Karıncanın su içtiği

Sloganı 'Önce Amerika'ydı.
Toplumsal tabanda karşılık buldu.
Yerleşik düzenin seçkinlerine 'öfkeli duygusal damarı' ve 'beyaz milliyetçi dip dalgayı' iyi yakaladı. Muhalif kanatta hizalanmış kim varsa, fareli köyün kavalcısı gibi peşine takmayı başardı.
Kaybedenlerin Amerikası'nın Başkanı olacaktı.
Başkan oldu ama Amerika kaybetti.
Beyaz Saray'da aklı başında ne kadar bürokrat varsa tepeledi.
Partisi hem Kongre'ye hem de Temsilciler Meclisi'ne hakim olmasına rağmen görevde olduğu 8 aylık sürede tek bir kritik yasa geçiremedi. Borç tavanına toslayan federal devlet 'kepenk kapama'nın eşiğine geldi. Vergi reformu yalan oldu. 'Dövsen gitmeyecek' pahalı danışmanlar bir bir kaçmaya başladı. İç siyasette baltayı her taşa vuran Trump, kendisini körü körüne hatta militanca destekleyen cenahta bile zemin kaybettiğini fark edince, çaresiz bir şekilde dümeni olabildiğince uçlara kırmaya başladı. Safları sıkı tutabilmenin tek yolu vardı, korku salmak. Çünkü, korku birleştirir.
Bunun içindir ki dış politikada gerilimi tırmandırdı. Katar krizi, Rusya gerilimi, Kuzey Kore krizi...
Dış arenada kabuk bağlamamış ne kadar yara varsa hepsini kaşımaya başladı. Velhasıl, dünyanın sözde demokrasi polisi ABD, Trump ile sağa sola çarpa çarpa, jeopolitik çapalarını teker teker sökerek gitmeye başladı. Tarihten biliyoruz ki, freni patlayanın nerede duracağını kestiremezsiniz.
Gelelim son Komünist Kuzey Kore'ye.
Geçen hafta hidrojen bombası denemesi yaptı. 6.3 büyüklüğünde deprem meydana geldi. Füze denemelerine alışmıştık oysaki. Bu sefer kantarın topuzu kaçtı. Dehşet dengesi farklı bir boyuta evrilince Kuzey ile her karşılaşmaları adeta sırat köprüsünde gerçekleşen Güney Kore sessizliğini bozdu, Güvenlik Konseyi'ni topladı.
Dünyanın en büyük nefreti, belki de onların ki. Japonya da geri kalmadı, savaş jetlerini havalandırarak oyuna girdi. Açıktan kavgaya girişmemeye çalışsalar da Rusya ve Çin de müdahil oldu, koparılan bu 'sahte yaygaraya'. Evet sahte. Çünkü tüm bu gövde gösterisi iç politikada kaybeden Trump'ın dizginleri yeniden eline alma çabasından kaynaklanıyor. Tuhaf ülkenin tuhaf lideri Kim Jong da son derece memnun bir şekilde bu krize su taşıdıkça taşıyor. Onun da derdi hegemonyasını koruyabilmek, bunun ise tek bir yolu var, daha eğitimli daha bilgili ve farkındalığı daha yüksek genç Kuzey Koreliler'e Amerikan nefretini aşılayabilmek, savaşı görmüş Amerika'yı düşman bellemiş yaşlı nesildeki öfkeyi olabildiğince gençlerin genlerine de nakşedebilmek...
Yazımın başlığı Yaşar Kemal'in son romanının ismi. Beklemenin ve sabrın romanı... Karıncaların bile su içebileceği kadar durgun ve huzurlu bir deniz var içinde... Maalesef o denizler çöl oldu...
  • ve ya
ERKİN ŞAHİNÖZ Tweetleri