Mafya babası kızını evlendirir, şeref misafiri olarak da mutlaka
'bilmemne müdürü' veya bir iki
bürokrat davet edilir. Bunlara kalsa
'mafya ile ortalarda görünmek istemezler' ama el mecburdur.
Sonuçta,
'3 bin davetlinin arasında araya kaynarım' umuduyla, arka kapılardan dolanıp bir yerlere oturulur, eğlence başlar, takılar takılır ve bir bakarlar ki
mafya başıyla kameralara poz veriyorlar!
Bizim şuursuz davetli, ancak ertesi günün manşetlerinde, kendini Don Corleone'nin kollarında görünce anlar ne halt ettiğini... Şimdi burada, umuma açık bir salonda yani, kameraya yakalanmayı bir nebze anlayabiliyorum. Anlayamadığım, diğer özel mekanlardaki gayr-ı meşru buluşmalarda,
neden ısrarla fotoğraf çektirdikleri? Misal otel lobileri, toplantı odaları veya makam ofisleri... Yahu siz zaten gizli işler çevirmek için oradasınız. Peki hangi akla hizmet, bir de poz veriyorsunuz? Üstelik sırıtarak! Sonra kim çekiyor foto'larınızı?
Bir çeşit şuur kaybı diyorum ben bunlara. Ya da bizim yan mahallenin kızlarının her vesileyle, 'hadi bacım resim çekinelim' merakı gibi bir şey... İşte son örnek;
ROJ TV'yi yayımlayan
MED TV şirketi eski Genel Müdürü
Maonuchehr Zonoozi'nin, Hakurk kampındaki görüşmelerini belgeleyen fotoğraflar, nihayet Danimarka ve Türk medyasında yayınlanarak gün yüzüne çıktı! Benim aklıma da aynı sual düştü; Neden belgeleme ihtiyacı duyuluyor? Veya 's..çıp, bir de üzerine kahverengi diye yazıp koymak' niye? Sonra da inkar ediyorlar,
"Yok ben oradan geçiyordum aynı kareye düşmüşüz, yok kim olduklarını biliyordum valla..." Dedik ya, bu fotoğraf 'çekinme' merakı bir gün sonları olacak!
* * *
"Hepimiz cahil doğarız ama aptal kalmayı sürdürmek için çok çalışmak gerekir. Benjamin Franklin
* * *
ERKEK GÖZÜYLE HÜLYA AVŞAR
Yaz geldi göbekler fora, yazmazsak olmaz... Pek çok şeyde öncü olduğu gibi vücut göstermede de bu yılın birincisi, Hülya Avşar kızımız. Bakın adı üstünde 'kızımız' dedik. Buradan anlayacağınız gibi Hülya'nın bikinili görüntüsünü beğenenlerdeniz. Bir kere yaşını göz önüne alırsanız, sonuç gayet iyidir! Biraz göbek, biraz selülit var ama onlar da dert değil, iki masaja, iki spora bakar. Geriye ne kalır? Bir ünlü kadının kendine-bedenine duyduğu o muhteşem güven duygusu. Hani eline kalemi alıp veryansın eden bazı kadın yazarlarımızda olmayan şey! Hülya Avşar'ın böylesine fütursuzca soyunup dökünmesi 'güçlü kişilik' göstergesidir. Ve bir erkek gözüyle 'kadındaki taş gibi vücuttan' önce gelir.
Ayrıca Hülya kızımız verdiği bu pozla bazı 'şekilcilere' şunu demektedir; "Çok şükür sağlıklıyım, ele güne muhtaç değilim, kızım pırlantalar gibi yetişiyor, bir adama aşığım üstelik ilişkimi adam gibi götürüyorum vs..."
Bunlar bazı geri zekalıların öne sürdüğü ve eleştirdiği 'göbekten' daha mı önemsizdir acaba?
O bazılarının kadın olanlarını daha insafsız buluyorum. Haliyle de Avşar kızıyla kıyaslıyorum. Tavsiyem, önce gizli bir köşede soyunup görünür organlarını inceleyecekler. Nasıl? Daha beter değil mi? Üstelik bu genç yaşta... Bir de şunu düşünsünler isterim bu genç kalemler... Avşar'ın bu saatte vücudu deforme olabilir, yüzü de kırışabilir. Ama hiç olmadık bu kadın hayatı boyunca güzel olmuştur ve bunun sefasını sürmüştür! Ya siz, ona çamur atanlar? Neyin sefasını sürmektesiniz?
* * *
"Unutmayın ki dünyada en güzel şeyler, en yararsız şeylerdir.
Tavuskuşları ve zambaklar örneğin!" John Ruskin