Bugünkü
Takvim

Vazo-Saksı

"Devletin vitrinine vazo, saksı seçmiyoruz, Cumhurbaşkanı seçiyoruz" dedi Erdoğan.
İlginç bir sözdü.
Şöyle bir arşivlere dalayım dedim.
Geçmişte devletin vitrininde yer alanlar neler yapmış diye.
Yurt içi ve yurt dışı seyahatleri sınırlıyor kendisine.
O memleketimizde Cumhurbaşkanlığı yapmış bir isim.
Gittiği ülkelere de sınırlı sekreterya ve koruma götürüyor.
Böylece tasarruf yapıyor.
Çok az danışman kadrosu bulunduruyor Köşk'te.
Sık sık tiyatroya gidiyor.
Klasik müzik konserlerini kaçırmıyor.
Cumhurbaşkanı'nın da bu ülkede haber olması lazım.
Beyefendi kırmızı ışıkta duruyor, hastanede sıraya falan giriyor.
Arada bir süpermarkette kasada sıra beklerken görüyoruz onu.
Haber olma, bir şeyler yapma ihtiyacı da buradan karşılanıyor.
Cumhurbaşkanlığına ait plakalar yerine aracına sivil plaka takıyor havaalanına elçi uğurlamaya giderken.
Açılış törenlerine de pek katılmıyor.
Ender olarak katıldığı bir törende ise kurdela kesmek için eline makas almadığı için haber oluyor.
İlk zamanlarda Köşk'te bol bol basın toplantıları yaparken zamanla sıfıra getiriyor.
Röportajı da hiç sevmiyor zaten...
Onun için hiç röportaj vermiyor.
Cumhurbaşkanlığı Köşk Müzesi'nin onarımı ile uğraşıyor.
Onardıktan sonra tamir edilmiş müze açılışı yapıyor.
Bayramlarda KÖŞK resepsiyonları ve balolar için hazırlıklar.
Kimler davet edilecek diye listeler hazırlamalar.
Eşi başı açık olanlara çift kişilik davetiye...
Eşi başı kapalı olanlara tek kişilik davetiye...
Bu konuda Köşk'e halel gelmemesi için sıkı bir çalışma yapılması ve başı açıklarla kapalıların önceden belirlenerek davetiye listelerinde yanlış yapılmaması.
Öğle yemeğini çalışma ofisinde yemekten sıkıldığında konutuna yalnız ve yürüyerek geçiyor.
Güvenlik görevlileri de haliyle alarma geçiyor.
O Köşk'ün bahçesinde konuta doğru yürürken ağaçların arkasına saklanıp kendilerini göstermiyor korumalar.
Böylece rahatsız etmemiş oluyor.
Böyle bir hayatları olmuş işte BAŞKOMUTAN Cumhurbaşkanlarımızın.
Arada bir Anayasa kitapçığı fırlatıp borsayı çökertmiş, faizleri füze gibi uçurmuş, yüzlerce şirketi batma noktasına getirerek değişik takıldıkları da olmuştu.
Ama olsundu, enderdi böyle durumlar.
Mesela Cumhurbaşkanlarımızdan birisi yeni bir gelenek de başlatmıştı.
1984'ten beri İslam Kalkınma Örgütü toplantılarına Cumhurbaşkanı düzeyinde katılıyorduk.
Halbuki buna ne gerek vardı, irtica, Araplar falan yani...
Gitmeyeceğim dedi Ahmet Necdet Sezer...
Ve gitmedi İKÖ toplantısına.
CHP'nin önerisi ile ÇATI aday olup seçilmişti.
Ne işi vardı Laik CHP'nin önerdiği aday olarak KÖŞK'e girdikten sonra İKÖ toplantılarında....
Böyleydi yani bugüne kadar yapılan Cumhurbaşkanlıkları ve Başkomutanlık icraatları.
Mutlaka Köşk'te çiçek sulayanlar da vardı.
Şimdi CHP yeni bir aday önerdi.
Ekmeleddin ihsanoğlu Beyefendi'yi hepiniz tanımaya çalışıyorsunuz.
Bir zamanlar "Ne işimiz var İKÖ'de" diyenleri seçtiren CHP şimdi de İKÖ Genel sekreterini aday yapıyor.
Hayat işte.
Ya kıyamet çok yaklaştı ya da birilerinin başına güneş geçti.
Kim bilir, belki de saksı düştü.