Takvim
30.07.2010
30 Temmuz 2010, Cuma
Şehir seçiniz 
-
ANASAYFA GÜNCEL EKONOMİ SPOR POLİS/ADLİYE YAŞAM MAGAZİN SAKLAMBAÇ TELEVİZYON AKTÜEL ASTROLOJİ Vimjo Alışveriş
SON DAKİKA
USD 1,509 
EUR 1,963 
GBP 2,367
   
ECE VAHAPOĞLU  
Günlük rastlantılar

Haftanın ilk günü, pazartesi, uyandığım andan itibaren bir rastlantılar silsilesi yaşadım. Ve bu sıradan gibi gözüken rastlantıların her biri ayrı bir mesaj verdi bana; üzerinde düşündürttü beni; hatta şahit olduğunuz üzere yazı konusu bile çıkardı.
1)Yarın vizyona girecek bir Türk filmi var, adı ve tarzı "Romantik Komedi". Geçen hafta özel bir gösterimle sadece kadınlara izlettiler filmi; çoğunluğu gazeteci, yazar, sunucu, muhabir olan kadınlara. Ben de izlediği her filmi yazan biri olarak bu film hakkında da yorumlarımı pazartesi günkü yazımda sizlerle paylaştım.
Yerli yapımların henüz Hollywood'daki romantik komedi filmlerini yakalayamadığını, bizdeki oyunculukların ve repliklerin abartılı ve yapay durduğunu yazdım.
İzlediğim bu son film eğlenceli olsa da bana samimi gelmedi.
Bu sıralar yeni kitabım üzerinde çalıştığım için alışkanlığımı biraz değiştirerek geç saatlerde yatıyorum; çünkü sürekli okuyor ve yazıyorum. Nitekim pazartesi sabahı uykumun en güzel yerinde sabah 9'da cep telefonuma gelen mesajla uyanınca sinirlendim. Bir baktım, sms Mahsun Kırmızıgül'den. Şimdilerde "Romantik Komedi" filminin yapımcılığını üstleniyor.
Yazımı hemen okumuş ve bana sitem eden kısa bir mesaj çekmiş. "Seni kutluyorum" diye inceden bir laf sokmayla. Kendisi beni filmle ilgili olarak iki kez aramıştı, ben de onun ricası üzerine filmi gidip seyretmiştim. Yorumumu köşe yazımda paylaşınca üzülmüş anlaşılan.
Ben de cevap yazdım. Cevabıma o bir cevap derken epeyce yazıştık. Olumlu bir havada bitirdik.
Yine de soruyorum: Bir kere beni filme neden davet ettiniz? Köşe yazarı olarak yazayım, çizeyim diye. Dolayısıyla ne yazdığıma kimse karışamaz. Filmi izleyen benim, yorumu yapan da. Okuyucularıma saygım var.
Sanat görecelidir; herkes her eseri aynı derecede beğenmek zorunda değil.
Mahsun "ama emeğe yazık" dedi bir ara; bu da tüm yapımcıların kaçış cümlesi oldu son zamanlarda. Emeğe saygıya diyeceğim bir şey yok elbette. Her şeyden önce yıllarını vererek araştırma yapan, kitaplar yazan biri olarak "emek" konusunu iyi bilirim. Nasıl herkes benim kitaplarımı da beğenmek zorunda değilse; beğenen de var, eleştiren de.
Topluma bir eser sunuyorsan yorumlara katlanacaksın.
Gazeteci ile tanışıyor
olmak, arkadaş olmak yetmiyor. Objektif olan yazar yorumunu dürüstçe paylaşıyor. Gerçi önyargılı davrananlar da var maalesef. En son Okan mevzusunda bunu çok iyi anlamıştım; arkadaşım olduğunu sandığım, yüzüme gülen bazıları kalemleriyle saldırmışlardı bana.
Hepsine mesaj mı çektim? "Ayıp" mı dedim?
Hayır. Sadece zihnimde gerekli yere not edildi.
Mahsun'u severim; kendi adına çok iyi filmler çekti; şapka çıkarılacak cinsten. Ama ne yazık ki bu eğlenceli filmi ben o kadar iyi bulmadım, hepsi bu. Beğenenler, övenler var.
Sanat görecelidir ve sanat da bunun için vardır.
2) Uyandım, Mahsun'la mesajlaştım, kahvaltımı yaptım ve spora gittim. Gazetelere göz gezdirirken arkamdan biri gelip elleriyle gözlerimi kapadı ve "ben kimim?" dedi.
Ellerini yokladım, "bilemedim. Kimsin?" diye sordum. "Bir TV kanalında program yapıyorum, R'leri söyleyemiyorum" deyince koptum gülmekten tabii. Beyaz!
Ne kadar samimi, espritüel ve dost canlısı. Gülüştük, biraz sohbet ettik, Cuma geceki şov programına Gülşen ile birlikte "Romantik Komedi" filminin oyuncuları katılacakmış. "Gel sen de" dedi. "Yok dedim, o programa olmaz, başka tarihte isterim."
Mahsun'dan tırstım; ne me lazım, şimdi programda aynı koltukta beni oyuncularla oturtacaklar; Beyaz da konuyu biliyor; işin gereği ortalığı karıştıracak.
3) Spordan çıktım; Akmerkez Beymen'e uğradım. Gece gündüz yazmaktan bunalmış bir halde kendi adıma bir kaçamak yapmak adına gidip günlerdir beğendiğim o mercan rengi Louboutin ayakkabıları satın aldım. Tipik bir kadın refleksi olarak anında yüzüme gülücükler yerleşiverdi.
Ayakkabı reyonunda gezinirken Özlem Yıldız Serter ile karşılaştık; annesiyle ayakkabı bakıyordu. Ben kendi kaçamağımı anlatırken o da "oğlum öğlen uykusunda, ben de arada kaçıp buraya geldim" Kaçış nedenlerimiz farklı; buna da güldük. Bir an durdum ve ileride çocuğum olunca işten değil de çocuğa bakmaktan vakit bulmaya çalışacağımı düşündüm.



YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI
  Seviştim geldim    / 01.02.2010
  Kazanan yalnızdır    / 28.01.2010
  Bu kadar masraf...    / 25.01.2010
  Sürgün ilhamı    / 21.01.2010
  İstanbul gibi değildi    / 18.01.2010
  Oldu mu şimdi?    / 13.01.2010
  Çapkınlığa yorumlar    / 10.01.2010
  Suçsuz çapkınlar    / 07.01.2010
  İlk telefon röportajım    / 04.01.2010
  Aşağı Gökçek Ekşi'yi bekliyor    / 03.01.2010













Güncel | Yazarlar | Ekonomi | Aktüel | Magazin | Spor | Arşiv | Televizyon | Saklambaç | Astroloji | Polis Adliye | Yaşam
Soru-Cevap | Kadın&Sağlık | Kültür&Sanat | Emlak&Oto | Teknoloji | Tatil&Turizm | Foto Galeri | E-Gazete
Mobil Takvim | Reklam | Künye | Gizlilik Bildirimi | Bize Ulaşın | Anasayfa
Takvim Servisi
Takvim