Oynadığım en gaddar rol!
47'nci sanat yılını kutlayan Bülent Kayabaş "Hiçbir dizide böyle sert birini oynamamıştım" dedi ve ekledi: İlk göz ağrım hep tiyatrodur. Sinema ve diziler ikinciliği paylaşıyor
Giriş Tarihi: Güncelleme Tarihi:
Tomris Giritlioğlu'nun imzasını taşıyan 'Kasaba' dizisinde 'Davut Ağa'yı oynayan Bülent Kayabaş, 47'nci sanat yılını kutluyor. Hayatında ilk kez bir dizide bu kadar acımasız bir karakteri canlandırdığını belirten oyuncu, dobra dobra konuştu:
MAGAZİN TURU İÇİN TIKLAYIN
* Dizideki rolünüzü özetler misiniz?
Kasabanın 'Davut Ağa'sıyım. O bölgenin en güçlü adamı... Kasabanın yarısından fazlasının sahibi olan huysuz ve paragöz bir adamı canlandırıyorum.
TİYATRO İLK GÖZ AĞRIM
* Çekimler nasıl geçiyor?
Nazar değmesin, güzel geçiyor. Hiç zorluk çekmiyoruz. Çok neşeli ve heyecanlı bir ekibiz.
* Size bir rol teklif edildiğinde ilk neye dikkat edersiniz?
Benim için bütün etkenlerin birarada olması gerekir. İlk olarak yapımcı, sonra hikaye, ardından da rolün bana uyması. İlk kez bu kadar sert birini oynuyorum hayatımda...
* Sinemada mı yoksa dizide mi oynamayı seviyorsunuz?
Herkes değişik yorumlar yapabilir ama aktör, sinemada da dizide de aktördür. Her yerde de görevini yerine getirmek durumundadır. Ama sinemanın keyfi daha farklıdır. Başlar ve biter... Bu arada bunların yanı sıra benim ilk göz ağrım tabii ki tiyatro... Yani üçünü bir kefeye koyarsak; önce tiyatro ve sinema gelir, dizi ikinciliği paylaşır.
AKTÖRLER TEKTİR
* 47'nci sanat yılınızı kutluyorsunuz. "Hâlâ öğreneceğim çok şey var" diyor musunuz?
Tabii ki, olmaz mı? Benim hedefim, 47 senedir yaptığım şeyi, ölene kadar devam ettirmek. Hâlâ her yeni projede büyük heyecan duyuyorum. Bu heyecanı hiçbir zaman kaybetmem. Çünkü bunlar olmazsa, oyunculuğun hükmü olmaz. Ben hiçbir zaman "Artık oyuncuyum" demem. Bu sonsuz bir şeydir, bu meslekte her gün yeni şeyler öğrenilir. Bu işin ne yaşı vardır, ne tecrübesi... O yüzden hiçbir zaman "Ben oldum" denmez.
* Bu açıklamanız gençlere de tavsiye niteliğinde...
Kendileri bilirler. İster dinlerler, ister dinlemezler. Dünyanın en büyük aktörleri bile, yıllardır bu işin içinde olmalarına rağmen hâlâ "Ben oldum" demezler...
* Şu anda Türk Sineması'nda yeni bir Bülent Kayabaş var mı sizce?
Herkes tektir, aktörler de tektir. Değerli gençlerimiz var ama herkes kendi kişiliği ile büyür. Gençleri takdir ediyorum. Ben onlardan çok umutluyum, çok iyi bir nesil geliyor alttan.... Baksanıza, Antalya Altın Portakal Film Festivali'nde bu yıl 12-13 film ödül aldı ama ben kimseyi tanımıyorum. Bu ne güzel bir şey, yeni rejisörler, yeni oyuncular geliyor. Ama şöyle bir durum da var; Türk Sineması'nda birtakım yanlış şeyler oluyor. Son zamanlarda Türk Sineması sanki sadece komediden ibaretmiş gibi yansıtılıyor, bu yanlış! Oysa sinemamız çok geniş bir yelpazeye sahip.
ÖNCE YETENEK GELİR
* Sizce oyunculukta dış görünüş ne kadar önemlidir?
Bu klişeleşmiş bir kalıp. Oyuncu, oyuncudur. Oyuncu karakteri canlandırmak zorundadır. Önemli olan yetenek. Bu, dünyada da böyle! Güzel bile olsa yetenekli olmalıdır.
* Yağmur bu gece Mümtaz'ın derin acısına tanık olacak!
Murat Ünalmış, Lale Yavaş ve Talat Bulut'un oynadığı 'Kasaba'nın yeni bölümünde olaylar şöyle gelişiyor:
YAĞMUR PES ETTİ
Yağmur'un çabaları boşa çıkmış, traktör bozulmuş, onca emekle yapılan su kanalları dinamitlenmiştir. İşçiler çok mutsuzdur. Yağmur ilk kez kendini yenilmiş hisseder ve Mümtaz'a pes ettiğini söyler. O ana kadar Yağmur'un kasabadan gitmesini isteyen Mümtaz'ın tepkisi başka olur. Sorunları gidermek için kolları sıvar. Bu arada Yağmur, Mümtaz'ın hayatındaki önemli bir olayı öğrenir ve derin acısına tanık olur. Bu da Mümtaz'la arasındaki buzların erimesine yol açar. Hem işçiler hem de Yağmur kasabaya iyice alışmaya başlar.
DAVUT'UN PLANI
Planlarının boşa çıkmasına sinirlenen Davut ise taktik değiştirir ve işçilerin aklını çeler. Bu arada tüm tarlaları büyük bir felaket beklemektedir.
'AŞK-I MEMNU, DALLAS OLDU' DİYORLAR,TABİİ Kİ OLACAK!
* Ekranda severek izlediğiniz bir yapım var mı?
Ben daha çok edebi eserlerden uyarlanan dizileri beğeniyorum. Şimdi tek tek isim vermem doğru olmaz ama zaten başarılı olanlar da belli.
KLASİK OLDU
* Son yıllardaki dizi enflasyonunu nasıl karşılıyorsunuz?
Artık diziler televizyon kanalları için bir furya değil, klasik olmuş durumda. Bu olay bence böyle de devam eder... Tabii ki aralarında çok kaliteli yapımlar da var. Mesela eski yazarlarımızın eserleri artık dizi yapılıyor. Ben bu durumdan çok memnunum, eleştirilere de katılmıyorum. "Aşk-ı Memnu, Dallas gibi olmuş" diyorlar. Olacak tabii, başka nasıl olur? Dünyanın her yerinde de bu böyledir. Edebi eserlerden yola çıkılır daha sonra konu yayılır... Bunu tartışmanın anlamı ne?
MAGAZİN TURU İÇİN TIKLAYIN
* Dizideki rolünüzü özetler misiniz?
Kasabanın 'Davut Ağa'sıyım. O bölgenin en güçlü adamı... Kasabanın yarısından fazlasının sahibi olan huysuz ve paragöz bir adamı canlandırıyorum.
TİYATRO İLK GÖZ AĞRIM
* Çekimler nasıl geçiyor?
Nazar değmesin, güzel geçiyor. Hiç zorluk çekmiyoruz. Çok neşeli ve heyecanlı bir ekibiz.
* Size bir rol teklif edildiğinde ilk neye dikkat edersiniz?
Benim için bütün etkenlerin birarada olması gerekir. İlk olarak yapımcı, sonra hikaye, ardından da rolün bana uyması. İlk kez bu kadar sert birini oynuyorum hayatımda...
* Sinemada mı yoksa dizide mi oynamayı seviyorsunuz?
Herkes değişik yorumlar yapabilir ama aktör, sinemada da dizide de aktördür. Her yerde de görevini yerine getirmek durumundadır. Ama sinemanın keyfi daha farklıdır. Başlar ve biter... Bu arada bunların yanı sıra benim ilk göz ağrım tabii ki tiyatro... Yani üçünü bir kefeye koyarsak; önce tiyatro ve sinema gelir, dizi ikinciliği paylaşır.
AKTÖRLER TEKTİR
* 47'nci sanat yılınızı kutluyorsunuz. "Hâlâ öğreneceğim çok şey var" diyor musunuz?
Tabii ki, olmaz mı? Benim hedefim, 47 senedir yaptığım şeyi, ölene kadar devam ettirmek. Hâlâ her yeni projede büyük heyecan duyuyorum. Bu heyecanı hiçbir zaman kaybetmem. Çünkü bunlar olmazsa, oyunculuğun hükmü olmaz. Ben hiçbir zaman "Artık oyuncuyum" demem. Bu sonsuz bir şeydir, bu meslekte her gün yeni şeyler öğrenilir. Bu işin ne yaşı vardır, ne tecrübesi... O yüzden hiçbir zaman "Ben oldum" denmez.
* Bu açıklamanız gençlere de tavsiye niteliğinde...
Kendileri bilirler. İster dinlerler, ister dinlemezler. Dünyanın en büyük aktörleri bile, yıllardır bu işin içinde olmalarına rağmen hâlâ "Ben oldum" demezler...
* Şu anda Türk Sineması'nda yeni bir Bülent Kayabaş var mı sizce?
Herkes tektir, aktörler de tektir. Değerli gençlerimiz var ama herkes kendi kişiliği ile büyür. Gençleri takdir ediyorum. Ben onlardan çok umutluyum, çok iyi bir nesil geliyor alttan.... Baksanıza, Antalya Altın Portakal Film Festivali'nde bu yıl 12-13 film ödül aldı ama ben kimseyi tanımıyorum. Bu ne güzel bir şey, yeni rejisörler, yeni oyuncular geliyor. Ama şöyle bir durum da var; Türk Sineması'nda birtakım yanlış şeyler oluyor. Son zamanlarda Türk Sineması sanki sadece komediden ibaretmiş gibi yansıtılıyor, bu yanlış! Oysa sinemamız çok geniş bir yelpazeye sahip.
ÖNCE YETENEK GELİR
* Sizce oyunculukta dış görünüş ne kadar önemlidir?
Bu klişeleşmiş bir kalıp. Oyuncu, oyuncudur. Oyuncu karakteri canlandırmak zorundadır. Önemli olan yetenek. Bu, dünyada da böyle! Güzel bile olsa yetenekli olmalıdır.
* Yağmur bu gece Mümtaz'ın derin acısına tanık olacak!
Murat Ünalmış, Lale Yavaş ve Talat Bulut'un oynadığı 'Kasaba'nın yeni bölümünde olaylar şöyle gelişiyor:
YAĞMUR PES ETTİ
Yağmur'un çabaları boşa çıkmış, traktör bozulmuş, onca emekle yapılan su kanalları dinamitlenmiştir. İşçiler çok mutsuzdur. Yağmur ilk kez kendini yenilmiş hisseder ve Mümtaz'a pes ettiğini söyler. O ana kadar Yağmur'un kasabadan gitmesini isteyen Mümtaz'ın tepkisi başka olur. Sorunları gidermek için kolları sıvar. Bu arada Yağmur, Mümtaz'ın hayatındaki önemli bir olayı öğrenir ve derin acısına tanık olur. Bu da Mümtaz'la arasındaki buzların erimesine yol açar. Hem işçiler hem de Yağmur kasabaya iyice alışmaya başlar.
DAVUT'UN PLANI
Planlarının boşa çıkmasına sinirlenen Davut ise taktik değiştirir ve işçilerin aklını çeler. Bu arada tüm tarlaları büyük bir felaket beklemektedir.
'AŞK-I MEMNU, DALLAS OLDU' DİYORLAR,TABİİ Kİ OLACAK!
* Ekranda severek izlediğiniz bir yapım var mı?
Ben daha çok edebi eserlerden uyarlanan dizileri beğeniyorum. Şimdi tek tek isim vermem doğru olmaz ama zaten başarılı olanlar da belli.
KLASİK OLDU
* Son yıllardaki dizi enflasyonunu nasıl karşılıyorsunuz?
Artık diziler televizyon kanalları için bir furya değil, klasik olmuş durumda. Bu olay bence böyle de devam eder... Tabii ki aralarında çok kaliteli yapımlar da var. Mesela eski yazarlarımızın eserleri artık dizi yapılıyor. Ben bu durumdan çok memnunum, eleştirilere de katılmıyorum. "Aşk-ı Memnu, Dallas gibi olmuş" diyorlar. Olacak tabii, başka nasıl olur? Dünyanın her yerinde de bu böyledir. Edebi eserlerden yola çıkılır daha sonra konu yayılır... Bunu tartışmanın anlamı ne?