Futbol fukarası takım, maçtan sonra sevinç zenginiydi. Şaşırtıcı geldi bana.
Sadece Alex'e parantez açacağım.
Siperdeki askere, bazen şehri tek başına savunmak düşer ya... Alex'in durumu aynıydı.
Peki, Ankaragücü'nün sayılmayan golüne ne diyeceğiz? Aziz Yıldırım'ın, hakemlere açtığı savaşın, ilk ganimeti mi?
Antalya'daki Galatasaray'da, defans yine "kağıttan aslan"dı
Ülkenin en kolay gol yiyen takımı.
Bu maçta da hakem meselesi vardı.
Galatasaraylı Caner'in, ilk yarının son dakikasında Sedat'a yaptığı hareket penaltı.
Antalya'yı, kurban ettirmenin sebebini de, Adnan Polat'ın güç gösterisinde arayın.
Beşiktaş'ta düşünüldü: Nihat Kahveci bir felaket. Onun varlığı, Beşiktaş'ın yokluğuna dönüştü. Bakınız: Beşiktaş'ın Manisa maçı.
Ondaki beceriksizliği, Beşiktaş'taki avukatlar bile savunamaz.
Ligde özel istek üzerine, ikinci hafta yine aynı takım başrolde: Kayserispor.
Görünen o ki, onlar meşaleyi geçici liderlik üzerine değil, büyük hedefler adına yaktılar.
Aldıkları 3 puan inancın ve ciddiyetin bedeli.
Futbolun hakkını verenlerin, futbol da hakkını veriyor.
Ligin tadını kaçıran hakem senaryolarından, bu hafta çokça mevcuttu.
O yüzden, bu haftaki hakemler için, MHK'nin kapısına siyah çelenk bıraktım.
"Hakemler, puan cetvelinin yakasını bıraksın" pankartıyla!
Ayna olsaydım. En çok hakemlere kırılırdım