Bugünkü
Takvim

Hoş safa geldin on bir ayın sultanı

Hoş safa geldin on bir ayın sultanı
Ramazan kamerî takvimin dokuzuncu ayıdır. Öteden beri farklı din ve kültürlerde ibadet ve perhiz tarzı bilinen oruç, Hz. Peygamber'in Mekke'den Medine'ye hicretinin ikinci senesinden itibaren düzenli olarak bu ay içinde tutulmaya başlamıştır. Bundan sonra Ramazan, Müslümanlar için bambaşka bir anlam kazanarak zamanın merkezine yerleşmiştir: Ramazan, senenin sadece bir ayı değil, bütün bir ömrün kendine doğru aktığı bir başlama noktası haline gelerek hayatımızı tanzim etti.
Oruç, bütün ibadetler arasında göreceli olarak meşakkatlidir. Temel gereksinimiz olan yemek, içmek ve cinsel arzularla aramıza mesafe koyarak Allah'a yaklaşmak, O'nu tanımak isteriz bu ibadette. Üstelik bunu yaparken hiçbir dış baskı veya görünür mücbir sebep de yoktur. Sağlıklı ve yetişkin bir bireyin tamamen kendi hür irade ve seçimiyle yerine getirdiği bir ibadettir oruç. Ramazan'ın sıcak günlere geldiği vakitleri hesaba katarsak, oruç tutmak tam bir zihin ve irade terbiyesine dönüşerek, hayatla irtibatımızı yeniden inşa eder. Meşakkatli bir ibadetin ifa edildiği Ramazan'ın bir şölen ve bayram havasında karşılanması ise derin bir entelektüel idrak ve samimiyetin delilinden başka ne olabilir ki? İnsanlar çetin bir ibadeti hala 'Bayram' gibi karşılayabiliyorsa, hayata ve insana dair umutlar bitmemiş demektir. İslam coğrafyasının farklı bölgelerinde kendine mahsus isimlerle yâd edilen Ramazan, asırlarca değişik kültürlere ve zengin bir insanlık tecrübesine şahitlik eden geniş Anadolu coğrafyamızda gerçek unvanını bulur: On bir ayın sultanı! 'On bir ayın sultanı' deyimi bilginlerin ve hocaların talim ve öğretimiyle tespit edilmiş bir kavramlaştırma olamaz; öyle olsaydı bu kadar derinimizde yer bulamaz, hemen bir kenara itilirdi. Yaşlı-genç, kadınerkek, zengin-fakir bütün bir toplum olarak Ramazan'a 'On bir ayın sultanı' dedik. Bu isimlendirme ortak aklımızın bir ve derin sezgimizin bir ürünüdür ve bu nedenle Ramazan hepimizindir.

KENDİNİZİ YENİDEN KEŞFEDİN
Ramazan cömert ve lütufkar bir 'sultan' gibi gelerek yaşadığımız dünyayı yeniden inşa eder. Temizlik yeniden tanımlanır bu ayda. Maddi temizlikle koşullanmış aklımızı, gerçek temizliğin insana zıt ve hakikate aykırı düşünce ve ahlaktan arınmak olabileceğini hatırlatır. Bize kim olduğumuzu yeniden sorar On bir ayın sultanı! Unvan ve statülere aşina zihnimiz kimliğimizin dara derin bir insanlıkta bulunabileceğini fark eder bu bereketli ay içinde. Daracık çevrelerle sınırlanmış yakınlıklarımız ve ilişkilerimiz Ramazan'da nihai sınırlarına ulaşır. 'Evrensel bir insan' olarak kendimizi yeniden keşfetmemizin kapılarını açar bize On bir ayın sultanı! Mahalle aralarında, bir işyerinde, yerin altında maden ocaklarında veya memleketini bekleyen askerlerce sınır boylarında kurulan bereketli sofralarda fark ederiz ki, her insan bütün insanlığın bir parçasıdır ve kimsenin kimseye üstünlüğü yoktur. Allah, hepimizi eşit yarattı; yegane üstünlük ölçütü, gerçek insanlık değerleri demek olan Allah'a iman, ahlak ve öteki görevlerimizle sınırlıdır. İnsan itibarını bu ay içinde bulur, tabiat bu ay içinde yeniden keşfedilir. Tabiatın bize kardeş olduğunu ve bütün tabiatın Allah'ın bir emaneti olduğunu fark ederiz. Yemek ve içmekle araya koyduğumuz mesafe, var olmanın ekmek savaşından daha ulvi maksatları olabileceğini düşünmemizi sağlar. İnsan bu ay içinde Allah'ı tanıyarak varlığı idrak eder ve varlığın anlamını yeniden keşfederek hayatın maksadına bir adım daha yaklaşırız. Biz de eslafımızdan öğrenip ahfadımıza miras bırakacağımız bir hürmet ve muhabbetle karşılayalım Ramazan'ı. Ayların sultanı ve bizim öğretmenimiz olan Ramazan, hoşgeldin, safalar getirdin, bereket ve lütuflarını yağdırsın Mevla tüm insanlığa ve ülkemize!

HZ. PEYGAMBER'İN HAYATI VE AHLAKI
Emin Olmak: İnsanlara karşı hainlik etmemek, kimseyi kandırmamak Müslümanın temel özelliğidir.
Hz. Peygamber'in insanlar arasında ayırıcı özelliği, 'Emin' yani güvenilir olmaktı. Güvenilir olmak, insanlara itimat etmek ve insanların kendisine itimat etmesi, çocukluğundan beri onun bir ahlakıydı. Bu nedenle ona ismiyle birlikte 'emin' lakabı verilmişti.
İnsanlar onu 'emin' diye tanımış, en özel işlerinde ve sırlarında ona güvenmişlerdi. Hz. Peygamberimiz, hiçbir zaman bu güveni boşa çıkartmamıştı.
'Emin olmak' peygamberliğin bir özelliğidir ve bir peygamber ahlakı olarak bize kalmıştır. Hz. Peygamber'e emin diyenler yalnızca Müslümanlar değildi; Peygamberlik gelmeden önce Mekkeliler, ona bu ismi vermişti. Hz. Peygamber, her kim olursa olsun kimsenin emanetine hainlik etmemiş, kimseyi aldatmamıştı.
Bu nedenle müminler çocuklarına Muhammed ismini 'Emin' lakabıyla birlikte verirler. Bilirler ki, emin bir insan olmak mümin olmanın gereğidir.
Mümin kimseyi kandırmaya tenezzül etmeyecek erdeme sahip kişidir.

BİR AYET
'Yaratan rabbinin adıyla! O insanı alak pıhtılaşmış kandan yarattı. Oku, kalem ile öğreten, insanı bilmediğini bildiren rabbin en büyük kerem sahibidir. ' (Alak suresi, 1-5, çeviri, Bekir Sadak, MÜİF Vakfı yayınları).
Ramazan'ın bir adı Kur'an ayıdır. Hz. Peygamber'e Kur'an-ı Kerim bu ayda nazil olmaya başladı. İlk nazil olan Ayet-i Kerime ise 'Alak' suresinin ilk beş ayetidir. Surenin ismi Alak, yani insanın kendisinden yaratılmış olduğu sperm veya onun bir halinden gelir. Sureye böyle bir isim verilmesinin ikincil yorumu açıktır: Kur'an-ı Kerim insan ile başlar ve insanla biter, insana kendi varlık meselesi anlatılır. Kur'an-ı Kerim, Allah ile insan irtibatını anlatır. Allah, insana önce yaratılışını hatırlatarak insan olmanın anlamını ve varlık sebebini bildirir. İslam, insanın itibarının iman ve ahlakta olduğunu beyan ederek dikkatimizi Allah'a vermemizi ister. İlk ayet olan 'Rabbin adıyla okumak (besmele)' bir ilkeye dönüşerek İslam'ın bütün konularını kaplar.

BİR HADİS
'Ameller niyetlere göredir. Herkesin niyeti neyse onu elde eder. Kim, Allah ve Peygamber'i için hicret ederse, Allah'a ve Peygamberine kavuşur. Kim, dünyevi bir iş için hicret ederse onu elde eder.' (Sahih-i Buhari).
Hadis-i Şerif, insanın sıradan fiilleriyle ibadetleri ayrıştırmanın ölçütü olarak kabul edilir. Bir davranışı ibadet yapan şey, taşınan niyettir. İnsanın niyeti Allah'ın rızasını kazanmak, O'nu memnun etmek olduğunda herhangi bir fiil ibadet haline gelir. Bu nedenle Müslümanlar, dikkatlerini niyetlerine vermişlerdir. Niyetin doğru olması ve niyette sadece Allah'ın gözetilmesi, 'İhlas' diye isimlendirilir. Ramazan ayı, tam anlamıyla bir 'İhlas' ayıdır. Bu ay içinde Müslümanlar, yaptıkları iyilikleri kimsenin başına kakmadan veya gösteriş yapmadan yerine getirirler. İhlaslı olmanın en büyük engeli yapılan iyilikleri başa kakmak, gösteriş yapmaktır. Bu hadis, niyetlerimize dikkat etmemizi bize emrederek, Allah'a iyi kul olabileceğimizi buyuruyor.

SORU-CEVAP
İslam nedir, iman nedir? Müslüman kimdir, mümin kimdir?
İslam, Allah tarafından Hz. Peygamber'e gönderilen dinin adıdır. Kelimenin kökü olan 's-l-m' barış, teslim olmak anlamına gelir. Müslümanlar hürriyeti ve insan olmanın anlamını, Allah'a teslim olmada bulan kimselerdir. Bu sayede insan, önce kendisiyle barışır. Kendisiyle barışan insan ise çevresiyle ve tabiatla barışır. Bu sayede İslam, insana bir barış ve huzur iklimi sunar.
Aynı zamanda İslam, dinin ibadet kısmına verilen bir isimdir. İbadet kısmı temel olarak bazı ibadetlerden oluşur.
Bunlar İslam'ın şartları diye isimlendirilmiştir.
Şartları kabul edenlere Müslüman denilir. Bunlar Kelime-i Şehadet getirmek, namaz kılmak, oruç tutmak, zekat vermek ve hacca gitmektir. İman ise dinin inanç kısmıdır. İnsan dinde belirtilen inanç konularına iman ederek mümin, ibadetleri yerine getirmekle 'Müslüman' adını alır.
İmanın şartları; Allah'a iman, meleklere, Peygamberler'e, kitaplara, ahiret gününe ve kadere imandır.
Müslümanın kendi özgür iradeleriyle İslam'ın şartlarını yerine getirmeye çalışması, verdiği sözü tutması demektir.
İslam'ın şartlarını kabul etmekle birlikte, ibadetlerini yerine getirmeyenler ise Müslümanlıktan çıkmaz. Müslümanlık, her insanın zihninden ve gönlünden daha geniş bir dairedir.

E.Demirli danışmanlığında hazırlanmıştır