Takvim’e merhaba

Yazacak, düşüncelerini aktarabilecek bir mecraya sahip olabilmek büyük bir nimet. Hele ki büyük ve güçlü Türkiye yolunda ilerlediğimiz bu günlerde...
Ne kadar şükretsem ve tabii Takvim'e bana bu imkanı sağladığı için ne kadar teşekkür etsem az.
O zaman haydi Bismillah diyerek başlayalım...

HALEP KIYAMETİ
Keşke daha iyi bir konu ile başlama imkanımız olsaydı ama maalesef yok!
Trump'ın Amerikan başkanı olarak resmen göreve başlamasıyla Amerika'nın Suriye politikasında değişiklik bekleniyor. Bu nedenle taraflar o zamana kadar en büyük avantajı elde etme derdinde.
Bu kirli kavgadan Halep'in payına daha fazla kan, gözyaşı ve ölüm düşüyor.
Halep bitiyor!
Halep tükeniyor!
Halep ölüyor!
Bizimse yapabileceklerimiz sınırlı.
Elimizden ne geliyorsa hepsini yapıyoruz ama yetmiyor.
İnsan bu vahşete bakınca 'Acaba dünya yıkılsa daha mı iyi olurdu?' diye düşünmeden edemiyor. 'Keşke her şeyin sonu gelse, oyun bitse ve perde kapansa da Halep'te yaşananlara tanık olmasaydık' demek geliyor içimden.
'Halep kıyameti yaşamasın' diye dünyanın kıyametini mi görmemiz gerekiyor?

TÜRKİYE HALEP İÇİN DAHA FAZLASINI YAPABİLİR Mİ?
Türkiye Halep'e destek oluyor ama yalnız. Yalnızlığı diplomatik bir kuşatılmışlık veya zayıflıktan kaynaklanmıyor. Sadece çıkarlarını değil aynı zamanda ilkelerini, değerlerini ve insan hayatını da düşünmek konusunda yalnız.
Zulüm bu kadar büyük, adalet de bu kadar yalnız olunca elden daha fazlası gelemiyor.
Ama gelmeli...
Tam da bu yüzden büyük ve güçlü Türkiye mücadelesi yalnızca Türkiye'nin mücadelesi değildir. Aynı zamanda Halep'in ve dünyanın herhangi bir yerinde zulme uğrayan herkesin mücadelesidir.
Din, dil, ırk, kültür ayırmadan herkesin.

KRONİK DUYGUSALLAR, ENDİŞELİLER, ROMANTİKLER
Halep'teki zulüm nedeniyle tekrar ortaya çıktılar. Ne yapılması gerektiği konusunda en ufak bir fikirleri yok.
Sadece duygusallar, endişeliler ve romantikler...
"Rusya ile ilişkilerimiz bozulmasın diye Halep'e ses çıkarmıyoruz" diyorlar. Duygusallıkları gerçeği görmelerine, Türkiye'nin çıkardığı sesi duymalarına engel oluyor.
Evet Halep'i görmeyenlere göre, hatta Halep'teki vahşeti destekleyenlere göre bin kat daha iyiler. Keşke her eleştiren bu tür duyarlılıklarla eleştirse...
Ama birazcık da siyasi akıl, irfan ve feraset hiç fena olmazdı!

ULUSLARARASI SİSTEMİN SONU
Halep'e inen her bomba sadece evleri yıkıp masum sivillerin canını almıyor. Aynı zamanda adına 'evrensel değerler' denilen masalın da sonunu hazırlıyor.
Daha doğrusu zaten çoktan bitmiş olan bu masalın sonunu görmeyenlere de gösteriyor.
Bütün kurumları, ilkeleri ve değerleri ile uluslararası sistem bitmiştir, ölmüştür, ciddiye alınacak bir yanı kalmamıştır.
* Suriye konusundaki tek derdi mümkün olduğu kadar az mülteci almak olan,
* İnsanlar ölürken kınamaktan başka bir şey yapmayan,
* Tarih yazma derdine düşüp "Ermeni soykırımı" tasarılarını kabul ederken gözünün önündeki kıyıma ses çıkarmayan uluslararası sistem yok hükümdedir.
Şimdiye kadar demokrasi, insan hakları, özgürlükler, çevre, çok kültürlülük, çoğulculuk, ifade hürriyeti, terörizmle mücadele gibi kavramlarla dünyaya ders ve nizam vermeye kalkan kim varsa eline Halep'li çocukların kanı bulaşmıştır.
  • ve ya