Golcünün hüzünlü hikayesi

Fenerbahçe-Beşiktaş derbisi haftanın futbol gündeminin tepesine oturdu bile. Asırlık derbiye dair ne yazayım diye düşünürken neredeyse 30 yıl önce atılan bir gol gözümün önüne geldi. Gol hatırlanır da golcü hatırlanmaz mı? Hele ki golcünün hüzünlü bir hayat hikayesi varsa hiç unutulmaz. 3 Nisan 1977, günlerden pazar... Fenerbahçe ev sahibi ama Şükrü Saraçoğlu Stadyumu daha açılmadığı için maç İnönü'de oynanıyordu. O yıllarda iki takımın seyircisi de eşit olarak stada girdiği için kağıt üstünde ev sahibi görünen takımın saha ve seyirci avantajı yoktu. Trabzonspor fırtınasının estiği dönemdi. Fenerbahçe o dönemde nispeten iyi, Beşiktaş ise en kötü yıllarını yaşıyordu.

KARTAL GİBİ YÜKSELDİ
Fenerbahçe baskılı ve üstün oynamasına rağmen 70. dakikaya kadar gol bulamamıştı. Rahmetli kaleci Mete Bozkurt, gelen ortayı yanlış yumruklayınca hiç adeti olmamasına rağmen Cemil Turan kafayla topu ağlara gönderdi. Yaklaşık 5 dakika sonra Hayri ortaladı, Beşiktaş'ta o maçta santrfor oynayan Şaban, gerçekten de bir kartal gibi yükselerek kaleci Adil'in yanından beraberlik golünü attı. Rahmetli Hayri'yi görmeyen Beşiktaşlılar için, kızıl saçlı ve stili Tolgay'a çok benzerdi diyelim ki siyah beyaz fotoğraflardan kalanlara bakarak gözlerinde canlandırsınlar. Gelelim Kartal Şaban'a...

YÜREKLER AĞIZLARDA
Beşiktaş, 1975-1976 sezonunu küme düşme tehlikesi yaşayarak kapatmıştı. Böylesine kötü bir sezon daha önce hiç yaşanmadığı için camianın yüreği ağzına gelmişti. Bir daha da yaşanmaması için yeni sezon öncesi transfer atağı yaptı. Başkan Mehmet Üstünkaya kolları sıvadı. Beşiktaş; Rasim, Şaban, Selçuk, Reşit, Mustafa, Ali, Orhan ve Mehmet'i aldı. Özellikle Bursaspor'dan kaleye alınan Rasim, Adanaspor'dan Reşit, Zonguldakspor'dan Selçuk ve Şaban flaş transferlerdi. Sağ açık Reşit Kaynak, kendisi gibi futbolcu olan iki kardeşi gibi genç yaşta kalpten öldü. Fenerbahçe'de oynayan Kayhan Kaynak hatırlanacaktır. Reşit'in Kerim Frei gibi bir stili vardı. Kısa boylu, çok çabuk ve iyi çalım atardı. Selçuk, Ankaragücü'nün iyi günlerinde milli takımın da orta sahasında oynayan, top tekniği iyi bir 10 numaraydı. O da rahmetli oldu.



ŞABAN'IN ŞANSSIZLIĞI
Şaban'ın Beşiktaş için ilginç bir özelliği vardı: Soyadı Kartal'dı. Kara-Kartal'lar yeni Kartal'a çok güveniyordu. Şaban; sol ayaklı, hızlı, güçlü ve mücadeleci bir futbolcuydu. Kale önüne de girerek gol arar ve bu fırsatı da çok sık bulurdu. Topun nereye geleceğini sezmede özel bir yeteneği vardı dersek abartma olmaz. Ne var ki attığından daha çok kaçırırdı. Bu kadar çok fırsat yakalaması dikkat çekmez ama kaçırdığı akılda kalırdı. Asıl büyük şansızlığı ise ismiydi. Kemal Sunal, filmlerde kullandığı "Şaban" ismiyle adeta bir tipoloji oluşturmuştu. Şaban demek artık komikliği, Kemal Sunal'ı hatırlatıyordu. Şaban Kartal'ın sahada en küçük başarısızlığı bile onunla alay edilmesi demekti. Rakip taraftarlar en çok isminden dolayı ona olumsuz tezahürat yapıyordu. Sahaya çıktığı zaman inek sesi bile yaparlardı. Kısacası hiç bir şeyden çekmedi isminden çektiği kadar... 1952 doğumlu Şaban Kartal, Yugoslavya'da doğmuş bir göçmen çocuğuydu. Tekstil sektöründe çalışan emekçi bir ailenin evladıydı. Beşiktaş'ın şanlı tarhine yakışmayan o sezon sonrasında yapılan bu transferler de çare olmamıştı, Beşiktaş tarihinin en kötü dönemindeydi. Şaban'ın bir başka şansızlığı da böylesine bir döneme denk gelmesiydi.

SONU ÇOK ACI OLDU
Altı sezon oynadığı Beşiktaş'tan 1982'de İskenderunspor'a gitti, oradan da Sirkeci'ye gelerek 1985'te futbol hayatını kapattı. Futbol sonrası halı saha işletmeciliği, müteahhitlik ve nakliyecilik yaptı. Ne var ki ticaret hayatı iyi gitmiyordu, piyasaya epey borçlanmıştı. 7 Eylül 1998'te işe gidiyorum diyerek Ataköy'deki evinden çıktı. Eşi Işıl Hanım, arabanın anahtarlarını almadığını görünce telaşlandı. İş yerini aradı ama gelmemişti. Evin bodrum katına indiğinde 19 yıllık eşi Şaban'ın elektrik kablosuyla kendini radyatöre asarak intihar ettiğini gördü. Bir Şaban Kartal vardı. Şaban'a rahmet, unutmayanlara da selam olsun...

  • ve ya