CANLI YAYIN
BÜLENT ERANDAÇ
BÜLENT ERANDAÇ

Ergenekon'dan dönüş yok

Eklenme Tarihi 29 Temmuz 2009
Türkiye'nin tarihi davası "Ergenekon'' deyince, hep bu isimler duyuldu: İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Aykut Cengiz Engin ve Yardımcısı Turan Çolakkadı. Ergenekon savcıları Zekeriya Öz, Mehmet Ali Pekgüzel ve Fikret Seçen, İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Köksal Şengül...
Bu isimler, asrın davasından alınmak istendi.
Ancak toplumsal talep Ergenekon davasına bakanlara dokunulmaması yolunda oldu. Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nda da halkın genel tercihi kabul gördü. Ergenekon Hakimleri ve savcıları değişmedi, değiştirilemedi.
Ayrıca, PKK'nın şehir yapılanması (KCK) ve faili meçhul cinayetlere bakan hakim ve savcılar da yerlerinde kaldı.
Millet isterse olur. Millet demokrasiye sahip çıkıyor. Milletimiz istedi, "Ergenekon davası'' aynen yola devam edecek.
Halkımız karanlık olayların ortaya çıkmasını, darbecilerin teşhir edilmesini, geleceğe "beyaz sayfa" açılmasını arzu ediyor.
Ergenekon davası için yapılanlara alkış tutuyor, Türkiye'nin militarist geçmişiyle bağını koparıp modern bir devlet haline gelmesi gerektiğine inanıyor.

İKİ HASSAS KARAR
Kararnamede istediği değişiklikleri gerçekleştiremeyen HSYK üyeleri, iki kritik karara imza attı. (Adalet Bakanı ve Müsteşar'ın muhalefet ettikleri belirtiliyor.) Birinci karar, İstanbul Cumhuriyet Başsavcı Vekili Olcay Seçkin'in, Ergenekon soruşturmasını da kapsayan CMK 250. madde kapsamındaki suçlara bakmakla görevli bir diğer Başsavcı Vekili Turan Çolakkadı'nın yanına verilmesi oldu. İkinci olarak, Adalet Bakanlığı'nın, Ergenekon soruşturmasını yürüten savcılarla ilgili şikayet ve suç duyurularının gereğini yapması kararlaştırıldı. Kurul'un da çıkacak bu sonuca göre işlem yapması karara bağlandı. Adalet Bakanlığı daha önce Ergenekon savcıları hakkındaki suç duyurularına 'işlem yapılmasına yer olmadığı' kararını vermişti.

HSYK MERCEK ALTINDA

Yargı Reformu Stratejisi" taslağı, Bakanlar Kurulu'na geliyor.
Yargı Reformu Stratejisi Taslağı'nda göze batan, önümüzdeki haftalarda çok tartışılacak bazı başlıklar şöyle: "Yargı Bağımsızlığının Güçlendirilmesi Yargının Tarafsızlığının Geliştirilmesi Ceza infaz sisteminin geliştirilmesi..."
Bu amaca yönelik olarak atılması planlanan adımlarda, HSYK en önemli adımlardan birisi olarak görülüyor. "Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun (HSYK) objektiflik, tarafsızlık, şeffaflık ve hesap verilebilirlik temelinde geniş tabanlı temsil esasına göre yeniden yapılandırılması ve kararlarına karşı etkili bir itiraz sisteminin getirilmesi" planlanıyor HSYK'ya eleştiriler genel olarak aşağıda belirtilen noktalarda toplanmakta: "Kurul'un yargının tümünü temsil edecek şekilde oluşturulmaması, Kurul'un oluşumunda demokratik meşruiyet ilkesine yeterince riayet edilmemesi, Kurul kararlarına karşı etkili bir itiraz sisteminin bulunmaması, Kurul'un çalışma yöntem ve kararlarının şeffaflık ilkesine uygun olmaması, Mevcut haliyle Kurul'un yapısının, hakim ve savcılar üzerinde yüksek mahkemelerin vesayetinin olduğu izlenimini oluşturması.'' Bu nedenlerle yargı için hayati önemi haiz görevleri ifa eden Kurul'un yapısının yargının tümünü temsil edecek şekilde yeniden düzenlenmesi gerekmektedir.
Yargı yetkisi, egemenlik hakkının doğal bir sonucu ve özel bir tezahür şekli olup, hâkimler bu yetkiyi egemenliğin sahibi olan millet adına kullanmaktadırlar.
Adalet Bakanı'nın Kurul'da yer alması demokratik meşruiyet ilkesi açısından önemli olmakla birlikte Yasama Organı'nın (TBMM) kurula üye seçimi için yetkisinin olmaması bir eksiklik olarak görülmektedir.
1) Yasama ve Yürütme organı tarafından Kurul'a hakim ve savcılar arasından üye seçimi konusunda görev ve yetki verilmesi,
2) İtiraz yolunun etkin hale getirilmesi,
3 )HSYK sekreteryasının ve denetim sisteminin yeniden düzenlenmesi planlanmakta... (Yapılacak Anayasa değişikliği ile HSYK'nın geniş tabanlı temsil esasına dayalı bir yapıya kavuşturulmasına paralel olarak, teklif makamı ile karar makamının tek elde birleşmesini engelleyecek şekilde sekreterya hizmeti yeniden yapılandırılacak.)