Dönemin Genelkurmay Başkanı Doğan Güreş, sessiz sedasız savcıya ifade verdi. Daha önce ekranlarda birçok kez
"BUZLANMA" diyen
GÜREŞ PAŞA bu kez
"YALANDI" diyerek çark etti... 17 ŞUBAT 1993'te
ŞEHİT olan Eşref Bitlis Paşa'nın uçağında "buzlanma, pilotaj hatası ya da teknik bir arıza yoktu" dedi. Yani
TÜRK ORDUSU'nun en tepesindeki isim yıllarca bizi kandırdı. Asıl içimi acıtan kandırması değil de
"BİZİ TEHDİT ETTİLER" sözü oldu. Silah sende, asker sende sizi kim
TEHDİT edebilir
GÜREŞ Paşa? Üretici firma, "Uçak satmayız" demiş... Satmazsa satmasın.
Sen de almazsın olur biter... Ama iş bu kadar basit değil. Güreş Paşa
TEHDİT kısmını usta bir virajla atlatıyor... Gelin işin içine iyice girelim... Eşref Bitlis 1990'da Orgeneral rütbesi aldı ve Jandarma Genel Komutanlığı'na atandı... Bitlis Paşa, bölgedeki
ÇEKİÇ GÜÇ KUVVETLERİ'nin Türkiye'den ayrılması gerektiğini savunuyordu.
ABD'nin Kuzey Irak'ta Kürt Devleti kurma peşinde olduğunu haykırıyordu... Hatta bu nedenle ABD Büyükelçisi, Bitlis'i birkaç kez hükümete şikayet etti. Ancak Eşref Bitlis
GÜNEYDOĞU'da çözümün silahtan geçmediğini savundukça şimşekleri üzerine çekti. 17 Aralık 1992'de Çekiç Güç'e bağlı Amerikan savaş uçakları Irak'ın
SELAHATTİN kentine giden Bitlis'in helikopterini sıkıştırdı... Türbülansa giren helikopter zorunlu iniş yaparak düşmekten son anda kurtuldu. Eşref Paşa ilk tehlikeyi ucuz atlatmıştı... Bölge hakkındaki görüşleri askerde de çok fazla taban bulmuyordu. Mesela Doğan Paşa, bu kadar
CESUR çıkışlar yapmıyor ve açıkça Bitlis Paşa'ya destek olamıyordu.
Ama Turgut Özal gerçeği görüp Bitlis Paşa'yı yanına çekmişti. Çok iyi anlaşıyorlardı. Soruna aynı
TEŞHİSİ koymuşlardı. Ancak bölgede uzun vadeli planları olan güçler bundan rahatsızdı. Zaten bu ikili 1993'te ortadan kaldırıldı. Onlar için DOSYA tamamlanmıştı... Güreş Paşa, kazadan hemen sonra olay yerine gidip ilk incelemelerde bulunan kişiydi.
Kalkıştan 7 dakika sonra iki motoru birden yanarak (milyonda bir ihtimal bile değil) düşen uçak için
BUZLANMA formülünü öne sürdü. 19 yıl sonra bunun
TEHDİT nedeniyle yapıldığı açıkladı. Tehdidi kim yapmıştı? Bitlis Paşa, 17 Şubat saat 12:19'da Beech Super King Air BE-200 tipi uçakla
Ankara Güvercinlik'ten havalandı.
Bir gün önce test edilen ve
İZLANDA'da bile kuğu gibi süzülen uçak
BUZLANMA yüzünden düştü!... Bu dakikadan sonra 1932 yılında
YAHUDİ Walter
HERSCEL BEECH ve eşi Olive Ann Mellor Beech tarafından kurulan ve dünyanın çeşitli ordularına uçak satan şirketin mesajı hemen
BAŞKENTE ulaştı.
ANKARA'ya yerleşmiş olan
GİZLİ DEVLETİN temsilcileri devreye girdi. Artık Doğan
GÜREŞ'in
TEHDİDE pabuç bırakmaktan başka bir şansı yoktu. Bir
PAŞA için ortalığı ayağa kaldırıp
YAHUDİ sermayesini karşısına alacak değildi ya...
Gerçeklerin geç de olsa ortaya çıkma gibi
KÖTÜ bir huyu var. Neyse ki Güreş Paşa en azından buna kendisi vesile oldu. Yıllar sonra Bitlis Paşa'nın ölümünü aydınlattı. Çünkü yazdıklarımızdan rahatsız oldukları için
ÇAMUR atanlar belki şimdi inanırlar.
Yine de inanmayacaklarını düşünerek bir
PARAGRAF daha açalım...
TALAT TURHAN... Atatürkçülük suçlamasıyla 27 Mayıs 1960'tan sonra
MAMAK'a konuldu. Zor günler geçirdi. 12 Mart darbesinden sonra
DEVRİMCİLİĞİN faturasını
ZİVERBEY'de işkenceden geçerek ödedi. Selimiye'ye konuldu.
"Bomba Davası" ve
"Sabotaj Davası" gibi uydurma suçlamalarla savaştı.
Kendisini
BİZZAT kendisi savundu.
5000 sayfalık savunmayla
HUKUK tarihine geçti. Turhan, yıllar sonra
ZİVERBEY'i anlatırken kimsenin üzerinde
DURMADIĞI tarihi bir çıkış yapmıştı: Ziverbey'de bizden en çok
BİNBAŞI EŞREF BİTLİS hakkında
OLUMSUZ ifade vermemiz istendi.
Çünkü ABD'liler kendisinden
NEFRET ediyordu. Ama
OLUMSUZ tek bir laf etmedik.
İşte böyle çocuklar...
Sizin ağabeyleriniz, bunları yaptı.
Şimdi sizler de bunları
ÖRTMEK için kalem sallıyorsunuz. Ve herkesi
APTAL zannederek. Ha neredeyse unutuyordum. Buzlanma senaryosunun yazarı Tuğgeneral Armağan Kuloğlu'dur... Hani her vukuatta
EKRANA çıkan... Her konu hakkında fikri olan. O tarihte Kara Havacılık Okulu Komutanı'ydı. Hazırlık Soruşturması Dosyası'nda bulunan, tarihsiz, imzasız
"Komutan Kanaati" adlı belgeyi o kaleme aldı. İlginç değil mi? Kuloğlu, Genelkurmay'da faaliyetleri durdurulan
SAREM'in de son üyesiydi... Belki Armağan Paşa,
GÜREŞ gibi 19 yıl sonra bizi şoke edecek açıklamalar yapar kim bilir?...