Günlerdir gündemin bir parçası; hele tahliyesinin ilk günü koca koca manşetlerle yer aldı. Gazeteci
Abdi İpekçi'nin cinayeti ve iki gasp suçundan hüküm giyen
Mehmet Ali Ağca, 30 yıllık cezaevi hayatı birkaç gün önce sona erdi.
Kendisini
Papa suikastı girişimi ile de sıkça anarız.
1979 yılında öldürülmüştü
Abdi İpekçi; ben henüz
1 yaşında bir bebektim. Olandan bitenden haberim yoktu tabii ki. Şimdi gazeteciyim, yazarım. Ağca, suçlarının cezasını kanunlarımıza göre çekti ve tahliye edildi.
El yazısıyla aldığı
notlar, tavırları, avukat açıklamaları, Hollywood'tan aldığı film teklifleri gibi yaklaşımlar hedefinde bu cezaevi yıllarını
maddi getiriye çevirmek olduğunu gösteriyor. 1 milyon dolar verse bu tanıtımı yapamazdı herhalde. Yüzlerce muhabir, kameraman onu bekliyor; araçlar konvoy halinde onu takip ediyor, gazeteler haberlerini yapıyor.
Belki duyulmayan bir şey söyleyecek.
Acaba ne demesini bekliyoruz?
Abdi İpekçi konusunda iki şık var; a) ben vurmadım. b) ben vurdum.
Hiçbir demeci geçmişi değiştirmeyecek.
Merhum İpekçi geri gelmeyecek. Özellikle bunu tüm medya alemi biliyor. Peki öyleyse neden
bu kadar masraf?
Haber peşinde koşanların ulaşım, benzin, yemek, fotoğraf makineleri hadi artık dijital ama yine de pil masrafı...vs En önemlisi de zaman israfı.
Elimizde bir "bilgi" vardı,
Ağca'nın tahliyesi. Dışarıdaki ilk gününde attığı her adım, izdihama neden oldu. İlk gün abartılı haberler yapıldı. Boş çıktı. Devamında "az sonra", "yarın gazetenizde" tarzında haberi tatlandırmalar...
Neden aynı izdihamı yaşamaya devam ediyoruz? Hepsi ne için? Dünyayı kurtaracak açıklamayı beklemek için.
Ebedi Mesih Bey acaba ne diyecek?
Elle tutulur hiç bir şey demeyecek. Parayı verene söyleyecek ancak. Parayı verene de eskilerden başlayıp bugünlere gelerek aynı şeyleri tekrarlayacak.
Zaten uzmanlar karar verdi; "
bu adam çürük" diye. Fiziki değil; kafadan, ruhen ne ise artık.
GATA'ya giderek "
çürük raporu" alan (muayene edilen Ağca'ya "antisosyal kişilik bozukluğu" nedeniyle "askerliğe elverişli değildir" şeklinde rapor verildi) Ağca'nın hemen akabinde
Ankara'da lüks bir otele yerleştiğini biliyoruz; oradan da
İstanbul'a.
Askere gitmeye elverişli olmayan adamın konuşacakları neden ciddiye alınıyor peki?
Medyadaki büyüklerimize soruyorum; samimiyetle, kinayesiz, öğrenmek istediğimden.
Ağca'nın tahliye haberinin verilişi doğru mu?