Levent'in arka sokaklarında…
Bir kebapçıya girdim.
Çok salaş bir yerdi.
Yeni açılmıştı ve fazla müşteri yoktu.
Sipariş verdik, yemeğe başladık.
Bir ara kasadaki adama gözüm takıldı.
Sırıtarak bana bakıyordu.
Hiç yabancı gelmemişti.
Kimdi bu yahu?
Hatırlamaya çalışırken…
Kalktı yanıma geldi.
Gözlerime inanamadım.
Bizim Mustafa Topaloğlu idi o.
Müzik sektöründe dikiş tutturamamıştı.
Kebapçılığa başlamıştı.
İki saat neden müzikten kaçtığını anlattı.
"Bitti bu piyasa bitti" dedi.
Ve ekledi. "Hayat zorlaştı benim için" dedi.
Ona iki saat nasihat ettim.
Tavsiyelerde bulundum.
"Pes etme, kaçma" dedim.
"Yürü" diye seslendim.
Pes etmedi, yürüdü tekrar sektörde.
O günden beri nerede karşılaşsak…
Bana "Yürü" diye seslendi.
Ve Türkiye'den…
Survivor Adası'na…
Taaa Dominik Cumhuriyeti'ne kadar…
Yürüdü gitti.
Belki bir gün uzay mekiğinden…
Bilet alıp…
Uzayda yürüyecek.
Bir gün beni aradı.
"Artık yürümüyorum…
Sana geliyorum, yoldayım" dedi.
Anlamadım ne dediğini.
Yarım saat sonra aradı.
"Şu anda sana 200 metre mesafede…
Arka sokaktayım, hemen gel" dedi.
Gittim baktım…
Hayatında ilk defa araba almış.
Gıcır gıcır sıfır arabayı…
Bana gelirken…
Duvara toslamış ve parçalamış.
Ona soğuk su ikram ettim…
Soğuk sudan sonra…
Mustafa tekrar yürümeye başladı.
Ve hala da yürüyor.
Hayat da zaten…
Yürürken soğuk su içmek değil midir?
Ve insan ölürken…
Çöldeymiş gibi susar…
Su istemez mi?
* * *
"Bana bir bardak su ver kızım" dedi.
9 yaşındaki kız….
Hastane odasında koltukta uyuyordu.
Babaannesi hastaydı.
Ona refakatçılık yapıyordu.
Suyu isteyen ise hemen yandaki…
Yatakta yatan…
Tanımadığı yaşlı kadın hastaydı.
Ona bir bardak su verdi.
Tanımadığı kadın hasta içti.
Küçük kız tekrar koltuğa oturup…
Uyudu.
Sabah gürültüyle uyandı.
Zira odaya kalabalık doluşmuştu.
Ve gece yarısı su verdiği kadın…
Ölmüştü.
Son sözü olmuştu;
"Kızım su ver…"
O an…
Ölüm anıydı…
İşte o ölüm anında bir bardak su veren kız…
Şu anda "Doktorum" programını sunan…
Bizim Zahide idi…
Ölüm anında bir bardak suyun…
Bugün kendisini…
Hayat kurtaran televizyoncu noktasına…
Taşıdığına inanıyor…
"Ben de öyle inanıyorum" dedim Zahide'ye…
Her sabah 6.07'de telefonundaki alarm çalıyor.
Telefonunu eline alıyor.
Ve her sabah…
Yüklediği şu cümleleri okuyarak…
Güne başlıyor Zahide;
"Asla tekrarı olmayan…
Yepyeni bir gün başlıyor.
Uyan ve her anı yaşa.
Sana sunulanlara şükret."
Hadi bugün halimize şükredelim.
Ama yürekten..!
Bugün herkese su sunalım…
Su hayattır