Burçların Yaşlılıkları-2

Başak: Sonunda mükemmele ulaşmış, emeklerinin karşılığını çoktan almış, kiri-pası kapı dışında bırakmış, eleştirilerini torunlarına miras bırakmış, titiz kadın Başak; güzelce arkasına yaslanmış, bacaklarını şöyle bir uzatmış, yorucu geçen yılların ardından nihayet emekliliğin tadına varmıştır! Uzaktan görenlerin imrendiği, yakınındakilerin kulaklarını dört açıp tecrübe dilendiği Başak, sonunda sahnelere itilmiş, ailenin görünür otoritesi olmuştur!
Terazi: Çatalsız bıçaksız masalara oturmaz, kapısı tutulmazsa evden çıkmaz, nasıl bu kadar güzel giyinebildiği sırrını kimselere açmaz Terazi, zarafetinden bir dirhem kaybetmemiş, bilakis şıklığına asalet eklemiştir. Evinden barış rüzgarları, sohbetlerinden neşesi eksik olmaz, arkadaşlarıyla gezmelere doymaz, Terazi kolay kolay yaşlanmaz!
Akrep: Sırlarını küplere doldurmuş, yıllarca kimselere ses edememiş, kalın kalın kitapları, derin derin anıları hatmetmiş, evrenin bilgisine haiz olmaya beş kalmıştır. Kimselere diyemediklerini kendine anlatır, sadık eşi yoksa kolunun altında, aynalarla dertleşir! Ne günler yaşadın, tutkuyla sevdin, yapılanı kimsenin yanına bırakmadın, duydun gördün de içindekileri kimselere açmadın der kendine! Sessizce dostlarına dayanak, ailesine kol kanat olmaya devam eder!
Yay: Nerde bir kültür turu, yaş sınırı olmayan macera var Yay hiçbir masraftan kaçınmaz!
Torunlar bayram ziyaretine gelecekmiş, yavrular ananesini özlemiş dinlemez, bir göz görünür, tez ortadan kaybolur! Sonra nereden öz çekim gelir, kimlerle seyahat anıları şenlenir takip edilmez, Yay dur durak bilmez ! Geri döndüğünde hikayesinden geçilmez, öykülerine dimağlar yetmez!
Maceracı anane bazen karavanına atar gençleri doğru şehir turuna, bazen alır eşi beyefendiyi haydi kampa!
Oğlak: Holdingini güya torunlarının yönetimine bırakan ama yılların emeğini, kariyerinin ustalık eserini, her tuğlasını elleriyle dizdiği şirketini kurda kuşa yem etmeyi de göze alamayan Oğlak; civardan bir adım uzaklaşmaz, üç kuşakta sözü geçer, ailenin otorite merkezi olur, sefasını sürer! Oğlak'ınki karıncayla, ağustos böceği misali, gençliğini har vurup harman savurup yaşlılığa mağlup başlayanların aksine, Oğlak günleri asıl şimdi başlar!
Kova: İcatlarıyla gezegende görmediği yer, ödül almadığı millet, ismini duymayan insan kalmamış, şöhretinin ve kâşif çevresinin ona kattığı yeni bilgiler deryasında keyfe nice kulaçlar atmıştır!
Tüm merdivenleri ortadan kaldırmış, statü farklarını çoktan eşitlemiş, dezavantajlı bireyleri olabildiğince günlük yaşama kazandırmıştır!
Evlat edindiği onca canlı yanında göğsünü siper etmediği tek bir doğa katli kalmamış, vicdanı yanındaki koltukta rahatça yatan Kova, huzura doymuştur!
Balık: Masalcı Balık babaannenin eteklerinden meraklı torunlar, yamacından motivasyona ihtiyacı olan evlatlar eksik olmaz! Balık; imkânsız diye bir şey olmadığını söylemekten, tüyler de bitse dilinde vazgeçmez! Hayallere öykündürür, gizli kapılarına özendirir! Yalnız başına geçirdiği saatlere, gün batımının hazzına, meltemin ışığına aşık Balık, uzanıp daldığı hülyaları, sessizliğin huzurunda gördüğü rüyaları bir an olsun bırakmaz!
Kaynak: askmoyra.com

İNGİLİZ-İSKOÇ
İskoçyalı'nın tavuğu İngiliz'in bahçesine yumurtlamış. Biri:
- Tavuk benim, yumurta da benimdir, diyor. Diğeri:
- Benim bahçem, yumurta da benimdir.
En sonunda İskoç:
- Bu böyle sürer gider. En iyisi birbirimize birer tekme atalım. Yerde en kısa süre kalan yumurtayı alsın.
İngiliz de kabul ediyor. İskoç'un önce tekme atmasına karar veriyorlar. İskoç en ağır postallarını giyip geliyor. İyice bir abanıp İngiliz'in bacaklarının arasına bir tekme atıyor.
İngiliz yarım saat sonra ancak kalkabiliyor. İngiliz tam tekmeyi atmak için hazırlanıyorken, İskoç yumurtayı uzatıyor:
- Al senin olsun, bir yumurta için değmez.

HAZİNE
Temel bir gün hazine bulur ve hazineyi evine götürmek ister fakat hazine oldukca ağırdır bundan dolayı ertesi gün bir eşşekle almak için hazineyi gömer ve üstünede "TEMEL BURAYA HAZİNE GÖMMEDİ" diye bir tabela koyar.
Ertesi gün hazineyi almak için geldiğinde ne görsün;
"DURSUN BURDAN HAZİNEYİ ALMADI"

İDAM
İdam cezalarında mahkum istediği ölüm tarzını seçebiliyormuş. Temel, AIDS ile ölmek istediğini belirtmiş.
Şırıngayla HIV virüsü zerkedip sonra salıvermişler.
Temel sevinç içindeymiş.
-Aldattum onları, diyormuş. Kurtuldum sayılır. Şırınga yapılırken prezervatif kullandum.

AlkışlıYorum
Müşteri hizmetlerini aradığını sanıp ablasını arayan, ablası tarafından dakikalarca "Bilgilerinize ulaşıyorum." diye bekletilen ve ablasının attığı kahkahayla işletildiğini anlayan birini tanıyorum.
3 senelik evliyim ve kocamla beni korkutmak için yataktan atlayıp bizim korktuğumuzu görünce gülmekten katılan, zevkten 4 köşe olan 95 kiloluk bir kayınvalidem var. Allah bana sabır versin...
  • ve ya
LÜTFİ ALBAYRAK Tweetleri