Bir belgeseli izlemek için yüzlerce kişinin
Cemal Reşit Rey Salonu'nu doldurduğuna az şahit olmuşumdur. Nitekim geçen akşam
bine yakın koltuğun tamamı doluydu;
Karadeniz kadınının zorlu yaşamını anlatan
"İfakat" adlı
belgeseli izlemek için.
Belgesele ilginin
iki sebebi vardı bana göre; 1) Çok iyi PR yapıldı 2) Karadenizliler desteklemeye geldi.
Günlerdir gazetelerde belgeselle ilgili
gazeteci-yönetmen Orhan Tekeoğlu ile yapılmış röportajlar yayımlandı. Tekeoğlu
Trabzon doğumlu. Yıllar boyunca kadın akrabalarının çileli ama her zaman
dik karakterini göstermeyi düşlemiş.
Sponsorlarla birlikte
üst düzey çok sayıda isim davet edildi. Karadeniz kökenli önemli şirketlerin
(Ağaoğlu, Makyol, Varyap…) patronları katıldı. Ve bu kalabalık
müthiş bir belgesel izledi.
46 dakikalık görsel şölende
Karadeniz kadınının çilesi anlatıldı. Doğanın güzelliği, geniş yeşillikler, dereler, renkler, yöresel kıyafetler arka fonu oluştururken asıl kahramanlar
Karadeniz kadınlarıydı. Onların hüzünlü yüzleri, çalışma koşullarından dolayı daima öne eğik duruşları, doğayla mücadeleleri, çayırda uğraşmaları, sırtlarında küfe taşımaları etkili bir biçimde gösterildi. Zaman zaman güldük de; köylü kadınlar şiveleriyle öyle
doğal anlatıyorlardı ki…
Hele bir teyze vardı; bizlerin rahatça satın alıp evlerinde kullandığı
mısır ununu yapmak için geçirdiği süreci anlatışı yüreğimi yaktı. Mısırları yetiştirmesi, taşıması, temizlemesi, ayıklaması, öğütmesi… Hepsini tek başına yapıyordu.
Zaten bu belgeseli izlemeden de genel bir görüş vardır;
"Karadeniz kadını tarlada, erkeği de ya gurbette ya da kahvede"
Bir başka ilginç tecrübem de, hali vakti yerinde kapalı bir kadının "Karadeniz erkeği almak mı? aman aman" demesiydi. Nedir bu
Karadeniz erkeklerinin kadınları bıktıran özellikleri?
Bu kadınlar bu kadar çalışırken, hem tarlaya hem eve yetişirken gurbette para kazanmaya giden kocaları dışındaki erkekler ne yapıyor? Valla içim acıdı. 70'lik nineler
cüsselerinden büyük küfeleri saatlerce dik yokuşlar çıkarak taşıyor. Sadece küfe mi taşıyorlar sanıyorsunuz; hayatın tüm yükünü omuzlarında taşıyorlar.
Belgesele teknik destek veren Prima Productions'tan bir arkadaşımla sohbetimde, o dik yamaçlarda çekim yapılırken kameramanın bile alanın darlığından dolayı bazen
tek ayak üzerinde durduğunu öğrendim.
Belgeselden çıktığımda kendimi salondaki birçok kişi gibi
şanslı hissettim. Tamam, ben de kadın halimle
tek başıma mücadele ediyorum, çalışıyorum, ekmeğimi kazanıyorum ama o belgeselde izlediğim şekilde değil. O kadınlar
insanüstü bir güçle çalışıyorlar. Bense, en azından mısır unumu gidip marketten parayla satın alabiliyorum.
Adını 1991 yılında iki kızıyla birlikte öldürülen
"İfakat" adlı Karadeniz kadınından alan belgesel bir
TV kanalında yayımlanacakmış ve
festivallerde yarışacakmış.