• Facebook
  • Twitter

Merdiven!

Hayatımızı günlük yaşadığımız için olayları birbirine bağlamakta sıkıntı yaşarız. Geniş kadraj kullanamadığımız için de her gelişmenin nedenini ve sonucunu kendi sınırlarımız içinde ararız!
Oysa Türkiye hiç kendi haline bırakılmadı ve Türkler tarafından yönetilmedi! Haliyle yönetemediğiniz bir ülkeye de hakim olma şansınız yoktu! DERİN DEVLET denilen şey ANKARA'ya bağlı olmadığı için derindi zaten! Akıl hep onlara aitti!
Biz sadece dışarıda üretilip içeriye atılan virüslerle savaşıyorduk! Başımıza bela olan laboratuvarı yok etme şansımız yoktu!
HASTA olmamız isteniyordu ve oluyorduk!
Yatağa düşürmeyen ancak ayağa da kaldırmayan mikropla mücadele ediyorduk! Kıskaca alınmış ülkenin insanları olarak senaryoyu bilmeden oynuyorduk! Ateşimiz yükseldiği zaman bazen IMF ile bazen de darbe ile yola getiriliyorduk!
Dün başka bir konu yazmak için klavyenin başına geçtiğimde Kemal Kılıçdaroğlu'nun sözleri önüme düştü! Çok sertti! Hedef yine belliydi!
Deniz Baykal'ı götüren KASET aklıma geldi! Bilinen bir ilişki sızdırılmış ve Kemal Bey'in önü açılmıştı! Dışarıda alınan bir karar hayata geçiyordu! Türk siyasetinde bir değişiklik sözkonusu olduğu zaman kesinlikle bunu ANKARA yapamazdı! İpler sınırların dışına çıkardı!
Kaset olayı da böyleydi!
MHP'deki kasetler gibi!
Kemal Bey neden geldiğini ya da getirildiğini yüzde yüz bilmiyordu!
Muhtemelen CHP'nin kendisine ihtiyacı olduğunu düşünüyordu!
Oysa kaseti vizyona koyanların hesabı farklıydı!
Resmi ideolojinin esneyip genleşeceğini gören AVRUPA KAYNAKLI bir güç, bu mücadelenin içinde olmak istedi!
Baykal'ın taşıdığı misyonla partinin kendisinden vazgeçmesi mümkün değildi! Bu nedenle de Deniz Bey'in diskalifiye edilmesi şarttı!
Öyle de oldu!
Yerine Kemal Bey geldi!
Kendisi bilmese de ondan istenen, içinde Kürtler'in de olduğu bir parti yaratmasıydı! Çünkü o güç ülke içindeki ve dışındaki Kürtler'i AK PARTİ'ye bırakmak istemiyordu!
Aynı güç yıllar öncesinden "TÜRKİYE MALEZYA OLUR MU?" tartışması başlatarak resmi ideolojinin arkasından yumruk atıyordu! Bunu da emrindeki BASINLA yapıyordu! Amaçları ülkenin büyümesini ve çevredeki her renkten insanı kucaklamasını önlemekti! Gizli gündemlerini de LAİKLİĞİ öne sürerek kapatıyorlardı!
Kemal Bey de bilmeden bu projenin içinde yer aldı!
Klasik CHP'yi yıktı! Ulusalcı bakış açısını törpüledi! Kürtler üzerinde etkili isimleri partiye kazandırdı! Bu açılım partiyi tam ortasından çatlattı!
Çünkü Kemal Bey ve bilmeden temsil ettiği akımın asıl amacı Kürt oylarını Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde hedeflenen isme yönlendirmekti! (O isim belli ama şimdi açıklamam! Kemal Bey de açıklayamaz!) Yani Erdoğan'ın Köşk'e çıkışını engellemekti! Yoksa PKK sorununu bitirmek falan değildi!
Tıpkı MHP gibi...
Kılıçdaroğlu'nun dünkü çıkışına bakarken bir anda geri gittim...
-"Biz AKP gibi söz verip de sözümüzün arkasında duranlardan değiliz" dedi.
-Yürüyen merdivene ters bindi.
- Kağıthane'ye "Kağıttepe" diyerek tarihe geçti -"Çocukluğumuzda Lefter çok iyi bir kaleciydi, ondan etkilenip Fenerli oldum" sözleriyle herkesi güldürdü.
-"Başkan Haliç'i temizleyecek ve İzmirliler Haliç'te yüzecek" çıkışıyla ilgi odağı oldu!
-"Kazım Koyuncu gibi bir sanatçınız var, yürekli bir sanatçı, tuttuğunu koparan bir karakter. Bir Karadeniz fırtınası. Ona da buradan selam gönderiyoruz" diye konuşarak yıllar önce kaybettiğimiz Koyuncu ile iletişime geçmeye kalktı!
-İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı adaylığı sırasında ekmeği "40 kuruşa" vereceğiz demişti ki o zaman zaten 40 kuruştu.
-Ankara'da Rize Günleri'ne katıldı. Kemençe dinledi. Şu tweet'i attı: Gayda dinleyip, horona eşlik edip, hemşehrilerimizle sohbet ettik!"
-Kürsüde, konuşmasını yaptığı sırada önüne bir not uzatıldı. Mikrofona okuyuverdi:
Bana iletilen nota göre, eski Başbakanlardan Tansu Çiller hakkında tutuklama kararı çıkarılmış...
Türkiye gibi bir ülkede MUHALEFET olmalı... Hem de güçlü bir şekilde... Bu kadar kronik sorunları olan bir ülke için muhalefet gerçekten zenginlik. Ancak Kemal Bey siyasetin doğasında olan hatalar dışında yalnız bırakılmışlık hali ile yol almaya çalışıyor! Yukarıdaki örnekler bunun en güzel kanıtı!
Erdoğan Amerika'dayken Avrupa'ya gitti! Oradaki sosyalistlerle kapıştı. Kürsüden konuşmasını yaparken masanın önünde "KILICDARGOGLU" yazıyordu!
Ancak kimse müdahale etmiyordu!
Yalnızlık hali tavan yapmıştı! Dün de bir toplantı için gittiği otelde salonu bulamadı! Yol gösteren olmadı! Bir süre önce konuştuğum önemli CHP'li vekil "Ben buraya geldikten sonra KÜRTÇÜ oldum" dedi. Büyük Türkiye'nin önünü kesecek enstrümanları say deseniz, İstanbul sermayesi, Avrupa bağlantıları ve siyasi partileri sıralarım!
CHP ve MHP'yi böyle görünce "Bu kez yapamayacaklar!" diyorum... Bombalar patlasa da insanlar öldürülse de sonuç alamayacaklar... Bunu görmek için de alim olmaya gerek yok!
Acaba asıl "CHP'de operasyon yapanlar ne düşünüyor?" diye merak ediyorum... Yürüyen merdivene ters bindiklerini düşünüyorlar mı acaba?
Ne dersiniz!