Hayatta bazı anlar vardır; biri size bir
söz söyler, o söz kafanıza
kazınır. Benim de hayatımda böyle
özel anlar oldu. Bu sözleri söyleyenleri isimleriyle paylaşmaya çekinmiyorum; zira hepsi kendi alanında
büyük başarılar elde etmiş kişiler...
İlki, daha medyaya adım atmadan önce ta
Garanti Bankası'nda çalışırken yönetim kurulu üyemiz
Mahfi Eğilmez'den gelendir. Mahfi Bey'in ekonomi yazılarına internetten
yorumlar yazardım. O da bunu fark edip, "Ece iyi yazıyorsun, ilerde
yazı yazarsan sakın bedava yapma" demişti. Bugün
profesyonel işim yazarlık ve hayatımı "yazmaktan" kazanıyorum.
İkincisi,
aynı mesajı veren dört farklı isimden;
Osman Çarmıklı,
Hamdi Akın,
Süreyya Ciliv ve
Mehmet Sezgin. Dördü de birbirlerinden
habersiz aynı öğüdü verdi. "Bugüne kadar iyi geldin ama bundan sonraki
hedeflerini net belirle ve ona göre
az ve öz iş yap"
Üçüncüsü,
Show TV Genel Müdürü
Saner Ayar'dan. Vizyoner, risk almayı seven bir yönetici. İlk karşılaşmamızda beni öyle bir
sarsmıştı ki karşısında
ağlamamak için kendimi zor tutmuştum. Şimdilerde onun sözleri beynimin bir köşesinde, kendime
güvenim gelmiş bir halde hareket ediyorum. O da "Bugüne kadar kendine yatırım yaptın ama yeter, değerini bil ve her önüne gelen işi kabul etme. Ve söylemlerin yerine yaptıkların konuşsun." demişti.
Sonuncusu ise çok taze. Eski hakem, TV fenomeni sunucu, spor yazarı
Ahmet Çakar'dan.
Geçen gün
Papermoon'daki öğle yemeğimde sevgili
Reha Muhtar'ı gördüm. Onunla oturan
Ahmet Çakar önce burada yazamayacağım
harika bir iltifat etti.
AHMET ÇAKAR'IN BENİ TOKATLADIĞI AN
Sonra başladı
hayat tavsiyesi vermeye... "Ben de 30 yaşımdaydım, zirveye doğru ilerlediğim bir dönemdeydim, aklımdan şunlar geçiyordu..." diye kendi
öz eleştirisini ve
iç dünyasını paylaştı. Ardından,
Okan Bayülgen'in son filmi "
Kanalizasyon"daki gibi belki
eliyle değil ama sözleriyle beni
tokatladı.
Her sabah aynaya bakıp kendine "bugün yine tüm hırsınla bir şeyler yapmalısın, tanıdığın insanlarla ilişkilerini sıcak tutup nasıl işbirliği yapabilirimi tartmalısın, sosyalleşmelisin, her gün haber olmalı, gündeme oturmalısın" diye düşünüyor musun? diye sordu. Eskiden olsa
utanırdım ama tüm
olgunluğumla "bazen evet" dedim.
Çok normalmiş... Özel dönemlerde böyle hissetmek... Hayat
iniş çıkışlarla dolu. Çıkış anlarında fazla kapılmamak gerekiyormuş.
Kitabım yeni çıktı; her gün bir koşuşturma, yeni teklifler... Bir kovalamacadır gidiyor.
Haklı. O da haklı,
tecrübeli pek çok insan da haklı.
İki seçenek sundu bana; biri "çalışmaya devam, şefkati okuyucularında, arkadaşlarında bul" ya da diğeri "en çekici ve akıllı olduğun şu dönemde iyi bir koca bul".
Cevabımı biliyorum.
Kariyerime devam, bir süre sonra da kısmetse
evlenmek. Yine
erteliyorum... ve
kalabalık içinde kendi yalnızlığımı seçiyorum. Ve
Paulo Coelho'nun son kitabı "
Kazanan Yalnızdır"ı okumaya devam ediyorum...