Ekrem İmamoğlu - İsmail Küçükkaya arasındaki gizli görüşmenin bir benzeri de ABD'de yaşanmıştı

Cumhur İttifakı'nın İstanbul adayı Binali Yıldırım ile CHP'nin adayı Ekrem İmamoğlu'nun katıldığı canlı yayının moderatörlüğünü yapan İsmail Küçükkaya'nın yayından önce Ekrem İmamoğlu ile buluştuğunun ortaya çıkması gündeme bomba gibi düştü. Buna benzer bir durumun 2016 yılında da ABD'de yaşandığı ortaya çıktı. ABD başkanlık seçimlerinde yaşanan soru sızdırma skandalı aylarca konuşulmuştu. Hillary Clinton ve Donald Trump, başkanlık seçimleri öncesi televizyon tartışmasında bir araya gelmiş, Hillary Clinton’a tartışma öncesi sorular sızdırılmıştı. Seçimi kazanan Donald Trump’a da soruların önceden verildiği iddiaları uzun süre konuşuldu.

Giriş Tarihi 19 Haziran 2019, 11:31 Güncelleme 19 Haziran 2019, 14:00
Ekrem İmamoğlu - İsmail Küçükkaya arasındaki gizli görüşmenin bir benzeri de ABD’de yaşanmıştı

İÇİNDEKİLER

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayları AK Parti'li Binali Yıldırım ile CHP'li Ekrem İmamoğlu, pazar gecesi tarihi bir buluşma gerçekleştirdi. Birçok kanal bu buluşmayı canlı yayınladı, tüm Türkiye ilgiyle izledi. Ancak programın ardından tartışmalar bitmek bilmedi. Programın moderatörü İsmail Küçükkaya'nın ortak yayından önce CHP'li Ekrem İmamoğlu ile buluşması ise 'skandal' olarak değerlendirildi.

Binali Yıldırım, "Önemli olan yayından iki gün önce aynı mekanda moderatör ile rakip adayın danışmanlarının da bulunduğu bir toplantıda bir araya gelmiş olması ve benimle böyle bir toplantı yapılmamasıdır. Burada açıkça eşitsizlik vardır. Burada gayrimeşru durum vardır" açıklamasını yaptı.

Moderatörler ve adaylar arasında özellikle tartışmadan önce ne tarz bir ilişki olması gerektiği konusunda dünyanın çeşitli yerlerinde farklı uygulamalar var.

İNGİLTERE'DE PROGRAMDAN ÖNCE SORULARIN GÖRÜLMESİ YASAK
İngiltere'nin kamu yayıncılığı kuruluşu BBC'de yayınlanan tartışma programı Question Time'da moderatör ve panelistler arasında sınırlı bir ilişki öngörülmüş ve panelistlerin programdan önce soruları görmesi kesinlikle yasak.

Öte yandan siyasi tartışmaların hem adayların belirlenmesi hem de seçim sürecinde çok önem taşıdığı ABD'de ise farklı uygulamalar söz konusu. ABD'de özellikle yerel düzeyde seçim süreçlerinde adayları tarafsız siyasi tartışmalara davet eden birçok organizasyon mevcut. Organizasyonlar tartışmaların nasıl düzenlenmesi gerektiği konusunda rehberler de yayınlıyor. Bu organizasyonlardan Advocay & Communication Solutions'ın hazırladığı 'Başarılı Bir Siyasi Tartışma Hazırlama Rehberi'nde adayların tartışmadan önce mutlaka bilgilendirilmesi gerektiği ifade ediliyor. Bilgilendirme içerisinde düzenleyici taraf isterse adayların soruları ne zaman göreceğini de adaylara bildirmek durumunda. Bilgilendirme sürecinde adayların isteklerinin de öğrenilmesi tavsiye ediliyor. Fakat rehber adayların tartışma öncesinde bilgilendirilmesi sürecinin yüze yüze görüşme ile mi yoksa telefon veya e-posta ve benzeri yöntemler ile mi yapılmasının uygun olacağı yönünde herhangi bir ayrıntı vermiyor. Özellikle başkanlık adaylarının belirlenmesi ve seçimler sırasında yapılan televizyon tartışmalarında ise adayların sorular hakkında tartışmadan önce bilgi sahibi olması genellikle yasak.

CLINTON'A SORULARI SIZDIRDIĞINI KABUL ETMİŞTİ
2016 yılında yapılan son ABD başkanlık seçimlerinde bu konuda skandallar yaşandı. Demokrat Parti başkan adayı Hillary Clinton'ın email hesabı hacklendiğinde ortaya çıkan bazı mesajlar CNN yorumcusu Donna Brazile'nin tartışmalar öncesinde soruları Clinton'a yolladığına işaret ediyordu. Brazile aylarca bu konuyu reddetti. Ancak seçimler bitip Hillary Clinton kaybettikten sonra Mart 2017'de Times dergisinde kendi kaleme aldığı bir makalede soruları sızdırdığını kabul etmek zorunda kaldı.

Öte yandan seçimi kazanan Donald Trump'a da soruların önceden verildiği iddiaları gündeme geldi. Fox News sunucularından Megyn Kelly, seçim süreci devam ederken anılarını anlattığı "Settle for More" isimli bir kitap yayınladı. New York Times, Kelly'nin kitabında Fox News yöneticilerinin seçimdeki ilk cumhuriyetçi adaylar tartışmasında ilk soruyu Trump'a yöneteceğini ve bunun sert bir soru olacağını Trump'a bildirdiklerini yazdığını ileri sürdü. Megyn Kelly kitapta kullandığı ifadelerin bu anlama gelmediğini savunsa da Trump'ın sorular hakkında önceden bilgi alıp almadığı, sorular sızdırıldıysa hangi Fox News yöneticilerinin bunu yaptığı gibi konular kamuoyunu uzun süre meşgul etti.