BBP'nin merhum lideri
Muhsin Yazıcıoğlu, 25 Mart 2009'da hayatını kaybetti. Aradan geçen 3 yıl içinde öylesine net gelişmeler oldu ki, artık kimse olayın bir kaza olduğuna inanmıyor.
Çünkü, artık elde pek çok tanık, bilgi ve delil var.
Var, ama hala bir sonuç çıkmıyor.
BBP üst yönetimine ulaşan bilgiler, gizli elin yine devrede olduğunu gösteriyor.
BBP yöneticileri
"Gelen bilgiler pek de iç açıcı değil" diyorlar:
- Birileri soruşturmayı engellemek istiyor. Olayı kapatmak için çok ciddi direnç gösteriliyor. İşte bu yüzden
BBP Genel Başkanı Mustafa Destici bu hafta
Malatya'ya gidecek. Soruşturmayı yürüten savcılarla görüşecek.
Destici, "Tanıklar, belgeler ve bilgiler ortada" diyecek:
- Artık bir sonuç bekliyoruz. Destici, özel yetkili cumhuriyet savcılarının elinde, olaydan 2 saat sonra birilerinin helikopterin yanında olduklarına yönelik bilgiler olduğunu söylüyor.
Her şey açık ve net. Önce olayın ardından bilgi kirliliği yaratılıyor.
Kurtarma ekiplerinin olay yerine ulaşması engelleniyor. Her yer didik didik edilirken, bir tek olay mahalli aranmıyor!
Peki o sırada bölgede yetkili olarak kimler var?
Askerler!
Alay Komutanı Sezai Akın olay yerine gidiyor.
Yarbay Hamza Tiryaki alayda kalıp koordinasyonu sağlıyor.
Yetmiyor,
Adana'dan
Bölge Komutanı Ali Lapanta da bölgeye intikal ediyor.
Görünüşte olayın ardından tam bir seferberlik yaşanıyor.
Perde arkasında ise, bu yanıltıcı görüntünün tam tersi gelişmeler oluyor. Bir yandan sözde arama çalışmaları yürütülürken, diğer taraftan enkazın yanına ulaşılmaması için elden gelen yapılıyor. Enkaza ulaşıldıktan sonra da birer birer deliller karartılıyor.
O bölgenin sorumluları da savcılığa verdikleri ifadelerde bakın neler diyor:
- Ben olay yerine gitmeyip, odamda kahve içerek de konuyu takip edebilirdim. Olay yerine gittim de suçlu mu oldum?
Yaşanan olaylar da korkunç, ortaya konulan savunmalar da...
* * *
Şimdi eğri oturup, doğru konuşalım. Lafı evirip çevirmeye hiç gerek yok. Her şey gün gibi ortada.
Muhsin Yazıcıoğlu olayında ihmal varsa da bundan askerler sorumlu, kasıt varsa da.
Maalesef,
Türkiye'deki pek çok kirli tartışmanın odağında askerler var. Hem de en aşağıdan en tepeye kadar.
Son günlerdeki gelişmeler de gösteriyor ki, 27 yıldır terörle de etkin bir mücadele vermemişler. Baksanıza, biz
Kuzey Irak'tan gelip vuruyorlar, diye düşünürken yurdun dört bir yanında terör kampları ortaya çıkıyor.
Üstelik, bunlara da
"ana üs", "eğitim kampı" gibi isimler vermişler. Yıllarca bu ülkenin dağlarında ellerini kollarını sallayarak gezmişler. Yüzlercesi, kazma kürek
"el yapımı sığınaklar" inşa etmişler. Müdahale edip,
"ne yapıyorsunuz" diyen olmamış.
Boş vermişlik, vurdumduymazlık, savsaklama ve bu kirli çarktan beslenmenin izleri bugün birer birer ortaya çıkıyor.
Durum bu olunca,
BBP Genel Başkanı Mustafa Destici, "27 yıldır askeri mücadele yapıldı, ama sonuç alınamadı" diyenlere tepki gösteriyor:
- Hayır, "27 yıldır terörle silahlı mücadele edildi, ama sonuç alınamadı" diyenler doğru söylemiyorlar. 27 yıldır terörle mücadele edilmedi, ediliyor gibi yapıldı. Son operasyonlar da gösterdi ki, ciddi bir mücadele ile bu iş bir yıl içinde biter.
Peki, yıllardır bu işi savsaklayanlar kimler?
En başta askerler!
Yazmaya yüreğimiz elvermese de durum bu! Ne yazık ki, hep süslü laflarla oyalanıp durmuşuz!
Bu tablo içinde kimse kalkıp,
"vatanseverlik nutukları" atarak milleti kandırmaya kalkmasın. Olmuyor, artık tutmuyor. Normalleşen
Türkiye'de bu tür nutukların peşinden giden olmuyor.
Türkiye normalleşiyor, ama buna rağmen, o geçmişin kirli uzantıları direnmeye devam ediyor. İşte
Muhsin Başkan olayı ortada!