IMF'in Türkiye tahminlerine ilişkin kısa bir sorgulama:
2009: Türkiye yüzde 6 küçülür.
2010: Türkiye yüzde 1,5 büyür.
2011: Türkiye yüzde 6.6 büyür.
2012: Türkiye yüzde 0.4 büyür.
***
Bir de gerçekleşen rakamlara ve hedeflere bakalım:
2009: Türkiye yüzde 4.8 küçüldü.
2010: Türkiye yüzde 8.9 büyüdü.
2011: Büyüme beklentisi yüzde 8.
2012: Hedef yüzde 4 büyüme.
***
Tahminlerle gerçekleşmeler arasında büyük fark var.
Türkiye'deki gelişim hızını okumakta sadece
Uluslararası Para Fonu (IMF) değil, kredi derecelendirme kuruluşları da yetersiz kalıyor. Belki de
kasıtlı olarak tahminler, beklentiler düşük tutuluyor.
Çünkü gerçek durum raporlara yansıtılsa, kredi notu artsa
Türkiye uçuşa geçecek.
Yaklaşık
700 milyar dolarlık bir fona sahip olan
Birleşik Arap Emirlikleri'nin Ekonomi Bakanı ile Abu Dhabi'de kısa bir sohbet imkanı bulduk.
Bakan Sultan Bin Said Mansuri, kredi notunun artması durumunda Türkiye'ye fon akışının doğal olarak hızlanacağını söyledi.
Ama ne yazık ki, uluslararası kredi ve derecelendirme kuruluşları
"siyasi" değerlendirmelerle
Türkiye'ye fon akışının hızlanmasını engellemek istiyor.
***
Peki yayınlanan
"hatalı",
"isabetsiz" raporlar Türkiye'yi engellemeye yeter mi?
Hayır.
Siz derecelendirme kuruluşlarına ya da IMF'in raporlarına bakmayın. Gerçek raporu ekonominin kalbinde yer alan işadamları veriyor.
İşte
TAV'ın ortağı ve
AKFEN'in patronu
Hamdi Akın'ın değerlendirmesi: "Türkiye'nin 2012 yılı büyümesi için
yüzde 0.4'lük tahmini yapanlar, işadamlarının içgüdüsünü hesaba katmıyor. Bu krizin bize yeni pazarlar açısından çok faydası olacak.
Yüzde 4'ün çok üzerine çıkarız.
Yüzde 9-10 büyürsek şaşırmayın. Ocak ayında
3.5 milyar dolar girmiş. Böyle giderse
dolar 1.60'a kadar iner. İstanbul'da Ocak ayında gelen yolcu sayısı
yüzde 23 artmış.
Türkiye'ye ilgi çok büyük. Bizi kimse tutamaz."
***
Bir tarafa uluslararası kredi ve derecelendirme kuruluşları, diğer yanda büyük bir işadamının öngörüleri.
Hükümet yüzde 4'lük 2012 yılı hedefinin arkasında.
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ise
"En az yüzde 4 büyürüz" diyor.
Yani sadece iş dünyası değil, ekonomiyi yönetenler ve "Devlet"i temsil edenlerin beklentisi de büyük. Aşırı büyümenin ardından
"sert düşüş" olacağını söyleyenler 2012 sonuna doğru öngörülerini revize etmek zorunda kalabilir.