Bugünkü
Takvim
  • 21 Mayıs 2012, Pazartesi

Tecavüzcülere 'güvenli' öneriler...

Bir kere iğfal edeceğiniz kızı sokaktan seçmeyeceksiniz.
Çünkü aile filan girer devreye, soluğu hapishanede alırsınız mazallah. Bu işlerden yırtmanın tek yolu, tecavüzü hane sınırları içinde halletmenizdir. Sesini çıkaran olursa, vurursunuz yumruğu gözünün üstüne susturursunuz kolayca. Veya çekip bıçağı dayayın kızın boynuna, 'benim isteğimle oldu' demesini sağlayın. Ayrıca lütfen yaşı küçük olanları tercih edin ki hepten aciz kalsın karşınızdaki. Ne gidecek bir yeri, ne yaşayacak maddi olanakları olsun...
Sonrası devletin hakimine sığınacaksınız. 'O da istedi' bu ülkenin en yüce savunma cümlesidir, unutmayın. Sonrası gazanız mübarek olsun...
İşte size canlı örneği; Ayı bir dayı; özbeöz yeğenine tecavüz etmiş.Pardon yanlış dedim, 'kız, rızası ile dayısının koynuna girmiş meğer!' Dayının yırttığına bakılırsa ancak böyle olmuş olabilir.
Geçtiğimiz yıl vuku bulmuş olay.
İki dayının birden tecavüzü sonucu hamile kalan 17 yaşındaki S. D. düşük yapınca gerçek ortaya çıkmış.
Normal bir ülkede ne yapılır bu durumda? Aile bu sapıkları polise şikayet eder, mahkeme de anında tıkar içeri! Ama burada hakim yine bildiğimiz kararı vermiş; Dayılar tutuksuz yargılanacak!
Sebepse, S.D.'nin ölüm tehditleri sonucu, bu iki terbiyesizden şikayetçi olmayışı. "Rızamla olmadı ama şikayetçi değilim" demiş garibanım. Bunun üzerine yargımız adamları sadece 'tehditten dolayı' cezalandırmışlar!
Yani ortada 'şüphelenecek' bir durum yok. Bu arada bebeğin DNA'larıyla dayının birinin o kör olası şeyleri de tutmuş, iyi mi? İşte bütün bunlardan sonra adamlar da ellerini kollarını sallaya sallaya dolaşıyorlar. Sonra poşudan 11 yıl hüküm giyiyor biri, o da ayrı.
Ne diyeyim, valla helal olsun!
Yok helal olmasın, Allah kahretsin sizi ya... Hangi ana baba yetiştirdi sizi, kim eğitti ya da eğitemedi? Gerçekten merak ediyorum. Diyorlar ya 'çocuklara, öğretmene, doktora uzanan eller kırılsın' hakikaten kırılsın o elleriniz...
Ben ne diyorum yahu, niye yazıyorum ki bunları boş boş...
Pardon, yine kafa ütüledim.

Mesai dışında hastalanmayın demedik mi size!
G
eçtiğimiz ay yazdım bu köşede. Dün baktım bir vatandaş da bizim yaşadıklarımızın aynısını yaşamış. Kolu yük asansörüne sıkışan Özcan Kılıç, İstanbul'da 5 hastane dolaşıp, ancak sekiz saat sonra, sabaha karşı ameliyata alınabilmiş. Çünkü neden? Mesai saatlerinin dışında hiçbir hastanenin cihazları çalışmaz da ondan! Daha doğrusu o cihazı çalıştıracak teknisyenleri çoktan evlerinin yolunu tutmuştur.
Dedim ya kısa zaman önce bizim de başımıza gelmişti. Üstelik oğlumun apandisiti tutmuş Pazar günü patlamıştı. Çünkü apandisit dediğiniz "Tatil günü, üstelik gece yarası patlamayayım, o saatte işin uzmanını nereden bulacaklar" diye düşünmüyor.
Hatta ultrason denen aletin ve o aleti kullanacak görevlinin geceleri 'tatile çıktığını' aklına bile getirmiyor.
Sonunda işte böyle İstanbul gibi bir yerde hastane hastane dolaşmakla yetiniyorsunuz. O dolaşım sırasında hayatta kalmayı başarıyorsanız ne ala, yoksa artık öbür dünyadan veryansın edersiniz 'böyle sağlık sistemine' diyerek...
Not; Gördüğünüz gibi yine haybeye bir yazı...

Apartman hanımlarımız devam...
D
ün de yazmıştım, komşularımızın bu günkü sohbetleri ise, 'memura verilecek zam oranı' ile ilgili.
Diyor ki en genç olanı; "Ayfer teyze 3+3 için ne düşünüyorsun?" Ayfer teyze yaşadığının farkında değil, cevap veriyor; "O 4+4 değil miydi?"
Sohbetin devamı bakın nereye gidiyor; "Yok anacım o eğitimle ilgiliydi, bu memura verilmesi düşünülen maaş zammı!" "İlahi, Ayfer hanım nereden bilsin, ne de olsa beyi ticaret erbabı!" "Evet kocası bakkal ama müşterisi memur, onu da ilgilendirir." "O zaman ne düşünüyor, merak ediyorum?" "Valla ben bilmem neticede beyim bilir bunları! Ama yine de şükretmek lazım." "Başbakanımız da aynı şeyi dedi, 'Bakın Yunanistan'a sürüm sürüm sürünüyor halk' diyor." "Hanımlar iyi diyorsunuz da, neden kendimizi refah ülkelerle kıyaslamıyoruz da, batmakta olanlarla kıyaslıyoruz?" "Annem de ben genç kızken aynı mantığı sürerdi önüme." "!!!????" "Ay benim niye güzel ve pahalı elbiselerim yok dediğimde, bak kapıcının kızına, tek bir etekle dolaşıyor derdi o da." "Yani?" "Yanisi, neden kendimi Ajda Pekkan'la kıyaslamıyorum da onunla kıyaslıyorum abla?" "!!!???"
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan TAKVİM veya takvim.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Turkuvaz olarak kişisel verilerinizi işliyor, aynı zamanda kanunlarda öngörülen teknik ve idari tedbirleri alarak bu verilerinizin korunması için elimizden gelen tüm çabayı gösteriyoruz. İşlenen kişisel verilerinize ilişkin aydınlatma metnine veri politikası sayfasını ziyaret ederek ulaşabilirsiniz.
  • ve ya