Takvim

Bugünkü
Takvim
  • Sağlık
  • 22.09.2019 Gazete
ABONE OL

yaşam kalitesini düşürüyor! büyük risk oluşturuyor...

, yaşam kalitesini düşürüyor. Kadınların anne olma şansını bile azaltabiliyor. Kansızlığın büyük risk oluşturduğunu belirten uzmanlar, yumurta ve karaciğer yenmesini öneriyor.

Ömür törpüsü kansızlık
Toplumda sadece yaşlılarda görüldüğü düşünülen kalp hastalıkları, genç yaşlardan itibaren hayatı tehdit edebiliyor. Yaşam kalitesini düşüren kalp hastalıkları, kadınların hamilelik sürecini de olumsuz etkiliyor. Hatta bazı kadınlar sırf bu hastalık nedeniyle gebe kalamayabiliyor. Kardiyoloji Uzmanı Dr. , kalp hastalığı ve hamilelik dönemi hakkında bilgi veriyor.



KRİTİK YAŞ 35...
doğuştan olabileceği gibi sonradan da ortaya çıkabiliyor. Çocuk sahibi olmak isteyen ve öncesinde nefes darlığı, çarpıntı, göğüs ağrısı ve bayılma gibi şikayetler yaşayan kadınların mutlaka kalp muayenesi olması gerekiyor. Yine hiçbir şikayet olmasa bile 35 yaşın üzerindeki kadınların kardiyoloji uzmanına muayene olması öneriliyor.



NEFES DARLIĞI VARSA...
Doğumsal kalp hastalığı olan kadınlara kesinlikle gebe kalmaları önerilmiyor. İstirahatte ve hafif egzersizte nefes darlığı olanlara düzenli kontrol altında gebeliğe izin veriliyor. Gebelik öncesinde kardiyoloji ve kadın doğum uzmanlarının hastaya ortak bir değerlendirme yapması gerekiyor.



KURUYEMİŞLERLE BARIŞIN!
Hem kalbi korumak hem de sağlıklı bir gebelik dönemi geçirmek için beslenmeye dikkat etmek gerekiyor. Dr. Ayhan Atakan, şunları öneriyor:

Gebelikte kansızlık büyük bir sorundur. Yükü artmış kalbin birde kansızlıkla uğraşması, onu daha da yoracaktır. Gebeler demirden zengin besinler tüketmeli, kan sayımlarını düzenli yaptırmalıdır.

Kansızlığa iyi gelen karaciğer, kırmızı ve beyaz et, yumurta, kuru baklagiller, yeşil yapraklı sebze, kuru meyve ve kuruyemiş tüketilmelidir.

Tuz tüketimi kısıtlanmalı, sıvı tüketimi arttırılmalıdır.

Aşırı kilo da kalp yükünü artıracaktır. Bu nedenle gebelikte kilo alımına dikkat edilmelidir.


KALBİNİN SESİNİ DİNLE - DR. AYHAN ATAKAN

YARIN: TANSİYON HAKKINDA