Bazı filmlere
önyargılı bakıp hiç
seyretmezlik yapabiliyoruz; konusu ve tarzı ilgimizi çekmiyor olabilir. Neyse ki ben önyargılarımı bir süre önce kırdım ve artık direkt veya dolaylı
ilginç bulduğum her filme gidiyorum. Beklenmedik bir filmden harika bir
not alıyorum kendi adıma.
Vampir ve gençlik filmi sevmem derdim; inanılmaz hoş bir "
aşk" temasının işlendiğine inandığım "
Alacakaranlık" serilerinin ikisini de seyrettim.
Bilim kurgu sevmem derdim; "
2012" filmini izledim; üstelik beğenmeme rağmen
mistik konulara fazla dokunmamış diye eleştirdim.
Fantastik, bilim kurgu ve aksiyon filmi sevmem derdim; "
Avatar"a ilk hafta gittim. Müthiş bir görsel sinema şöleni...
3 boyutlu gözlüklerle seyrediyorsunuz. Üstelik
mesajları da var. Film mavi renkli robotumsu insanlar, fantastik ormanlar ve uzay gemilerinden ibaret değil; unuttuğumuz
değerleri hatırlatan, ders çıkarılacak bir hikaye gizli aslında.
Canlılar arasındaki
bağın önemi sık sık vurgulanıyor. '
Pandora' denilen, yeryüzünden uzaktaki bu diyarda erkek
tek kadın seçiyor; bir kez seviştiler mi ömür boyu beraberler. Bindiği atlarla bile bağlantı kuruyorlar; atın kalp atışını, bacak kaslarını hissediyorlar, "onunla bağlantıya geç ki seni istediğin yere götürsün" deniyor.
Bu film yüzünden hafta sonu
Kanyon'daki
CineBonus sinemalarının telefon hattına dahi ulaşmak mümkün değildi. Önceden 4 kişilik yer ayırmıştım; ancak gideceğimiz gün iki kişiye düştük. Aramızda laflarken bunu duyan tanımadığım bir kız bize yaklaşarak "biletlerinizi ben satın alabilir miyim? Yer kalmamış." bile dedi. Aramızda espri yapalım derken kız "bilet başına 50 TL veririm" demesin mi? Başka arkadaşlarımıza söz verdiğimiz için biletleri kendi tanıdıklarımıza verdik. Durum aynen böyleydi.
Anlayacağınız üzere talebi çok fazla olan bir film. Zaten hem ABD'de hem de tüm dünyada ilk hafta
rekorlar kırıyor. (232 milyon dolar gişe hasılatı)
Sinema tarihinde çığır açan filmin senaristi, yönetmeni ve co-yapımcısı Kanadalı
James Cameron senaryoyu 11 yılda kurgulamış,
400 milyon dolar para harcamış. Şimdilerde emeğinin karşılığını görüyor. Büyük bir risk ama başarılı sonuç...
Filmi izleyenler arasında son filmi
Neşeli Günler ile başarısını bir kez daha tasdikleyen
Yılmaz Erdoğan ve karnı burnunda hamile eşi de vardı. Yılmaz ile sohbetimizde Cameron için "
Sinemanın Peygamberi" deyimini kullandı ve filmi olağanüstü beğendiğini söyledi.
Bu sıralar birbirinden
iyi filmler gösterimde... Kitap okumaktan fırsat buldukça sosyalleşmek için ben de
sinemaya gidiyorum. Sinema, tiyatro veya kitap... en hoşunuza gideni seçin ve günlük hayattan kendinizi sıyıracağınız bir perde açın mutlaka...