Başbuğ'un vurgu yaptığı dönem, Türkiye'nin Kıbrıs Barış Harekatı'na yani 1974 yılına bizi götürüyor. 35 yıl önce yaşanan tarihi olay Türkiye'nin 2009'larda yaşadığı olaylara ışık veriyor. Kendisinin Kıbrıs Barış Harekatı döneminde genç bir kurmay yüzbaşı olarak Genelkurmay Plan ve Harekat Dairesi'nde görev yaptığını anlatan Başbuğ, Bülent Ecevit ile bu dönemde de pek çok platformda biraraya geldiğini söyledi.
Başbuğ, Kıbrıs Barış Harekatı sırasında Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Işık Koşaner'in Bolu Dağ ve Komando Tugayı'nda üsteğmen olarak, Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Aydoğan Babaoğlu'nun ise hava harekatlarında fiilen savaştığını anlattı.
KIBRIS HAREKATI
Kıbrıs Barış Harekatı'nı yapan hükümetin Başbakanı rahmetli Bülent Ecevit, Başbakan Yardımcısı Necmettin Erbakan, Genelkurmay başkanı rahmetli Semih Sancar'dı. Bağımsız Türkiye Cumhuriyeti devletinin, kuruluşundan itibaren ilk kez, sınır dışına tüm gücüyle çıktığı, Doğu Akdeniz'in kaderini değiştirdiği bir askeri ve diplomatik başarıya imza atıldı.
Kıbrıs'ta ikinci bir Türkiye varsa, KKTC varsa, 1974 Barış Harekatı'nın sonucudur. Kıbrıs Girit olmamışsa, "Ecevit-Erbakan- Sancar" beraberliğinin sonucudur. Bugün, Ceyhan-Yumurtalık güvenlikli bir enerji merkezi oldu ise Kıbrıs Barış Harekatı'nın yapılmasındandır.
ERDOĞAN-BAŞBUĞ
Başbakan Erdoğan-Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ beraberliğini bu açıdan değerlendirmek lazım. 35 yıl sonra bir başka Genelkurmay Başkanı, "Başbakan Erdoğan, Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ arasında uyum, saygı, Türkiye'ye büyük olma yolunu açtı" denecek. Başbuğ, "Rahmetli Ecevit'i, 1974 Kıbrıs Barış Harekatını, uyumu, saygıyı" bugün anlatıyorsa, yarın "Tayyip Erdoğan, Başbuğ anlatılacaktır, hatırlanacaktır."
İnsan unutur, tarih unutmaz.
35 yıl sonra tarih kitapları gene yazacak. 2009'larda yaşanan olayların, Türkiye'ye neler kazandırdığı tek tek anlatılacak. Terör belasının nasıl halledildiği, milli birlik ve bütünlüğün nasıl korunduğu, tam demokrasiye nasıl geçildiği, Türkiye'nin nasıl bölgesel güç olduğu, küresel güç olma yolundaki atakları anlatılacak. Dünyanın bir enerji merkezi, dünyanın bir barış merkezi olduğu gösterilecek. Balkanlarda, yakın Asya'da, Kafkasya'da, Ortadoğu'da "yeni Türkiye"nin izleri olacaktır.
MİLLİ EGEMENLİK
Türkiye'nin büyük olmasını sağlayacak en büyük güç, milli egemenliktir. Türkiye'yi kritik noktalardan, sandık, vatandaşın mantığı kurtarmıştır. Vatandaş oyuyla, demokratik rejimin önünü açmıştır. En kötü demokratik rejim, en güzel, en parlak dikta rejiminden, kapalı rejimden daha iyidir. 1950 yılından beri sandık, Türkiye'nin rotasını belirlemiş, geleceğin pusulası olmuştur. İktidarlar sandıkla gelecek, sandıkla gidecektir. 2007 yılından beri yaşanan siyasi olaylar tarihi dersler vermektedir. Herkes bu dersten nasibini alacaktır. Türkiye'nin geleceğini, seçim sandığı, vatandaşın ak sütü oyları sağlayacaktır. Atatürk'ün, "Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir" sözleri 35 yıl sonra daha iyi, daha derinden anlaşılacaktır.