimdilik kimse elleriyle büyütüp ilahlaştırdığı Öcalan'la sürtüşme görüntüsü vermek istemiyor!




Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan TAKVİM veya takvim.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Turkuvaz olarak kişisel verilerinizi işliyor, aynı zamanda kanunlarda öngörülen teknik ve idari tedbirleri alarak bu verilerinizin korunması için elimizden gelen tüm çabayı gösteriyoruz. İşlenen kişisel verilerinize ilişkin aydınlatma metnine veri politikası sayfasını ziyaret ederek ulaşabilirsiniz.
  • ve ya