Ayakkabı tutkusuna sahip kadınların iyi bildiği şeyler

BAZILARININ anlaşılması güç, bazıları tarifsiz ve bazıları tuhaf olsa da pek çok insan "Beni ben yapan şeylerden biri!" diyebileceği bir tutkuya sahip! Ve birçok şeyden vazgeçip birçok şeyi değiştirebilsek de tutkumuzu kolayca bir kenara atmak mümkün olmuyor.
Öncelikle o filmlerde gördüğünüz koca koca dolaplar, çift çift ayakkabılar mitten ibaret.
Öylesi için dev zenginlikler gerek. Neredeee??!
İstisnai durum ve kişiler olsa da ayakkabı sevdalısı kadınlar çoğunlukla "az ve öz" mottosuna sahiptirler.
Az dediysek, öyle 2-3 çift de değil canım!
Haliyle bu durum en eli sıkılara bile kesenin ağzını epeeeeey açtırır.
Madem gidecek o para bari ayakkabıya gitsin; bari en iyisine, gönlümün kaydığına gitsin bee!
Ve verilen o paraya değer! Zira şık ve kaliteli bir ayakkabı en sade, en maliyetsiz ve en sıradan kombini bile canlandırabilecek güçtedir.
Gönlünü bu sevdayla yakanların ayakkabı alışverişleri genellikle iki kategoriye ayrılır.
İlk kategori: Hiçbir neden yokken ya da biz bilmezken bir anda karşımıza çıkmış ve vurulmuşuzdur!
Evet, hiçbir neden yokken öyle bir anda karşınıza çıkar o ayakkabı ve artık ona karşı koymak imkansızdır. BENİM OLACAKSIN!
İlk görüşte aşk tadında olan bu alışverişin kötü tarafı şudur: O ayakkabıyı bir şekilde alırsınız. Bazen ayağınız istediğiniz kadar rahat etmez o ayakkabıda ve aldığınız vakit aranızdaki ilişki adeta toksik bir aşka dönüşür, elinizden bir şey gelmez.
Fakat almadığınız takdirde durum Ajda Pekkan'ın "Arada sırada aklıma geliyor, geldiği gibi de gitmeyi bilmiyor..." şarkısı kıvamına ulaşır ki buna hiç gerek yok.
İkinci kategori: "Ey aşk nerdesin?" Yani uzun uğraşlar sonucu bulunan ideal ayakkabı alışverişi.
Belki saatlerce mağaza gezmek ve bir sürü ayakkabı denemek zorunda kalmış olabilirsiniz ancak onu bulduğunuz an tüm bunlara değdiğini bilirsiniz.
Hem gönlünüz hem ayağınız rahat eder o uzun çabalar sonucunda. Tam olarak kazankazan durumu.
Söz konusu online alışveriş olunca mesafeyi kolayca elden bırakamazsınız.
İnternetten ayakkabı almakta olmamış bir şeyler vardır, hiçbir zaman aynı duyguyu vermez.
Sonuçta tutku demiştik, değil mi?
Sanıldığı gibi bu sevgi tek bir modele (ve insanların fantezisinde hep topuklu ayakkabıdır o) kanalize edilmiş değil. Bazen spordur o sevda, bazen bot-çizme, bazense hepsi birden...
Ve son olarak bu sevdaya vurulmuş kadınlara ayakkabı hediye etmek dünyanın en zorlu işlerinden biridir. Karşınızdaki insanı çok çok iyi tanımadıkça böyle bir işe kalkışmayın!
Ne denebilir ki? Bu sevda bitmez gönüllerde... onedio.com

KAÇMA
İkinci Dünya Savaşı sırasında bir İngiliz, Almanya üzerinde düşürülür. Almanlar bunu esir alırlar, fakat İngiliz'in bir bacağı ve iki kolu kangren olmuştur. Almanlar ilk önce bacağı keserler ve İngiliz, Almanlardan bu bacağı ana vatanı olan İngiltere'ye atmalarını ister. Almanlar da İngiliz'in isteğini yerine getirir.
Sonra İngiliz'in kolu kesilir, İngiliz yine aynı dilekte bulunur ve Almanlar da yerine getirir. Bu sefer de Almanlar öteki kolu keserler. İngiliz her zamanki gibi Almanlardan kolu anavatanına atmalarını ister, fakat Almanlar" olmaz!" der, İngiliz nedenini sorunca şöyle cevaplarlar:
"Sen galiba kaçmaya çalışıyorsun!"

​RAHİM
Ebe durmadan çocuk sahibi olan kadına doğum kontrol yöntemleri ile ilgili tavsiyelerde bulunuyordu.
"Kocanla birlikte olmadan önce al bunu rahiminin ağzına koy.Bu çocuk yapma derdinden kurtul!" Kadın sevinerek tavsiyelere uyacağını söyledi.
Aradan bir süre geçtikten sonra ebe kontrolde aynı kadının tekrar gebe olduğunu anlayınca kızgınlıkla kadını azarladı:
"-Yahu hamile kalmaktan bıkmadın mı?Neden tavsiyelerime uymadın?" Kadın kendini savundu: "Ebe hanım inan ki ne dediysen tamamını yaptım.
Verdiğini her seferinde Rahimin ağzına koyup ondan sonra kocamla yattım.Ama ne yapalım ki tekrar hamile kaldım!" Ebe kadına inanmadığını belirterek tekrar çıkıştı: "Boş versene dediğimi yapsaydın tekrar hamile kalman mümkün olmazdı!" Bunun üzerine kadın içeride beklemekte olan kocasına seslenerek yardıma çağırdı: "Rahiiim!Gel bir de sen anlat nasıl yaptığımızı.Ebe hanım her seferinde dediklerinin tamamını yaptığıma verdiğini senin ağzına koyduğuma bir türlü inanmıyor!"

AlkışlıYorum
Boşanma işlemleri sırasında, çocukların mahkemeye çıkmaması; akıllarında olumsuz bir anı oluşmaması için özen gösterdik.
Olayın hukuki olarak bittiğini öğrenen kızım bana küstü. Neymiş efendim o hiç hayatında mahkemeye gitmemiş, bir daha nasıl böyle bir fırsat bulup mahkemeyi, avukatı, hakimi görebilirmiş. Onu hiç mi düşünmemişim ben... Zaten evlenirken de yokmuş yanımızda, bari boşanırken olsaymış...
  • ve ya
LÜTFİ ALBAYRAK Tweetleri