1. Rus ruleti
  2. Dramatik veda
  • 22 Nisan 2017, Cumartesi

Üç arkadaş

Bu hafta sonu oynanacak Galatasaray- Fenerbahçe derbisi için size bu kez sahanın içinden değil de dışından ama futbolun ve de özellikle de Lefter'in kalbinden bir hikaye anlatalım.
Ayrılmaz üçlüydü onlar: Lefter (Elefterios) Küçükandonyadis, Berç Dergazaryan ve Manol Taylan...
Rum, Ermeni ve Yahudi olmaları bu üç arkadaşın ilginç özelliğiydi ama onları birleştiren şey öncelikle Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmaları sonra da Fenerbahçe sevgisiydi.
Bu toprakların zenginliğini ve çeşitliliğini kardeşlik potasında eritmişlerdi.
Lefter'i tanıtmaya gerek var mı? Koca Lefter işte, Fenerbahçe tarihinin en sevilen, en saygın isimlerinden birisi.
Berç Dergazaryan ise Beyoğlu Balık Pazarı'nda kuru kahvecilik yapan bir esnaf.
Kahveyi asla önceden hazırlayıp bekletmez, her isteyene o anda kahve çekerek vermesiyle bilinir. Ölümü sonrası kapanan dükkanı ve kendisi müşterilerinin bile tatlı hatıralarında yaşıyor.
Manol Taylan ise matbaacı. Fenerbahçe "hastası" desek yanlış ve kaba bir ifade olmaz. Fenerbahçe Divan Kurulu üyesiydi.
Tribünde maç seyrederken keyiflenince cebinde sürekli taşıdığı şekerlerden, başta Lefter olmak üzere, yanında oturan kişinin ağzına ikram etmesiyle tanınıyor. Ne var ki Manol'un Fenerbahçe tarihindeki önemi daha büyük. Lefter'e "Ordinaryüs" lakabını takan kişi odur.
1957'de Oynanan bir Fenerbahçe maçında, top Lefter'in ayağına gelince "Hadi Ordinaryüs!" diye bağırmış.
Bu unvan ya da lakap Lefter'e çok da yakıştığı için hemen benimsenmiş.
Ondan sonra da her maçta, bir sessizlik anında Lefter'in duyacağı şekilde öyle bağırıyor. Lefter de buna öyle alışmış ki topu ayağına alınca Manol Taylan'ın bağırmasını beklermiş. Sesi duyduktan sonra gülümseyerek topu sürmeye devam edermiş.
Ordinaryüs, Türk üniversitelerinde 1960 öncesinde, en az beş yıl profesörlük yapmış, bilimsel çalışmalarıyla kendini tanıtmış öğretim üyeleri arasından seçilerek bir kürsünün yönetimiyle görevlendirilen kimselere verilen unvandır. Bir başka deyişle en yüksek derecedeki akademik kadro unvanıdır.
Manol Taylan, Lefter'e neden böyle dediğini 1963'te kendisiyle yapılan bir röportajda şöyle açıklıyor: Ordinaryüslük ilmin en yüksek payesidir. Türkiye'de futbolcu olarak Lefter'den başka ordinaryüs yoktur. Lefter'in futbolu bir ilimdir. Seyircilere oynarken futbolu anlatır, futbol ilmini öğretir.
Taylan, Lefter'in iç, dış, milli kısacası her maçına gidecek kadar hayranı ve vefalı dostudur.
Lefter, sık sık Beyoğlu'na Dergazaryan'ın dükkanına gelir ve burada esnafla, müşterilerle, hayranlarıyla sohbet edermiş. Lefter bu fubolu ve insanlığı büyük, kibri ise küçük insan. İşte o günlerden birisinde daha önce borç verdiği bir balıkçıdan parasını geri isteyince, balıkçı bıçakla saldırır ama Dergazaryan ve sevenleri kendisini son anda kurtarır.
Kırmızı renkli üstü açık spor arabasıyla Lefter'i çok gezdirir, özellikle de Tarabya Plajı'na götürürmüş. Lefter sayesinden kendisi de arabası da o dönemde ünlü olmuş.
Fıtık ameliyatı olmuş hastanede yatarken ziyaretine Lefter ve Taylan gelmiş. gazetecilerin yanında şakalaşırken birisi kuru kahveci dükkanında ağır kaldırdığı için fıtık olmuş deyince esprileriyle bilinen Manol atlamış: Yok çuvaldan değil Fenerbahçe'nin halinden fıtık oldu!
Üçünün de toprağı bol olsun...




  • ve ya