Başbakan neden AB'ye serzenişte bulundu? AB neden sürekli olarak Türkiye'nin kalbini kırıyor. Neden üyeliğin biçimi konusunda tartışmalar açıp, her AB ülkesindeki seçimlerde Ankara'yı hedef tahtasına oturtuyor?
Bir sebebi olmalı. Bir derinliği olmalı.
SARKOZY'YE GÜVENİLMİYOR
Türkiye'de de Sarkozy'ye karşı "kızgınlık" giderek artıyor. Türk halkının duygu ve düşüncelerini yansıtan bir anket, Sarkozy'in ektiğini biçtiğini gösteriyor: Türkiye'de dünya liderlerine güven listesi şöyle:
Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev: Güven oranı yüzde 47
ABD Başkanı Barack Obama: Güven oranı yüzde 45
İran Cumhurbaşkanı Ahmedinejad: Güven oranı yüzde 33
Filistin Lideri Mahmud Abbas: Güven oranı yüzde 28
Suriye Cumhurbaşkanı Esad: Güven oranı yüzde 22
Rusya Başbakanı Putin: Güven oranı yüzde 15
Hizbullah lideri Nasrallah: Güven oranı yüzde 11 Ve Sarkozy ektiğini biçiyor.
Fransa Cumhurbaşkanı Sarkozy: Güven oranı yüzde 7, güvensizlik oranı yüzde 93.
DESTEK DÜŞÜYOR
Fransa Cumhurbaşkanı Sarkozy ve Alman Başbakanı Merkel'in, Türkiye aleyhine konuşmaları "Avrupa Birliği" anketlerinde, Türk milletinin, "destek" oranının düşmesine yol açıyor. 2008 yılı anketlerinde, yüzde 51-57 oranında destek görülürken, 2009 yılında bu oranların yüzde 40'lara düştüğü gözleniyor.
ERDOĞAN'IN DUYGULARI
Başbakan Erdoğan, "Ulusa Sesleniş"te gerçekleri açıkladı: "AB üyeliği için gerekeni yapıyoruz. Üzülerek ifade ediyorum ki aynı özeni, aynı hassasiyeti, aynı düşünceyi Avrupa Birliği üyesi ülkelerden göremiyoruz.
Bazı Avrupalı liderlerin ve siyasetçilerin Türkiye'ye karşı ortaya koydukları bazı davranış ve söylemler zaman zaman hem milletimizi yaraladı, hem de şevkimizi kırdı. Son olarak Avrupa Parlamentosu seçimlerinde bu olumsuz tavra bir kere daha şahit olduk.
Bazı Avrupalı siyasilerin iç politika hesaplarıyla Türkiye'nin AB üyeliği konusunu istismar etmesi bizi üzüyor, ülkelerimiz arasındaki ilişkilere de maalesef zarar veriyor."
SAMİMİYET İSTİYORUZ
Başbakan Erdoğan, isteklerini sıraladı: "Avrupalı dostlarımızdan samimi çaba bekliyoruz. Bize verilen sözlerin tutulmasını istiyoruz. Müzakere sürecinin herhangi bir safhasında bu hedefler dışında bir hedefin ortaya konmasını kabul edemeyiz. Müzakereler devam ederken Türkiye'nin statüsünün sürekli tartışma konusu yapılmasını, üyelik statüsünün değiştirilmek istenmesini ahde vefa ile bağdaştıramıyoruz."