Vatandaşın kafası zaten karışıktı. Yargıya güven konusunda herkeste bazı tereddütler vardı. Son gelişmelerle birlikte tereddütler daha da arttı.
Şu hale bakın:
Erzurum Özel Yetkili Cumhuriyet Savcısı Osman Şanal,
Erzincan Başsavcısı İlhan Cihaner hakkında soruşturma başlattı. Gözaltına aldırdı. İlgili mahkeme de
Cihaner'i tutukladı
. Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) ise bunun üzerine
Şanal'la birlikte 4 savcının yetkisini kaldırdı. Yetmedi, üstüne bir de
"suç duyurusunda" bulunulması kararlaştırıldı.
Şimdi her kafadan bir ses çıkıyor...
Adalet Bakanı Sadullah Ergin, "HSYK'nın yetki gaspında bulunduğunu" söylüyor. Bu tutumun
"Yargıyı kaosa sürükleyeceğini" belirtiyor.
AK Partili Bekir Bozdağ da
Bakan'a destek veriyor.
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, "Karar doğru" diyor. Muhalefet,
Hükümet'e ateş püskürüyor.
Danıştay, HSYK'ya arka çıkıyor.
Yargıtay Başkanı Hasan Gerçeker, "HSYK'nın aldığı kararın hukuka uygun olduğuna oy birliği ile karar verdiklerini" açıklıyor.
Adalet Bakanlığı da sabaha karşı açıklama yapıp,
"Başsavcılar görevleri dışında suç işlerlerse, özel yetkili savcılarca soruşturulur" diyor.
Ortalık toz duman...
Ankara'da son derece büyük bir gerilim ve ciddi bir savaş yaşanıyor...
Vatandaş kime inanacağını şaşırmış durumda. Durum bu olunca, herkes siyasi tercihine uygun bir konum belirleyip, tavır alıyor.
***
Bu noktada karar verebilmek için yasalara bakmak gerekiyor.
Anayasa'nın
138. Maddesi aynen şöyle diyor:
"Hiçbir organ, makam, merci veya kişi, yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hakimlere emir ve talimat veremez; genelge gönderemez; tavsiye ve telkinde bulunamaz."
Bu hüküm,
HSYK'yı da bağlıyor!
Bazı hukuk çevreleri, Cumhuriyet başsavcılarının sadece
Yargıtay tarafından yargılanabileceğini iddia ediyor. Bu konuda
CMK bazı hükümler içeriyor.
250. Madde'nin ilk fıkralarında belli suçlar sayılıp, 3. Fıkrada şu hükme yer veriliyor:
"Birinci fıkrada belirtilen suçları işleyenler, sıfat ve memuriyetleri ne olursa olsun, bu kanunla görevlendirilmiş ağır ceza mahkemelerinde yargılanır."
Ardından da bir istisna getiriliyor:
Anayasa Mahkemesi ve Yargıtay'
ın yargılayacağı kişilere ilişkin hükümler saklıdır."
Bu durumda belki de
Erzincan Başsavcısı'nı tutuklayan
Ağır Ceza Mahkemesi,
"yetkisizlik" kararı verip, dosyayı
Yargıtay'a gönderecekti.
Ancak,
HSYK hemen harekete geçti.
CMK'nın
251. Maddesi'nde ise, soruşturma görevi direkt olarak Cumhuriyet savcılarına veriliyor. Maddenin
1. Fıkrası'nda
"Bu suçlar görev sırasında veya görevden dolayı işlenmiş olsa bile Cumhuriyet Savcılarınca doğrudan soruşturma yapılır" deniliyor.
Demek ki, suçlanan savcılar bu konuda yetkili.
Devam edelim. Aynı maddenin
2. Fıkrası'nda da şu düzenleme yer alıyor:
"250. Madde kapsamına giren suçların soruşturması ve kovuşturması sırasında Cumhuriyet savcıları hakim tarafından verilmesi gereken kararları, varsa HSYK'nca bu işlerle görevlendirilen ağır ceza mahkemesi üyesinden, aksi halde yetkili adli yargı hakimlerinden isteyebilirler."
Bu durumda, soruşturmayı yürüten Cumhuriyet savcılarının hukuka aykırı adımlar atmadıkları anlaşılıyor. Ortaya çıkan tabloya bakıldığında
HSYK'nın acele ettiği ve konu yargılama safhasına gelmeden, soruşturma sırasında müdahale ettiği görülüyor.
En önemlisi de zirvede yaşanan bu büyük savaş, yargıya olan güveni daha da zedeliyor! Yargı her geçen gün daha fazla yıpranıyor. Bence, bu tartışmalar sırasında
HSYK kararlarının da yargıya açılmasının gündeme getirilmesi gerekiyor.