0 / 0ºC
Detaylı Hava Durumu
ECE VAHAPOĞLU

Takma kafana

ECE VAHAPOĞLU 01 Temmuz 2010, Perşembe tüm yazarlar
Günlerdir Ayşe Arman'ın Eren Talu'nun isteği ile yaptığı röportaj konuşuluyor. Çoğunluk, Talu'nun ayrıldığı eşi Defne Samyeli ile tüm özel hayatını gözler önüne sermesini eleştiriyor.
Hatırlıyorum da, erkeğin kaçamağıyla aralarının bozulmasının patlak verdiği o ilk günlerde Eren Talu zaten Defne Samyeli'nin onu aldattığını bir şekilde ima etmemiş miydi? Samyeli açıklamalar yaparken "O kendine baksın" gibilerinden.
Kadını sadakatsizlikle suçlayarak çocuklarının velayetini istememiş miydi?
Neyse iki kişinin arasındakileri biz bilemeyiz; ayrıca her gün başka bir iddia ortaya atılıyor. Bir ilişkiye dışarıdan bakmakla içinde yaşamak çok farklı şeyler...
Eren Talu "haftanın adamı" ünvanıyla gezinirken tesadüfen Ertuğrul Özkök ile rastlaşmış.
Özkök'ün Talu'yu gördüğü an aklına bir cümle gelmiş: "Hakuna Matata". Geçen haftalarda Tanzanya seyahatimde sık sık duyduğum Swahili dilinde bir cümle bu; Afrikalıların yaşam felefesi, "Takma Kafana" demek.
Problemleriyle gündemde olan birine söylenecek en rahatlatıcı cümledir bu; "takma kafana, boşver, aldırma." Başıma gelen birkaç 'sansasyonel' olayda yakınlarım bana da hep "boşver" dedi. İnsan boş veremiyor bazen; hele ki düşünecek, sorgulayacak meseleleri olduğunda.
Bir de "gül geç" diyenler var; o nasıl oluyor? Şöyle dişlerimizi göstererek mutluluk pozu mu veriyoruz? Zaten ciddi meselelere espri ile yaklaşanların durumun altında başka şeyler gizlediklerinden şüphelenirim.
Özkök'ün Talu için düşündüğü cümleyi Twitter" da paylaştığımda Gülben Ergen hemen "Hakuna Matata"nın ayrıca Lion King çizgi filminin sloganı olduğunu hatırlattı. İnsanın çocukları olunca tabii çizgi filmler hakkında daha bilgili oluyor. İleride ben de takibe alacağım...

ÜÇ KIZ TEKNEDE
Son iki haftadır neredeyse nefes alamadan sürekli seyahatlerle yoğun bir tempoda çalıştım.
Bir hafta içinde Uganda, Tanzanya, Zanzibar, Mısır ve Ankara'ya uçup geldim. Durmaksızın bavul hazırladım; sunuculuk metinleri yazdım; havaalanlarında koşturdum; krizlerle uğraştım; köşe yazılarımı yazdım... Ama ne olursa olsun pazar günleri devam ettiğim yemek kursumu hiç ihmal etmedim; Chefs İstanbul ile ilgili deneyimimi sonraki yazılarımda anlatacağım.
Bu hızlı tempoda hafta içi üç gün boş vakit bulunca da kendimi ilk uçakla Bodrum'a attım. İki kız arkadaşımla birlikte teknede kaldık. Üç bekar kız Türkbükü'nde olduğumuzu duyanlar "Ooo eğlenmişsinizdir, gecelere akmışınızdır" gibi yorumlarda bulundu.
Hayır, hiç birini yapmadık. Çünkü canımız istemedi. Teknede yemekler yaptık ve yedik.
Saatlerce sohbet ettik. Manzarayı seyrettik. Kitap okuduk. Güneşlendik. Yüzdük. O kadar hasret kalmışız ki kafa dinlemeye ve rahatsız edilmeden sohbet etmeye... Böyle de mutlu olduk.
GÜLPEMBE

Kısa tatilimde sevgili Gülin&Akın Öngör çifti ile de karşılaştım. Fatih Terim ile komşu oldukları evlerinde Gülin Hanım ile de keyifli sohbet ettik; Akhisar'daki bağlarının üzümlerinden ürettikleri kendi markaları Selendi'nin Roze şarabını tattık.
Son dönemde trend olan pembe şarap Blush'ı restoranlarda beğenerek içerdim ki, Selendi'nin Gülpembe'sinin çok daha müthiş olduğuna karar verdim. Hemen bizim kızlarla bu şaraptan edinmek istedik. Öğrendim ki, Selendi'nin şaraplarını kendi web sitesinden (www.selendi.com.tr) satın alabiliyorsunuz.

YANLIŞ KOLYE

Yeni evli bir çift ile tanıştım. Kızın boynunda benimkiyle aynı marka (Bee Goddess) olan bir kolye vardı. Birbirimizin kolyeleriyle ilgili yorumlar yapıyorduk ki kız birden boynumdaki 'Artemis' simgesini fark edip "Yanlış kolye takıyorsun; bu kolyeyi takarsan hayatta evlenemezsin" dedi.
Sonra da kendi kolyesini gösterip "Bundan tak, bu kolyeyi taktıktan 15 gün sonra bir erkekle tanıştım ve şimdi evliyiz" diyerek kocasını gösterdi.
Onun kolyesi, "Ay ve Kuzey Yıldızı" olandı. O sembol, kadın ve erkek arasındaki bağa sonsuza kadar güç verirmiş. Yani, evlilik, sadakat, sonsuz aşk demekmiş.
Benim övünerek taktığım ay tanrıçası "Artemis" ise, güç ve cesaretle zamanın karşısında durup sonsuz özgürlük ve bağımsızlığından ödün vermeyen kadınların gençlik macerası yolunu ışığıyla aydınlatırmış. Tamam, özsaygı ve özgürlük de hoş kavramlar ama bir yere kadar, öyle değil mi? İstanbul'a döndüğümde hemen kolyemi değiştirmeye karar verdim; bakalım hayat neler getirecek?

ANA SAYFA | GÜNCEL | EKONOMİ | SOSYAL GÜVENLİK | SİYASET | DÜNYA | SPOR | YAŞAM | KÜLTÜR SANAT | SAKLAMBAÇ | TELEVİZYON | ASTROLOJİ
YAZARLAR | YAZI DİZİSİ | SAĞLIK | EMLAK & OTO | TEKNOLOJİ | TATİL & TURİZM | E-GAZETE | GALERİ | ARŞİV | KÜNYE | BİK İLANLARI | GİZLİLİK BİLDİRİMİ | RSS | OYUN
Copyright © 2003-2012 Tüm hakları saklıdır. TURKUVAZ GAZETE DERGİ BASIM A.Ş.