Çok üşüyenlerin karşılaştığı durumlar

Kış herkes için yeterince soğuktur, fakat bazıları vardır ki kış onlar için tam bir zulümdür... Çok üşüyenler, peteğin yanından ayrılıp gelin!
Üşümek ve çok üşümek arasında biraz fark vardır.
Siz de çok üşüyenlerdenseniz birazdan göreceklerinizde kendinizi fazlasıyla bulacaksınız. Fakat bunları görmek için önce o sarıldığınız kalorifer peteğini bırakmalısınız. Gelin, çok üşüyenlerin yaşadığı durumlara birlikte göz atalım!
1. Yatak o kadar sıcaktır ki asla ve asla çıkmak istemezsiniz. ''Keşke kış uykusuna yatsam..'' Yaz mevsiminde içine oradan oraya dönülen yatak, kış mevsimi geldiğinde sıcacık bir yuvaya dönüşür.
2. Üşümüş şekilde girilen mekanın da soğuk çıkması...
Delirmiş bu insanlar!
Kırmızı yanaklar, hatta kar tutmuş sakallar ile girilen mekanın da soğuk çıkması çok üşüyenler için tam bir eziyettir.
3. Kalın giysilerinizi arkadaşlarınız rüküş bulsa da siz giymekten vazgeçmezsiniz. Çünkü ÇOK SOĞUK!
Çok üşüyenler için bir giysinin renginin ya da şeklinin nasıl olduğu önemli değildir. Kalın olması giyilmesi için gayet yeterli bir sebeptir.
4. O kadar üşürsünüz ki sevgiliniz ile el ele tutuşmak bile ölüm gibi gelebilir... Aman çaktırmayın.
Bir tarafta sevgiliniz, diğer tarafta yüzünüze vuran soğuk. El ele tutuşmak bu gibi durumlar için bir sınav haline gelebilir. Yalnız tutmak istemediğinizi çaktırdığınız an trip yoldadır bizden söylemesi.
5. En iyi dostunuz ısıtıcılardır... Ya da sıcak olan her şey.
Isı yayan her şey dost anlamına gelir çok üşüyenler için. Saç kurutma makinası biraz daha fazla çalıştırılır ya da bilgisayar fanının yaydığı ısı ile ısınılmaya çalışılır ama battaniye vazgeçilmezdir.
6. Diğer dostunuz ise annenizin ördüğü kalın kazaklardır. ''İçine atlet giymiyorsun hep ondan...'' Annelerimizin ördüğü kalın kazaklar çok üşüyenler için can yeleği önemi taşır.
7. Dışarıda oturmak isteyen arkadaşlarınıza karşı hafif bir düşmanlık beslersiniz.
Sizden daha az üşüyen ve bir türlü bunun nedenini anlayamadığınız arkadaşlarınız gidilen yerde ısrarla dışarıda oturmak ister fakat sizin için durum pek aynı değildir.
8. Üşümekten sürekli tuvaletiniz gelir ve köşe bucak tuvalet ararsınız. Nerede bu tuvalet?
Soğuk, çok üşüyenleri gafil avlar ve gün içinde defalarca soluğu tuvalette aldırır. Tuvalet bulamayanlar için hayat biraz daha zorlaşır.
9. İşten eve dönerken sürekli sıcacık bir banyoda olduğunuzu hayal edersiniz.
Soğuk sizi öylesine etkilemiştir ki çölde serap görür gibi gün içinde buharı üzerinde sıcak banyolar görürsünüz.
10. "Sen de ne çok üşüyorsun" gibi arkadaşlarınızın iğneleyici sözlerine maruz kalırsınız.
Düşünmeyi bırakın, onlar üşümüyor. Siz ısınmak için çare bulun... Hohla hohla nereye kadar?
11. Isınmak için her yolu deneyip gördüğünüz fatura karşısında buz tutarsınız.''Hanım fişi çek!'' Faturalar da düşmanıdır çok üşüyenlerin... Biraz ısınabilmek için servetlerini gözden çıkarmış kişiler ısındıktan sonra gelen fatura karşısında anlık panikler yaşayacaklardır.
12. Yağmur, kar derken saçlarınız bozulur, o eli cepten çıkarıp saçlara götürmek cesaret ister.
Bin bir zorlukla yapılıp hazırlanan saçlar kış nedeniyle mahvolur, fakat onları düzeltecek el cepten çıktığı anda donacaktır... Çok üşüyenlerin saçları tüm kış dağınıktır.
13. En çok da elleriniz üşür. ''Allah'ım benim mi bu donmuş eller?'' Sanki vücudunuzda en çok elleriniz donuyor gibi hissedip hohlayarak onları ısıtmaya çalışırsınız.
ofpof.com

ÜÇ KİŞİ
Temel trafik polisi olmuş, gelene geçene ceza yazıyordu. Kasaba halkı Temel'den illallah etmişler ve şikayette bulunmuşlardı.
Bunun üzerine Temel'i amiri ıssız bir köy yolunda görevlendirmişti.
Ne gelen var ne giden var, Temel sıkıntıdan akşamı zor etmişti. Tam görev yerini terk edecekken bisikleti ile gelmekte olan bir papaz gördü, durdurup yanına yaklaştı, - Papaz efendi bu karanlıkta tek başınıza gitmekten korkmuyor musunuz?
- Niye korkayım evladım, ben yalnız değilimki.
Sağımda İsa, solumda Meryem Ana var korkulur mu hiç deyince Temel hemen ceza makbuzunu çıkardı ve:
- Papaz efendi size üç kişi ile bisiklete binmekten ceza yazıyorum.

MEZARLIK
Üç arkadaş yolda yürürlerken kestirme bir yol bulmuşlar. Bu kestirme yol mezarlıktan geçiyormuş. 3 arkadaş mezarlıktan yürürken "tak tak" sesleri duymuş. Hayalet olduğunu düşünen bu 3 arkadaş titreye titreye ilerlemeye devam etmiş.Biraz daha yürüdükten sonra ileri de bir taşa elindeki çekiçle vuran yaşlı bir adam görmüşler. Adamın yanına gelip: Amca ne yapıyorsun? Korkuttun bizleri demişler. Adam: Adımı yanlış yazmışlar da...

AlkışlıYorum
Kocama ısrarla yatağımızın başına çiçekli bir tablo asmasını söylüyorum, beyefendi kabul etmiyor. En sonunda patlatıyor bombayı 'Niye başucumuzda çiçek olsun, mezar mı burası?'. Oysa ben...
  • ve ya
LÜTFİ ALBAYRAK Tweetleri