Bir dine samimiyetle bağlı olmak, bir dini, pratikleri ile yaşamak anlamlarında kullandığımız "dindârlık" ile "dinde aşırılık" kavramları birbirinden tamamen farklı iki kavramdır. Dindarlık, Kur'an-ı Kerim'de ve hadis-i şeriflerde desteklenip, teşvik ve takdir edilirken "dinde aşırılık" yerilmekte ve kınanmaktadır. Çünkü dindarlıkta, samimiyet, ölçü, kolaylık, ihlas, denge ve yumuşaklık esas olduğu halde, dinde aşırılıkta, zorluk, dengesizlik, şiddet, sertlik, ölçüsüzlük, samimiyetsizlik söz konusudur. Bu yaklaşım tarzı İslam'dan önceki Hristiyan, Yahudi vb. topluluklarda da görülmüş ve sonu hüsranla bitmiş olmalıdır ki, Allah bunu bizlere Kur'an-ı Kerim'de bildirmektedir: "Ey, Ehl-i Kitap, dininizde aşırılığa gitmeyin..." (004 Nisâ 171) "De ki: "Ey Ehl-i Kitap, dininizde aşırılığa gitmeyin ve daha önce kendileri sapmış olup birçoğunu da saptırmış olan ve doğru yoldan hâlâ sapmakta devam eden bir topluluğun mesnedsiz görüşlerine uymayın." (005 Mâide 077) Toplumumuzda çoğu kere dinde aşırılık ile dindarlık kavramları biribirlerine karıştırılır. Hatta dinde aşırılığın Allah ve Rasul'ü tarafından istenmeyen, kınanan bir kavram olduğu bilinmediğinden, takva ve koyu bir dindarlık sanılmaktadır. Bu yüzdendir ki Cenab-ı Hak, Kur'an-ı Kerim'de, her türlü aşırılığı yasaklamıştır, zorluk yerine kolaylığı tavsiye etmiştir: "Size karşı savaş açanlara, siz de Allah yolunda savaş açın. Sakın aşırı gitmeyin, çünkü Allah aşırıları sevmez." (002 Bakara 190) "O halde seninle beraber tevbe edenlerle birlikte emrolunduğun gibi dosdoğru ol! Aşırı da gitmeyin. Çünkü O, sizin yaptıklarınızı çok iyi görendir." (011 Hûd 112) "...Allah sizin için kolaylık diler, zorluk çekmenizi istemez." (002 Bakara 185) "Ama inanıp dürüst ve erdemli davranışlarda bulunan kimseye gelince, böyle biri (yaptıklarının) karşılığı olarak [ahiret hayatının] nihaî güzelliğine, iyiliğine ulaşacaktır; ve Biz de onu [yalnızca] yerine getirilmesi kolay olanla yükümlü tutacağız." (018 Kehf 088) "Elbette her güçlükle birlikte bir kolaylık vardır." (094 İnşirâh 005) "Şüphesiz, her güçlükle bir kolaylık!" (094 İnşirâh 006)
HZ. PEYGAMBER KINAMIŞTIR Kur'ân-ı Kerim'de doğrudan anlamları çok açık olan bu âyetlerin yanında, bunu destekleyen birçok âyet bulunuyor. Hz. Peygamber, gerek şahsî hayatındaki uygulamalarıyla ve gerekse diğer insanlara yaptığı tavsiyelerle, dinin samimilik (ed-Dînü en-Nasîha) olduğunu, dindarlığın, dinde aşırılık olmadığını vurgulamış, aşırılığı kınamış, eski toplumların dinlerindeki bu aşırılık yüzünden helak olduklarını bildirmiştir. Şimdi, peygamberimizin, şu hadislerini dikkatle inceleyiniz ve günümüzdeki dindarlıkla ne ölçüde bağdaştırılabileceği üzerinde düşününüz: "Peygamber Efendimiz buyurdular ki: "Din kolaylıktır. Bir kişi (gece gündüz ibadet ederek) dini yaşamaya çalışırsa din karşısında yenik düşer. (Kendisine dikkat etmediği için giderek farz ibadetleri yapamaz hale gelir) Bunun için (ibadetlerinizi) ölçülü yapın. (Dört dörtlük olmaz ama, buna) yaklaşma gayreti içinde olun, (ibadetinizden) zevk alın. Allah'tan, sabahleyin, akşamleyin ve gecenin bir kısmında ibadet edebilmenize imkan vermesini isteyin." (Buhari, İman, 29) "...Peygamber (S), Âişe'nin yanında bir kadın varken yanlarına girdi. "Bu kadın kimdir?" diye sordu. Âişe; "Fulânca kadındır" dedi ve o kadının kıldığı namazları anlatmaya başladı. Rasûlullah ise; "Bu sözü bırak. Dâima elinizden gelecek şeyleri yapınız. Yoksa Allah'a yemîn olsun ki, siz usanmadıkça Allah usanmaz" buyurdu. Rasûlullah'ın en ziyâde sevdiği dîn (yânî tâat), sahibinin devâmlı olarak yaptığı idi." (Buhari, İman, 32) "İbn Abbas (r.a) anlatıyor: 'Allah'ın Resulü, bineğinin üzerindeyken ..., dinde aşırılıktan sakınınız. Çünkü sizden öncekileri dinde aşırılığa gitmeleri helak etmiştir' buyurdular." (Nesai, Menâsikü'l-Hac, 217) Resûlüllah (S) mescide girdi, (mescidde) iki direk arasına bir ip gerilmişti. "Bu ne?" diye sordu; Ashâb; "Zeyneb'indir! (Burada) namaz kılar; yorulduğu yahut gevşeklik hissettiği zaman buna tutunur" dediler. Resûlüllah (S); "Çözün onu!. Sizden biriniz zinde olduğu müddetçe namazını kılsın! Yorulduğu veya gevşediği zaman oturur" buyurdu. Züheyr'in rivayetinde "Otursun!" kaydı vardır. (Müslim, Salât'ül Müsâfirîn ve Kasruhâ, 219) "Abdullah şöyle dedi: Kendisinden başka hiçbir tanrı olmayan (Allah'a) yemin olsun ki, aşırılığa kaçanlara karşı Resûlullah -(s)- kadar çetin (sert) hiç kimse görmedim. (Ondan sonra) onlara karşı Ebû Bekir kadar çetin hiç kimse görmedim. Ben Ömer'in ise, hiç şüphe yok ki, onlara karşı veya onları daha çok korkutucu olduğunu görüyorum." (Darimi, Mukaddime, 19) "Abdullah b. Mes'ûd dedi ki: Dürülüp ortadan kaldırılmadan önce ilmi öğreniniz. Onun dürülüp ortadan kaldırılması, ehlinin (ölüp) gitmesidir. Dikkat edin! Aşırılığa kaçmaktan, didik didik etmekten, bid'atlardan sakının! 'Eski'ye (yani Kur'an'a) yapışın!." (Darimi, Mukaddime, 19 Beyhaki, Sünenü'l Kübra, II, 27) "Aişe Validemiz anlatıyor: Allah'ın Resulü iki şey arasında seçim yapmak zorunda kalırsa, günah olmamak şartıyla, en kolayını tercih ederdi..." (Müslim, Fadâil, 77) Allah ve Rasulü'nün bu kadar açıksözlerinden sonra söylenecek fazla bir şey kalmamaktadır. Dini, kılı kırk yararcasına zorlaştırıp yaşanamaz hale getirmek, dindeki bu aşırılığı, örnek bir dindarlık, bir fazilet gibi görmek, bu tutumun sonunda tabii olarak dinden soğuyanlara, hatta dinden çıkanlara şahit olmak, böylece dinden hoşlanmayanların ekmeklerine tereyağ sürmek..., özellikle detaylı olarak naklettiğimiz bu ilâhî ve nebevî beyanların ışığında tekrar tekrar gözden geçirilmesi gereken "dinde aşırılık"lardır. Elbette dindarlık bu değildir.
BİR AYET Onlara merhamet ederek tevazu kanadını indir ve de ki: "Rabbim! Tıpkı beni küçükken koruyup yetiştirdikleri gibi sen de onlara acı." İsrâ, 17/24
BİR HADİS Ebû Hüreyre radıyallahu anh'den rivayet edildiğine göre, Nebî sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: Haset etmekten sakının. Zira, ateşin odunu (veya otları) yiyip bitirdiği gibi haset de iyilikleri yer bitirir. "Ebû Dâvûd, Edeb 44. (v, 208)
ÖZLÜ SÖZ "Ben, vücudumdaki kıllar sayısınca, canım olmasını ve her birisi için bu işkencenin, Allah yolunda bana yapılmasını ne kadar arzu ederdim." (Abdullah bin Huzafe)
Belirsizlik var... * Dünyanın herhangi bir yerinde hiçbir şekilde dinden haberi olmayan insanların ahiretteki durumu nedir? İslam düşüncesinin, kelam ilmi açısından olaya bakıldığı zaman, bu durum iki peygamber arasının oldukça uzun bir zaman açık kaldığı dönemlerine (Fetret) benzetilebilir. Bu durumdaki bir insanın kendi aklını kullanarak, varlık alemini yaratan bir yüce YARATICI'yı sezmesi ve bulması beklenir. Tabii bundan sonra, dinin detayları ile ilgili konulardan sorumlu olmayacaktır. Bazı İslam alimleri ise bu durumdaki kişinin YARATICI'yı aklen bulmakla da sorumlu olmadığını düşünmektedir.
Takdir Allah'ın * İki kişi mukabele yaparak bir hatim bitirse, ortaya iki hatim mi çıkmaktadır? Okuyan hep aynı olsa, takip eden de yine baştan sonra hep takip etmiş olsa; takip eden de hatim indirdi denilebilir mi? Elbette, hatim indirme işleminin bütününe, gözle, kulakla dil ile gönülden iştirak edenlerin her biri kendi açılarından birer hatim indirmiş sayılabilirler. Bunun takdiri ve sevabı sadece Allah'a aittir. Bize düşen sadece icra etmek ve ummaktır.
Kıraat şart mı? * Sıkışık zamanlarda kılınan farz namazlarının 3 ve 4'üncü rekatlarındaki Fatiha'yı terk edebilir miyiz? Böyle bir namaz sahih midir? Hanefi mezhebinde, farz namazların üçüncü ve dördüncü rekatlarında Fatiha terk edilebilir. Şafii mezhebinde ise, 4 rekatın her birinde de kıraat gereklidir.
Affedilmeyi umun * Alkollü ölen kişi imanını kurtarabilir mi? Kişinin imanı ile alkol kullanmak arasında, o kişinin alkol kullanmanın haram olmadığı düşüncesinde olmaması veya helal olduğunu iddia etmemesi, düz ifade ile alkolün haramlığını inkar etmemesi kaydıyla, doğrudan bağlantı yoktur. Bu anlamda alkollü kişi bir mümin olduğu, sadece günah işlemiş bir mümin olduğu için, imanı devam etmektedir. Umulur ki Cenab-ı Hak sonsuz rahmetiyle günahlarını affeder.