Avrupa’nın akıl tutulması!..

Avrupa'nın ülkemize ve yöneticilerine bakışındaki şaşılık, azalacağına artan bir eğilim gösteriyor.
Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ne geçmememiz için, Avrupa değerleri diye bilinen hemen her şeyi inkar edecek şekilde davranmışlardı.
Referandumla durum kesinleştikten sonra yeni döneme uyum sağlayabilecek adımlar atmaları beklenirken, çatışma doğuracağı kesin olan yeni adımlar peşindeler.
Avrupa kurumlarında belirli yerlere gelmiş bazı isimlerin şahsi bagajlarının yansıması olan tavırlarının Avrupa'nın görüşü olarak lanse edilmesinden rahatsız olmuyorlar. Yine bu kurumlardan bazılarının mesela AGİT'in objektiflikle zerre kadar alakası olmayan kişilere rapor hazırlatmasını da kabul edilebilir buluyorlar.
AGİT raporu meselesi, referandum sonrasının en önemli konularından birisi haline geldi neredeyse. Söz konusu kuruluşun gözlemci olarak gönderdiği söylenen isimlerin açıkça hayır yanlısı kampanyalarda yer almış olmaları, Avrupalılar'ı pek rahatsız etmiyor anlaşılan.
Tabii aynı şekilde PKK-PYD bağlantılarının ortaya çıkmış olması da.
Rapor diye kaleme aldıkları metinlerin, 'hayır' cephesinin çamura yatmak için uydurduğu iddialarla dolu olması bir yana, referandum süreci içinde yaşanan birçok olaya kasten yer verilmemiş olmasından da rahatsız olmuyor gibi Avrupalılar.
Bu; kurumları, temsilcileri ve medya kuruluşlarının çoğunluğu ile Avrupa'nın artık objektiflik denilen değere zerre kadar önem vermediğinin göstergesi. Türkiye söz konusu olduğunda uydurulabilen bütün yalanların üst üste konularak algı operasyonuna malzeme olarak kullanılmasına ses çıkarmamayı tercih ediyorlar çünkü.
Avrupa denilen mefhum, mesela Avrupa Birliği Türkiye raportörü Kate Piri'nin açıklamalarının ardından, "Kate Piri'nin açıklamaları tamamen şahsi görüşleridir ve Avrupa Birliği'ni bağlamaz" demeli, diyebilmeliydi. Türkiye'de sadece referandumda 'hayır' diyenleri demokrat olarak değerlendirmek, kimsenin, hatta Avrupa'nın bile haddi değildir çünkü.

Vur abalıya!

Sadece kendi arzu ettiklerinin gerçekleşmesini demokrasi olarak kabul etmek ve buna yönelik tercihte bulunanlara demokrat deyip, başka görüşlerde olanları yok saymaya demokrasi değil değişik başka isimler verilir.
Ve bildiğimiz kadarıyla da Avrupalılar bu tanımların hiç birisinden hoşlanmazlar.
AGİT adına ülkemizde gözlem yaptıkları söylenen ve rapor adı altında saçma-sapan metinler kaleme alan kişiler, meselenin belki de en vahim yönlerinden.
Güya AGİT adına gözlemcilik yaptığı iddia edilen bu kişilerin PKK-PYD bağlantıları ortaya çıktıktan sonra, birileri konuya eğilmeli ve hamamın namusunu kurtaracak açıklamalar yapmalıydı, olmadı.
Karşımızdaki nasıl bir Avrupa ki, açıkça hayır yanlısı kampanyalarda yer almaları bir yana, kendilerinin de terör örgütü olarak kabul ettikleri yapı mensuplarını gözlemci olarak kabul edebiliyorlar. Dahası bu insanların hazırladıkları raporlara istinaden de Türkiye ile alakalı değerlendirmeler yapıyorlar...
Türkiye'deki bir kesim insanın, her ne yaparlarsa yapsınlar kendilerinden yana tavır alacağı beklentisi ile, itibarlarını iyice yerin dibine sokacak işler yapıyor Avrupalılar.
Belki farkında değiller ama Türkiye o eski Türkiye olmadığı gibi, Avrupa taraftarları da o eski Avrupa taraftarları değiller artık.
Tarafsızlık, objektiflik, adalet, hakkaniyet gibi insanlığın ortak değerlerin tamamını hiçe sayarak 'vur abalıya' mantığı ile Türkiye'ye abanmak hoşlarına gidiyor olabilir. Ama bu tutumun getireceği fatura üzerine düşünmeleri gerek...
Akıl tutulması, her yerde olduğu gibi Avrupa'da da olabiliyormuş demek ki...
  • ve ya