Bugünkü
Takvim
  • 31 Ekim 2010, Pazar

Yayın yönetmeninizi hangi yöntemle öldürürsünüz?

İki haber yan yana; biri TRT'nin dizi anonsu; "İnsanlar güce ve iktidara sahip olmak ister, peki ya doğuştan iktidara sahip olanlar?" şeklinde. Diğeri ise daha kısa; "Ünlü sunucu, kovulduğu için yayın yönetmenini öldürmüş!" İkisinin ortak noktasına bakarsanız kısaca işin içinde 'iktidar' sözcüğü var.

* * *
Doğuştan iktidara sahip olmak!
Sıradan insanlar için ne kadar ilginç ve uzak bir kavram! Kim peki bunlar? Önce bizim padişahlar.
Sonra belki bir Rahmi Koç veya Sabancı'nın çocukları. Peki babaların iktidarı nereden gelmiş?
Biri, derler ki 'pazarda satılan bir kasa limonla' başlamış, diğeri memleketteki arazilerden... Bir de Cem Uzan'lar var ki o da küçük çaplı bir padişahlık ama bunlar iktidar güçlerini 'yıkıcı' kullananlardan... Ama sonuçta tüm bu çocuklar 'hazır' iktidarlara konmuş bir neslin temsilcileri.

* * *
Şimdi gelelim 'daha küçük ölçekli' iktidarlara... Ve bunlar uğruna neler yapılabildiğine? İşte yukarıdaki ikinci haber bunu anlatıyor ve yazı konumuzu bambaşka, matrak bir mecraya taşıyor; "Kıbrıs Rum Kesimi'ndeki Sigma TV kanalının yayın yönetmeni Andis'in katili, aynı kanalda çalışan spiker Elena Skordelli çıkmış!" Sebebi de, Elana'yı işten kovarak kadının bir tür hükümranlığına son vermiş adam. Yalnız 'bir farkla'; sunucu 'kiralık katil' tutmuş bu iş için! Oysa biz Türkler kovulduğumuzda adama bizzat kendimiz yumuluruz. Öyle aracı filan kullanmayız. Tabii bir dakika sonra unuturuz, öfkemiz geçer ve sıra ünlü Türk beddualarımıza gelir; "Bir gün inşallah sen de aynı akıbete uğrarsın!" şeklinde. Nitekim çoğu uğrar da...

* * *
Şimdi kalkıp beni ziyadesiyle 'hunhar' bulabilir bazı 'iktidarı sağlam' meslektaşlar. Ama camiadaki 'işten el çektirilen' arkadaşlara bir sorsunlar bakalım, kapının önüne konduklarında ne düşünmüşlerdir? Hani içlerinden biri çıkar da 'ertesi gün yayın yönetmeninin ayağını kırdığını duydum, bir üzüldüm bir üzüldüm' derse itiraf ediyorum çok şaşırırım.

* * *
Tabii Elena abla biraz abartmış durumu. Ama unutmamak gerekir ki, 'bulunduğu pozisyondan mahrum kalanların' gerek ruh halleri gerekse 'gerekçeleri' farklı farklı ve derece derece olabiliyor. Aç biilaç kalacaklarsa misal, daha güçlü dürtüler girebiliyor devreye ama cukka sağlam ve bu işi sadece prestij için yapıyorsa kovulmayı daha 'sakin' atlatabiliyorlar. Bir de sadece 'yazma veya ekranda olma aşkıyla yanıp tutuşan' romantikler var aramızda. Veya bu 'göz önü' görevleri sayesinde pek çok kapıyı açtıklarına inanlar... Hele bir de çalıştıkları yeri zar zor bulmuş ve kovulduktan sonra asla başka 'köşeleri' olamayacaklar var ya...
Ben yayın yönetmeni olsam en çok onlardan korkardım valla.

* * *
Bütün bunların üstüne şimdi; 'Ey hayatının çeşitli dönemlerinde bir sürü yerden kovulan medyacı dostlar! İtiraf edin bakalım o anda sizin aklınızdan hangi yöntem geçti" sorusunu sormanın zamanı mıdır değil midir?
Cevapları bekliyorum.

Not; bir süre önce bu köşede 'o meşhur anketin' sorularına yer vermiş ve aldığım maillerden ürkmüştüm; Soru; Kocanızı hangi yöntemle öldürmek istersiniz? Şıklar; A)Yatakta boğazını sıkarım.
B)Zehirlerim. C)Pipisinden vururum. D)Piranalara veririm.
E)Balta ile kıymık kıymık ederim, şeklindeydi de içlerinden en fazla 'C' şıkkı rağbet görmüştü, hatırlatayım dedim.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan TAKVİM veya takvim.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Turkuvaz olarak kişisel verilerinizi işliyor, aynı zamanda kanunlarda öngörülen teknik ve idari tedbirleri alarak bu verilerinizin korunması için elimizden gelen tüm çabayı gösteriyoruz. İşlenen kişisel verilerinize ilişkin aydınlatma metnine veri politikası sayfasını ziyaret ederek ulaşabilirsiniz.
  • ve ya