Hem de yetim kalır.
Adam olunca da...
Hacer'e abayı yakar.
Evlenmeye karar verirler.
Düğüne on gün kala...
İsmail balıkçı teknesiyle Ege'ye açılır.
Tekne alabora olur.
Yunan tarafına Midilli'ye zor atar kendini.
Kısa süreliğine de olsa hafızasını kaybeder.
Midilli'de Yunan kızına aşık olup...
Onunla evlenir.
Sonra hafızası yerine gelir.
Ayvalık'taki Hacer'i hatırlar.
Ondan da vazgeçemez.
10 gün sonra da Hacer ile evlenir.
Bir gönülde iki aşk...
Biri Türk, diğeri Yunan.
Pazar günü 20.00'de atv'de başlayacak dizide...
'2 Yaka Bir İsmail'de...
Erdal Özyağcılar İsmail'i oynuyor.
Müthiş bir dizi...
Hafıza kaybından doğan iki eş...
2 yakasını...
Bir araya getirmeye çalışan İsmail.
Ekonomik krizi yaşayan...
Seçimler sonrası kaosa giren...
Neredeyse hafıza kaybını yaşayan...
Yunanistan da bu diziyi sevecektir.
Fransa'nın Sarkozy diye bir hafızası vardı.
Evlere şenlikti.
O hafızayı da hafızalardan sildi Fransızlar.
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün yanına...
Sakız çiğneyerek çıkınca Sarkozy...
Melih Gökçek de onu...
Havaalanından sakız çiğneyerek uğurlamıştı.
Sarkozy şimdi işsiz.
Melih Bey onu Ankara'ya çağırıyor.
"Gel sakız fabrikası kur...
Arsan benden" diyor.
Hafızanızı yoklarsanız hatırlayacaksınız.
Sarkozy tuvalet kağıdı üretmişti bir firmamız.
Orada da işe girebilir Sarkozy.
Belki isim telif hakkından...
Üç beş kuruş alabilir.
İnsanların hafızası...
Zaman zaman gidip gelebilir.
İsviçre'de takım çalıştıran Murat Yakın...
Kendisine Türk asıllı denmesine öfke saçmış;
"Bana Türk demeyin...
Ben İsviç'im" demiş.
Hatta İstanbul'a geldiğinde...
"Aaah İsviçre ah...
Vatanım" diye iç geçirmiş hep.
Hafıza kaybı işte insanı böyle yapıyor.
Bari adını falan da İsviçre'ye adapte etsin.
Muratson Uzakson filan yapsın.
Ve size bir ustadan...
İlginç bir açıklama;
"Türkiye'deki bir sette...
Günde beş kez ezan için durursun...
Aziz Allah dersin, beklersin, çay içersin...
Amaa filmde duyulmaz o ezan.
Bir yabancı buraya geldiğinde Mutlaka bir İstanbul sabahı uyanır...
Ezanı bir çeker.
Sen de Batıcı kafalı biri isen...
'Bunlar da bizi böyle gösteriyor' dersin.
Yerelliğin bir numaralı şeyi din.
Gelişim olarak...
Materyalist bir kampın ağırlığı söz konusu.
Buradaki materyalizmin...
Bizdeki karşılığı laikliktir.
Bu iş din eşittir yobazlık denklemine kadar gitti.
Hepimize yansıyan din deyince gözümüzün önüne...
Cumhuriyet dönemi filmlerindeki...
Deli, kötü kişiler geldi."
Yılmaz Erdoğan söylüyor bunları.
Altına imzamı atarım.
Ah sevgili Yılmaz ah...
Dedim ya...
Bazıları bize hafızamızı unutturdu.
Ezana filmlerimizde yer vermekten...
Korkar hale getirdi.
Sinema filminde din adamı deyince de...
Deli, simsiyah suratlı...
"Vurun kahpeye" diye salyaları akan...
Kötü kişileri öne sürdüler.
Bırak hafızayı...
Beynimizi yediler beynimizi...
Yabancı gelip Ezan'ı ilgiyle kameraya çekerken...
Bizi Ezan'dan rahatsız hale getirdiler.
Ah Yılmaz'ım ah...
Bizim iki yakamız öbür tarafta...
Bir İsmail etmez.