1982 Anayasası'nın halkoyuna sunulmasını dün gibi hatırlıyorum. Vatandaş korkarak sandığa gitmişti. Oylar, eller titreyerek sandığa atılmıştı. Pek çok kişi,
"başımıza bir iş gelir" endişesi ile
"evet" oylarını kabin yerine açıkta zarfa koymuştu. Vatandaşın büyük bölümü
"Bakın ben evet oyu kullanıyorum" görüntüsünü vermek için elinden geleni yapmıştı.
Sonuçta
yüzde 90'ın üzerinde kabul oyu çıktı. Ardından, yavaş yavaş askeri yönetimin izleri silindi. Vatandaşın üzerindeki baskı kalkınca tavırlar değişmeye başladı. Toplumun her kesiminden homurdanmalar geldi. Yeni anayasa pek çok sivil toplum örgütü tarafından yerden yere vuruldu.
Sürekli olarak
"Bu bir darba anayasasıdır" denildi. Hep, değiştirilmesi gerektiği söylendi.
İlginçtir,
1982 Anayasası'nı savunan kimse çıkmadı.
O günden bu yana hep kendime aynı soruyu sordum:
- Kimsenin memnun olmadığı, herkesin eleştirdiği bu anayasaya o kadar büyük "evet" oyunu kim verdi?
***
Aradan geçen 28 yıl içinde pek çok iktidarlar gelip geçti...
ANAP, tek başına iktidara geldiği dönemde
Anayasa'nın engellemeleri ile karşılaştı. Parti içinde defalarca
Anayasa'dan kaynaklanan sıkıntılar ortaya konuldu.
Ama değiştirilemedi.
SODEP hiçbir zaman bu anayasayı savunmadı.
SHP ve
CHP, bu anayasayı sürekli olarak eleştirdi. Solun her kanadından tepkiler geldi. Anayasanın değiştirilmesi için komisyonlar kurulup, raporlar yazıldı.
Yine olmadı.
Başbakanken ihtilale maruz kalmış,
Zincirbozan'a sürgün gönderilmiş, darbenin sıkıntılarını bizzat yaşamış
Süleyman Demirel Başbakan oldu. Yine anayasa yerden yere vuruldu, yine rahatsızlıklar ortaya konuldu.
Buna rağmen, değişiklik yönünde adım atılamadı.
Anayasa değişikliği daha sonra gelen iktidarlar döneminde de tartışıldı. Herkes memnuniyetsizliğini dile getirdi. Sürekli olarak yeni anayasa taslakları hazırlandı ve tartışma konusu yapıldı.
Tartışıldı, ama sivil bir anayasa hazırlama yönünde gereken adımlar atılamadı.
1982 Anayasası'nda darbecileri koruyan geçici maddeler bile değiştirilemedi.
***
Sorarsanız, toplumun her kesiminde konsensüs var...
Söylemlerine bakarsanız, bütün siyasi partiler anayasa değişikliğinden yanalar. Hepsi, yeni bir anayasa gerektiğini söylüyorlar.
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün tespiti doğru:
- Türkiye'de daha iyi bir anayasa konusunda mutabakat var. Hatta herkesin bir taslağı var. Metot, şekil ve dilden kaynaklanan zorluklar olabilir. Ama, temel konularda farklılık yok. Kimse anayasanın temel ilkelerini değiştirmek istemiyor.
Doğru, ama olmuyor.
Türkiye, anayasa değişikliğini gerçekleştiremiyor.
Cumhurbaşkanı Gül de,
"Maalesef yeni bir anayasa yapmak fırsatı kaçtı" tespitini yapıyor.
Cumhurbaşkanı, şimdi parça parça değişikliklerin tartışıldığını söylüyor. Bu değişikliklerle ilgili bir değerlendirme de yapmak istemiyor.
Çünkü, parça parça yapılacak anayasa değişiklikleri de zor görünüyor.
Neden acaba?
Aslında bu konu üzerinde çok fazla kafa yormak gereksiz. Bu ülkede anayasa değişikliği yapılamamasının sebebi açık ve net olarak ortada. Bu, bizim siyasi kültürümüzden kaynaklanıyor.
Bizim siyasi kültürümüzde
"uzlaşma" kelimesine yer yok!
Siyasi partilerimiz, iktidarda farklı, muhalefette farklı yaklaşımlar sergiliyorlar. Bizde,
"muhalefet" denince akla hemen iktidarın atacağı her adımı engellemek geliyor. Hiçbir muhalefet, iktidardaki partinin anayasayı değiştirerek prim yapmasını istemiyor. Biz, 28 yıldır anayasa değişikliğini bu yüzden tartışıyoruz! Böyle giderse de daha uzun yıllar tartışacağız!