• Facebook
  • Twitter

Gez gör arpacık

Nagasaki'ye atom bombası atan pilot Charles W.Sweeney'in hayatını anlatan bir belgesel izledim geçen akşam. Sonra da anımsadım.
Yıllar önce Japonya'ya gitmiştim haber yapmaya. Ülkenin pek çok yerini gezip görüp de Hiroşima ve Nagasaki'ye gitmemek olur mu?
Oralara da gittim, görüntüledim pek çok şeyi. 1945 yılında bu iki kenti handiyse yok eden atom bombaları konusunda çok kişiyle görüşüp söyleşiler yaptım.
Amerikan Ordusu'nda artık hangi yaratıcı dehanın parlak buluşuysa, bombalara Little Boy (küçük çocuk) ve Fat Boy (şişman çocuk) adları verilmişti.

Nagasaki'de öleli

Bunlardan Şişman Çocuk, olanca ağırlığıyla şehrin böğrüne çöktüğünde mantar gibi yükselen dev bir bulut oluştu. Bazı radyoaktif maddeler bir süre bu bulutla yukarı doğru yükselip, birkaç dakika sonra da yere indi. Bunların etkisi pek fazla olmadı. Çünkü kentteki insanların büyük bölümü zaten ilk patlamanın darbesiyle ölmüştü. Şehir haritadan silindi, 250 bin kişiden 75 bini patlama anında öldü.

Geçici körlük

Daha yukarılara çıkan ve rüzgârla savrulan radyoaktif parçacıklar ise, çok uzaklara giderek ölüm tehlikesini buralara da taşıdı. Aşağıda şavkıyan ateş topunun yaydığı termal radyasyon kısa süreli ve kısa erimli X ışınları şeklinde yayıldı. Daha sonra ise, birkaç saniye süren, uzun dalga enfraruj ya da görünebilen ışınlar ortaya çıktı. Bunlar deri yanıklarına, yangınlara ve körlüğe neden oldu. Oluşan güçlü ve parlak ışık geçici körlüklere neden oldu. Binlerce insan gözünün retinası yırtıldı. Bedenler yandı.

Hücreler yok oldu

Radyasyon insanlarda korkunç ve ölümcül sonuçlar verdi. İlk belirtiler kusma, bulantı, baş ağrısı, mikroplara dirençsizlik biçimindeydi, ardından kitle halinde ölümler geldi. X ışınları, gama ışınları, alfa ve beta parçacıkları, yani radyasyon canlı organizmalarda büyük zararlara neden oldu. Bunlara maruz kalan hücrelerin normal işlevleri değişikliğe uğradı ya da hücreler tümüyle yok oldu.

Atom hastalığı

Ayrıca, organizmada zehirli ürünler ortaya çıktı. Kromozomlar parçalandı, hücreler şişti. Kısa süre sonra, hayatta kalanlar garip bir hastalığa yakalandı. Kusma, iştah kaybı, ishal, yüksek ateş, halsizlik, vücutlarının birçok bölgesinde mor halkalar, ağız, dişeti ve gırtlakta kanama, saç dökülmesi, ve akyuvarların azalması. Buna "atom bombası hastalığı" dendi. Hafif yaralanmış görünen kişiler, çok kısa bir süre içinde veya aylar sonra öldüler...

Ölülerini gömemediler
Bedenleri asfalta kazınan insanların izleri yanı sıra faciayı belleğine kazıyanlar oldu. Hiroşima ve Nagasaki'de bu insanlarda "mental anestezi", "menfal felç" durumları saptandı. İnsanlar en yakınlarını bile gömemez hale gelmişlerdi. Bunun sonucunda oluşan suçluluk ve kendini aşağılama duygusu ise, kurtulanları büyük ölçüde etkilemişti.

Yapraklara, dallara

Radyoaktivite yalnızca insanları etkilemedi. Ayrıca, su, yiyecekler, hayvanlar ve bitkilerde de büyük zararlara neden oldu. Büyük orman yangınları çıktı. Yaprak, gazete kağıdı, yatak, içi doldurulmuş mefruşat ne varsa tutuştu. Elektrik, havagazı santrallarında yangınlar çıktı; bu, ölümleri daha da artırdı.

Bir pilot öldü

Nagasaki'ye atom bombası atan pilot Charles W. Sweeney bu işi becermeden 3 gün önce de, yani ilk atom bombası Hiroşima'ya atılırken de refakatçi uçakta da görev yapıyormuş. Henüz 29 yaşında bir genç subayken bu katliamın tetikçisi olması büyük bir ün sağlamış ona. Kod adı "Fat Boy" yani şişman çocuk olan bu ölüm bombasını atan Sweeney 1956'da Amerikan Ordusu'nun en genç yaşta, 36 yaşında tuğgeneral olmayı başaran subayı olmuş. 1976 yılına kadar da en üst rütbelerde görev yapmış. Aldığı ödüllerin, madalyaların sayısı sürü sepet...

Ne yedi ne içti?

Belgeselde de gördüm ki bu bombacı pilotun ne zaman nerede ne yaptığı, ne yiyip ne içtiği, ve en sonunda geçtiğimiz gün kaldırıldığı hastanede ve 84 yaşında nasıl öldüğü milimi milimine bilinmekte.
Lakin ne hazindir ki sebep olduğu katliamda, yani Nagasaki'nin haritadan silinmesinde ölenlerin kaç kişi olduğu bugün dahi bilinmiyor. Tahminlere göre bombanın atılışından sonraki 5 yıl içinde ölenlerin sayısı 150 bin...

İnsanlık tarihi mi?..
Sevgili dostlar; Pearl Harbour filmini seyrettiyseniz başında "İnsanlık tarihinin en alçakça saldırısı" diye yazar. Buna kızanlar, öfkelenenler çok olmuştu hatırlayın. Aslında kızmamak darılmamak lazım. Çünkü çok doğru çok yerinde bir tespit bu.
Hiroşima ve Nagasaki'ye yapılan saldırıların ve bunu gerçekleştirenlerin insanlıkla uzak yakın bir alakası olmadığından, insanlık insanlık tarihinde de yer verilmemiştir bu saldırılara...