P
KK'nın, devlet büyüklerine suikast düzenlemek üzere
Sırp keskin nişancılar (sniper) kiraladığı haberleri basında yer aldı...
Normal, bu ilk değil...
Sırp sniperler, daha önce de cinayet işlemek için
Türkiye'ye geldiler.
1994 ve
1995 yıllarında birkaç defa giriş çıkış yaptılar.
Hedefleri de o dönemin
Sancak Meclis Başkanı ve bugün
Sırbistan'da Devlet Bakanlığı yapan
Dr. Süleyman Uglanin ile
Başbakanlık Balkan İşleri Koordinatörü Albay Mustafa Kahramanyol'du.
Başaramadılar ve geri döndüler.
Bunu da
Lahey Adalet Divanı'nda yapılan duruşmalar sırasında itiraf ettiler:
- Miloseviç yönetimi, bu kişileri öldürmemiz için bizi görevlendirip Türkiye'ye gönderdi. Ancak, tedbir alındığı için suikastları gerçekleştiremedik.
Oysa, o günlerde
Türkiye'nin sniperlerin ülkeye girdiğinden haberi bile yoktu. Ancak, genel bazı tedbirler alınmıştı.
Süleyman Uglanin, Ankara'da devlet koruması altındaydı. İkamet ettiği yerde başka bir kimlikle yaşıyordu. Albay
Mustafa Kahramanyol ise,
Gülhane Askeri Tıp Akademesi'nin içindeki lojmanlarda kalıyordu. Her gidiş gelişinde değişik bir kapıyı kullanıyordu.
Başbakanlık emrinde çalışmasına rağmen, merkez binaya pek gidip gelmiyor, farklı bir yerde çalışmalarını sürdürüyordu.
Bunlar, hayat kurtaran tedbirler oldu!
***
Bu sniperlerin hepsi
"Çetnik" adı verilen örgütün üyeleri.
Çetnik ismi,
Türkçe "çete"den geliyor. Sonundaki
"nik" ekiyle de
Sırplaştırılmış.
1804'teki
Sırp İsyanı sırasında ortaya çıktılar. O günden bu yana cinayet işliyorlar.
1870'te,
Sırbistan bir kanun çıkarttı:
"Bütün Sırplar silah ve cephane temin edecek. Çok iyi silah kullanmayı öğrenecek."
Bunu yapmayanlara ağır cezalar verildi.
Böylece, devlet eliyle silahlı bir grup yaratıldı.
Çentikler, Komünist sistemde bile yer buldular.
Tito, 1940'lı yıllarda bir karar aldı:
"Kızıl Ordu'ya katılan Çetnikleri affediyoruz."
Sembolleri olan uzun sakallarını kestiler.
Kızıl Ordu üniforması giyip, ceza almaktan kurtuldular.
Avrupa ise, bunları sürekli olarak korudu.
Durum bu olunca da
1800'ün başından itibaren hiçbir ceza almadan varlıklarını sürdürdüler.
Lahey Adalet Divanı'ndaki duruşmaları yürüten savcı
Carla Del Ponte, bu koruma yüzünden çentiklerle ilgili şu değerlendirmeyi yapıyor:
- Ceza kurallarının işlemediği bir cemiyet!
Zaman zaman da dert yanıyor:
- Bunların üzerine gittikçe, karşıma çeşitli devletlerin mekanizmaları çıkıyor.
***
Birinci ve
İkinci Dünya Savaşı sırasında sayısız cinayetler işlediler.
Balkan Savaşı, bunların işledikleri cinayetlerle dolu.
Bosna'da suçsuz insanları uzun namlulu silahlarla bunlar avladılar.
Srebzenitza'da ise, tam
8000 insanı katlettiler. Yüzlerce
Boşnak'ı çenelerinden çengellere asıp, üzerlerinde atış talimi yaptılar.
Halen
Sırbistan ve
Bosna'da faaliyet gösteriyorlar.
Almanya başta olmak üzere
Fransız, Rus ve
İngiliz istihbarat örgütleri ile sıkı ilişki içindeler.
Avrupa'nın istihbarat birimleri tarafından sürekli olarak korunuyorlar.
Çentikler, Srebrenitza Katliamını gerçekleştiren
General Mladiç'i, o günden bu yana saklıyorlar.
Mladiç, Avrupalı istihbarat örgütlerinin verdiği destek yüzünden bir türlü ele geçirilemiyor.
***
Çetnik sniperlerin işi cinayet işlemek. Bu konuda da son derece profesyoneller.
Avrupa'daki kaçakçılık, kumar, fuhuş ve kara para aklama işlerinin arkasında hep onlar var.
İstihbarat örgütleri adına iş yaptıkları için de işledikleri suçlar genellikle cezasız kalıyor.
Avrupa'nın bütün istihbarat örgütleri, pis işlerinde
çetnikleri kullanıyor. Ciddi anlamda da koruyor.
Para karşılığı yapamayacakları iş yok.
PKK adına da cinayet işleyebilirler, bir başkası adına da çalışabilirler. Onlar için önemli olan işleyecekleri cinayet karşılığında alacakları para.
İçinde bulundukları ilişkiler,
Türkiye'ye
PKK adına suikastlar düzenlemek için gönderilen
Çetnik sniperlerin
Avrupalı bazı istihbarat örgütleri tarafından yönlendirildiğini gösteriyor!