İmaj Bürokrasisi

Cumhurbaşkanı Erdoğan genel başkan olduğu kongrede verdiği mesajların altını bir kez de dün gerçekleşen milletvekili buluşmasında çizdi. Erdoğan tabandaki değişim ve tazelenme beklentisini görmüş ve teşkilatları, yerel yönetimleri ve partinin daha üst düzey kadrolarını bu konuda adım atmaya çağırmıştı. O günden bugüne Erdoğan'ın bu konuda yaptığı açıklamalar daha billurlaştı ve artık mesaj net olarak ortada; siyaset cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine geçişi de kapsayan bir değişim sürecinden geçiyor. Siyasetin her kademesi bu değişime ayak uydurmalı. Uyduramayanlar kenara çekilip geriden gelenlere yer açmalı.
Kendi inisiyatifi ile değişime ayak uydurmayanlar ve değişimin önünü açmayanlar siyasi liderliğin müdahalesi ile kenara alınacaklar.
Cumhurbaşkanı yenilenme ihtiyacını öncelikle partisi üzerinden dile getirdiği için siyasetin ve idarenin diğer sektörlerinde yer alanlar mesajı üzerlerine pek alınmıyorlar. Halbuki salim kafayla Erdoğan'ın siyaset tarzını bir kez daha gözden geçirseler bütüncül yaklaşımı görecekler. Cumhurbaşkanı millete hizmet yolunda makamlara, mevkilere, unvanlara, özlük haklarına değil performansa bakıyor. İşini hakkıyla yapmayan, bulunduğu makamı hizmet verme değil hizmet alma makamı haline getiren, millete hizmeti değil siyasi/ bürokratik/profesyonel kariyerini önceleyen herkes tabii olduğu kanun, çalışma usulü, mesleği, idarenin hangi kademesinde yer aldığı gibi farklara bakılmadan aynı performans kriterlerine göre değerlendiriliyor.
Erdoğan'ın bürokrasiye bakış açısı da bir sır değil. Yüksek bürokrasiyi millete hizmet noktasında siyasetin diğer kurumlarından ayırmıyor. Ufkunu, davasını, millete hizmet misyonunu, heyecanını ve enerjisini paylaşmayan bürokratlarla çalışmak zorunda bırakılmak uzun bir müddet en sık dile getirdiği rahatsızlığı oldu.
Erdoğan'ın 'koşan terleyen' cumhurbaşkanı olarak formüle ettiği icracı cumhurbaşkanlığı ve 2019'dan sonra tam anlamı ile geçeceğimiz cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi bürokratın kaderi ile siyasetçinin kaderini daha fazla ortaklaştırıyor.
Cumhurbaşkanının mevcut uygulamaları ve 2019'dan sonra geçeceğimiz sistem ortadayken Erdoğan'ın partisine yaptığı uyarıları idareyi paylaşan yüksek bürokratların ısrarla üzerlerine alınmaması oldukça manidar.
Erdoğan'ın metal yorgunluğu ve milletin beklentilerinden uzaklaşma olarak formüle ettiği tüm eleştiriler yüksek bürokrasinin bir kısmında da görülüyor. Nasıl ki yerel yönetimlerin ve AK Parti teşkilatlarının bir kısmı siyaseti rutinleştirip hizmet için çalışmak yerine makamlarını muhafaza etmek için çalışıyorsa benzer bir rutinleşme bürokraside de görülüyor. Bürokrattan beklenenle her kademeden siyasetçiden beklenen bu anlamda farklı değil; millete hizmet etmesi, sokağın nabzını tutması, sorunları tespit edip hızla müdahale etmesi ve vatandaşla hemhal olması.
Beklentiler aynı olduğu gibi bu beklentileri yerine getirmeyenlerin kamuflaj yöntemi de aynı. Siyasetçi de hizmet üretemediği zaman imaj üretiyor bürokrat da. Siyasetçinin neticede seçmenden oy alması gerekiyor ve yaptığı işi bu nedenle görünür kılmalı.
Sorun iş yapmadan iş yapıyor imajı yaratmakta. Ancak seçmenden oy alma durumu olmayan, siyasetçi tarafından atanan bürokratın sınırları net tanımlanmış, somut, teknik görevlerini yerine getirmeyip imaj oluşturmaya çalışması çok daha sorunlu. Medyayla başında bulunduğu kurumun ajandasının ötesine geçen ilişkiler kurmak, sipariş yazılar, sosyal medyadan başka hiçbir yerde var olmayan hizmetler, PR kampanyaları yani özetle imaj bürokrasisi imaj siyasetinden çok daha büyük bir kabahat.
Tablo oldukça net ancak eski Türkiye hastalığıdır; bürokratlar sorumluluk noktasında kendilerini siyasetçiden hep ayrılırlar. Ama eski Türkiye çok geride kaldı!
  • ve ya